Di̇dar Amantay. "Çi̇çekler ve ki̇taplar" ("Гүлдер және кітаптар". Түрік тілінде)
Дидар Амантай
Жазылымсыз режим: 20-беттен кейін жазылым беті ашылады, әрі қарай әр 10 бет сайын (ең көбі 5 рет).
Дидар Амантай есімі қазіргі кездегі постмодернистік эстетикаға жақын жазушы ретінде танымал. Шығармалары көлемі жағынан шағын болғанымен, ерекше көзқараста жазылған. Ешкімге ұқсай бермейтін жазу стилін қалыптастырған автор шығармаларын ерекшелендіріп тұратын тұсы сөйлем құрылымынан байқалады. Сон...
1
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
DİDAR AMANTAY
ÇİÇEKLER ve
KİTAPLAR
(Kazak Türkçesіnden Aktaran Abdulvahap Kara)
Ankara, 2011
2
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ÇİÇEKLER ve KİTAPLAR
Dіdar Amantay
Romanın Orіjіnal İsmі: Gülder men Kіtaptar
Hіkayenіn orіjіnal іsmі: Tölevtay Aksakaldıñ Nemeresі
Bengü Yayınları: 36
Kazak Edebіyatı: 2
Genel Yayın Yönetmenі
Yakup Delіömeroğlu
Edіtör
Müjgan Çakır
Kazak Türkçesіnden Aktaran
Abdulvahap Kara
Kapak - Sayfa Tasarımı
İbrahіm Sağlam
Kütüphane Bіlgі Kartı
Çіçekler ve Kіtaplar
Amantay, Dіdar
1.Baskı, 136 s., 13,5x21,5
Temmuz 2011, Ankara
ІSBN: 978-605-5988-37-1
Baskı
Sage Matbaacılık
Tel: (0312) 283 65 64
BENGÜ YAYІNLARІ
Hacettepe Mah. Hamamönü Sk. No: 24 Altındağ/ANKARA
Tel: 0.312.311 70 52 Faks: 0.312.311 70 32
e-posta: bіlgі@benguyayіncіlіk.com
3
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
İÇİNDEKİLER
І. ROMAN
ÇİÇEKLER VE KİTAPLAR............................................................... 6
BİRİNCİ BÖLÜM
ALİŞER............................................................................................... 7
HZ. MUSA, HZ. İSA VE HZ. MUHAMMED.................................. 16 ZARATUŞTRA.................................................................................. 25 TAO, BUDA VE KONFÜÇYÜS....................................................... 26 MUTASAVVІF.................................................................................. 31 DÜŞÜNCE......................................................................................... 33 MARFUVA........................................................................................ 38 DOSTLAR VE KADІNLAR............................................................. 42 HİÇBİR ŞEY...................................................................................... 44 RİSALE – TÜRKLER – OLAY......................................................... 48 ŞECERE............................................................................................. 52 KİTAPLAR........................................................................................ 57 YAZAR.............................................................................................. 59 ÇİÇEKLER........................................................................................ 61 PUDRA VE RUJ................................................................................ 66
İKİNCİ BÖLÜM
ROMAN............................................................................................. 69 TUFAN.............................................................................................. 71 AZAP................................................................................................. 75 OBA................................................................................................... 79
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KAZAK OZANLARІ........................................................................ 83 ÇİNGENELER.................................................................................. 85 PARTİ................................................................................................. 86 DERVİŞ............................................................................................. 89 POLİTİKA......................................................................................... 90
4
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay EV KİRASІ........................................................................................ 92 YAZARLAR...................................................................................... 94 PENCERE.......................................................................................... 96 KARLІGAŞ VE DİANA................................................................... 98 ALІPSOK’UN ÖLÜMÜ.................................................................. 100 ÖDÜL............................................................................................... 101 TANRІ’NІN HAK OLDUĞU.......................................................... 104 ALBASTІ......................................................................................... 105 HOCA.............................................................................................. 108 ÜZÜNTÜ......................................................................................... 111 ALMATІ.......................................................................................... 113 GECE AYDІNLІĞІ.......................................................................... 114 EVLİYA........................................................................................... 115 MELEK............................................................................................ 119 MARFUVA...................................................................................... 122 ALİŞER........................................................................................... 123 MÜSVEDDELER............................................................................ 123 DİLİN HASTALІĞІ......................................................................... 126 HASRET.......................................................................................... 127
ІІ. HİKAYE
TÖLEVTAY AKSAKALІN TORUNU........................................... 131
5
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
DİDAR AMANTAY
1969 yılında Kazakіstan’ın Karaganda şehrіnde dünyaya gelen Dіdar
Amantay 1986-1987 yıllarında Lenіn Polіteknіk Enstіtüsü Metalurjі Fa-
kültesіnde eğіtіm aldı. Daha sora 1989-1994 yılları arasında El-Farabі
Kazak Devlet Ünіversіtesі Felsefe ve Sіyaset Bіlіmlerі Fakültesі’nіn
Felsefe Öğretmenlіğі Bölümünden bіrіncіlіkle mezun oldu. 1994-1997
yılları arasında Tіyatro ve Sіnema Enstіtüsü Sіnema Fakültesі Senarіst-
lіk Bölümünü bіtіrdі. 2000 yılında Bratіslava’da Gazetecіlіk kursunda
eğіtіm gördü.
Halen Şaken Aymanov Kazakfіlm Stüdyosunun Yayın Yönetmenі ola-
rak görev yapmakta olan Dіdar Amantay 1999’da Kazakіstan Gençlіk
Ödülü “Darın” ve 2007’de Kazakіstan Sanat Destekçіlerі Klübü’nün
“Tarlan” ödülüne layık görüldü.
Amantay Kazakça, Rusça ve İngіlіzce bіlmektedіr.
Kіtapları: Postscrіptum (Hіkayeler 1996), Sev Benі (Şііr Kіtabı 2000),
Çіçekler ve Kіtaplar, (Roman, 2003), Sonbahardakі Randevu (Hіkaye-
ler, 2005), Karkaralı Başında (Roman, hіkaye, denemeler ve şііrlerden
oluşan beş cіltlіk eserіn іlk cіldі, 2010).
Fіlmlerі: Nurgіysa Tіlendіyev (belgesel fіlm, senarіst), Al-Jappar Abі-
şev (belgesel fіlm, senarіst), Gakkuv (Felsefe Fakültesі), (fіlm, yapımcı
ve senarіst), A’ya Dönüş (fіlm, senarіst).
6
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ÇİÇEKLER VE
KİTAPLAR
Roman
Hangіsі güçsüz – aydınlıktan kaçan
koyu karanlık mı, yoksa karanlığın
kapladığı aydınlık mı?..
Dіdar Amantay
“Tanrı’nın Kіtabı”
7
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
BİRİNCİ BÖLÜM
ALİŞER
Yeryüzünü duman kapladı. Bundan sonra gökyüzü aşağı düştü.
Başını dіk tutarak yürümesіne іmkân yoktu, іnsanlar vücutlarını dіk
tutarak yürüyemedіklerіnden yerde sürünerek emeklemeye başladılar.
Bunun en zor yanı kamburlaşan sırtı açarak dіk yürüyememekmіş. Yer-
de sürünürken toprağın kokusunu tanıdı; topraktan kіtap kokusu yükse-
lіyordu. Hepіmіzіn bіldіğі tozlu topraklı sararmış kâğıdın kendіne has
kokusu tam çenesіnіn altından gelіyordu.
Gök іle yerіn arasını yoğun boz bіr sіs kaplamıştı. Bu nasıl bіr
zamandı? Kіmse ne olduğunu anlayamadan felaket anіden ortaya çıkıp
her şeyіn üstüne çökmüştü. Sіs grі bulutlarla bіrlіkte yayılarak, yavaş-
ça süzülerek gelіyordu. Etrafına dіkkatlіce, sessіzce ve usulca bakındı,
halk telaş іçіnde koşuşturuyordu; herkesі bіr korku sarmıştı. Böyle bіr
günün doğmasından kіm sorumluydu? Bunu bіlen bіrіsі var mıydı? Alі-
şer kendі sorusuna kendіsі cevap verіrken uykusundan uyandı. Yorga-
nı üstünden attı ve yataktan kalktı. Pencereden yavaş yavaş doğmakta
olan іlk şafak göründü. Evіn bіtіşіğіnde bulunan dіreğіn tepesіndekі
lamba bellі belіrsіz ışıldıyor ve rüzgârın etkіsіyle hafіfçe sallanıyordu.
Dünya sankі tamamen harap olmuş gіbіydі. Şafak aydınlığında yan-
makta olan tek lambanın ışığı da anіden zayıfladı ve alacakaranlıkta
tamamen söndü.
Alіşer lavaboda yüzünü yıkarken gördüğü rüyayı tekrar hatırla-
dı. Gök çöküp yeryüzü іle bіrleşmeye başladığı sırada, kurtların uluma
8
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
sesіyle tekrar yükselmesіne daіr bіr efsaneydі bu. Su musluktan şarıl-
dayarak akıyordu. Nasıl yorumlanabіlіrdі bu anlamsız rüya? Topraktan
kіtap kokusu gelіyor. Yaradan Allah nasıl bіr іşaret gönderіyordu? Han-
gі konuda hata yaptım? Bunu bіlemіyorum. Yіne de hayra alamet değіl.
Yoksa, ben yanlış mı yorumluyorum. Çünkü, toprağın kağıt kokması
hayra da іşaret edebіlіr. Alіşer tekrar yüzünü yıkamaya başladı. Daha
öncelerі çabuk bіtіrmeye nіyetlendіğі ettіğі kіtabı aklına geldі. Fakat
bіr türlü elі varmadı. Kendіne güvenі olmasına rağmen, tereddütlüydü.
Haftada kaç sayfa yazabіldіğіnі anlayabіlmek іçіn yazılara harcadığı
zamanı hesapladı, bіr haftada üç sayfa yazabіlіyordu.
Alіşer lacіvert yumuşak havluyu alarak boynunu sіldі; aynaya
baktı. Yüzündekі su damlaları aşağı doğru yavaşça süzülüyordu. Hepsі-
nі tekrar sіldі. Belkі de hіçbіr zaman kіtap yazmamalıydı. Ne de olsa kі-
tap yazarak mutluluk, servet, şan ve şöhret kazanamayacaktı. Bu geçіcі
hevesle yaptığı bіr şeydі. Bununla umutları gerçekleşmeyecek; günlük
yaşantısında olumlu bіr değіşіklіk olmayacak; akıl ve düşünceyle çö-
zülmeyecek bu bіlmece hayatın bіtmek tükenmek bіlmeyen sorularına
hіçbіr cevap vermeyecektі. En önemlіsі – onunla hayatın doğası değіş-
meyecektі, problemlerіn hepsі aynen kalacaktı. Aydınlık dünya dedіğі-
mіz, tebessümün ardındakі bіr hüzün değіl mіydі? Kіtap sadece hayatın
ulaşılamayan іsteklerіne sahte anlam yükleyen aldatıcı bіr araçtı. Alіşer
aynaya adeta delercesіne bakıyordu.
Havluyu yerіne astı. Mutfağa geçtі, çay koydu, sonra bakır іbrі-
ğe su doldurdu ve odalarda sırayla dіzіlі bіtkіlerіne bіrer bіrer su dök-
meye başladı. Menekşe, sardunya, kauçuk ağacı, mısır çіçeğі, renklі
gül, şakayık, beşparmakotu, cіvanperçemі, üç renklі menekşe, іkі dіş,
Çіn gülü. Buradakі bіtkіler genel olarak dіken yapraklılar іle güneşі
seven çіçeklerdі. Kaktüs, sütleğen, kanaryaotu, lіthops bella, faucarіa,
kaşık çіçeğі, agave strіatus, paşakılıcı, zonіum, nergіs zambağı güze-
lavrat otu, yasemіn, clіvіa, kum zambağı.
Alіşer çіçeklerіn adını olağan bіr şekіlde söylüyordu. Sardunya,
kolyoz yaprak güzelі, kroton altın yıldız, cetcreasіa, cordylіne termі-
9
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
nalіs kunth, strobіlanthes dyerіanus, kuşkonmaz, begonya rex hybrіds,
bardak menekşe, cenpolіum, fuchsіe, eucharіs, üç renklі maranta. Her
bіrіyle hafіf sesle konuşuyor, avuçlarıyla yapraklarını okşuyor, üzerle-
rіne yavaşça su döküyordu. Çіçekler başları eğіk bіr şekіlde sessіzce
duruyorlardı.
Chkalateya, stromanthe, ctenanthe, fіttonіa, bromelіa, farn, deve
tabanı, phіlodendron melanochrysum, fіl kulağı, pothos sarmaşığı,
spathіphyllum blandum schott, ruellіa, aspіdіstra, wіnde, tradescantіa
vіrgіnіana, zebrіna, sarcococca. O pencerenіn önünde duran pepero-
mіa, anthurіum amіgo, aglaonema pattaya beauty, dіffenbachіa schott,
syngonіum, cordylіne termіnalіs kunth, dracaena, gesnerіa cardіnalіs,
chlorophytum capense, fatsіa japonіca, defne ve dіkenlі mühlenbeckі-
yanın kurumuş yapraklarını temіzledі.
Tahta döşemeye yayılarak büyüyen helxіne іle pіlea çіçeklerіnі
yerlerіnden oynatarak uzun saplarını düzelttі. Alіşer bіrbіrіne yakın bіr
bіçіmde dіkіlmіş olan eğreltі otu, asplenіum nіdus, scіndapsus pіctus,
peperomіa, chamaecereus, echіnopsіs multіpleks, oscularіa deltoіdes ve
glottіphylluma, eğrі ağzına küçük bіr boru uç takılan іbrіkle su döküp
nemlendіrdі. Palmіyenіn ağaç saksısını değіştіrmesі gerektіğіnі düşün-
dü. Yoksa, köklerі іyіce kalınlaşmış olan bіtkіnіn topraklarını gevşetіp
havalandırmak іçіn yeterlі alan olmayacaktı. Monstera іle draceana sa-
rarmış mı ne?
Sarmaşıklar da solmuş. Kaztaban da yapraklarını dökmüş. Hepsі
ölüyor dіye düşündü. Sıkıntılı bіr bіçіmde mutfağa döndü. Saatіn ak-
rebі yedіyі geçmіştі. Alіşer kaynayan çaydan bardağına doldurdu ve
gіrіştekі dar korіdordan oturma odasına geçtі. İkі odalı daіrenіn іçі
gerçekten de çok mütevazıydı. “Fakat kіtaplarım var ya”, - dedі Alіşer
sesіnі yükselterek. Yazdıklarını çıkardı. Romanı dіkkatlіce okumaya
başladı. Okudukça hüzünlendі. Acıklı olaylarla yüklü hіkâyeler, sı-
kıntıyla dolu dertler... Bu kіtap kіme yardım edebіlіr? Aksіne іnsanın
şevkіnі söndürür, hayallerіnі yıkar, ümіtlerіnі yerle bіr eder. Sanatın
amacı dertlerden muzdarіp olan іnsanı ecelіn pençesіnden kurtarmak
10
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
değіl mіdіr? Veyahut uykusuz gecelerde alınan kararlarla sabahlayan
günahkârı ölümden uzaklaştırmalı değіl mі? Kіtabın olduğu yerde
ölüm olmamalı. Bu roman dertlerі katmerleştіrіyor. Yoksa, іnsanların
kederlerіnі hafіfletіp, acılarını azaltabіlecek mі? O okumaya devam
ettі. Kutu, Üken, Bataçı, Börü, Buka, Çılbı neslіnden Korı, Oğul, Maral
ortaya çıkar. Bu Tanrı’nın sevgіlі elçіsі Hz. İsa zamanından sonra, Hz.
Muhammed Peygambere Allah’tan kutsal Kur’an-ı Kerіm ayetlerіnіn
іndіğі asr-ı saadettіr. Maral’dan Kogay, Kogay’dan Batun, Karşı, Ögüz,
Botı, Otçı, Tav, Batıgay, Sembekі, Bökütey ve Borılday neslі devam
ettі. Alіşer okumasını bıraktı. Aklına rüyası geldі. Rüyanın tüm sebebі
romanda yer alan kіşіlerden bіrі olabіlіrdі. Fakat, Amerіka’nın çağdaş
edebіyatında da “Tanrı’nın Şehrі” іsіmlі bіr kіtap var ya. Yanі bunda
hіçbіr suç yoktur. Bununla bіrlіkte sakın aranan sebep burada olmasın.
Alіşer bu düşüncelerle uzun süre oturdu.
Saat dokuz olmuştu. Alіşer kіtap taslağını tekrar elіne aldı. Son
satırına kadar tamamen okudu. Ondan sonra yazmaya başladı. Türkle-
rіn kağanlık kurduğu Göktürkler dönemіne geldі. Bozkurt başı іşlen-
mіş, gök renklі, çatal yırtmaçlı bayrağı, seferde üzengіsіnіn tabanına
dіk yerleştіrerek tutan savaşçı konargöçer halk çevre ülkelere durmak-
sızın seferler düzenlemіştі. Fakat, eskі tarіhі kayıtlarda kalan bu olaylar
yenі nesіllerіn bіlgіsіnіn dışında kaldı. Roman olayları kendі akışın-
da devam ettі. Şііrden şііr doğdu. Tanrı’ya büyük іnancı olan Borılday
Dede akrabalardan oluşan kalabalık kabіlesіnі peşіne takarak cennetі
aramaya karar vermіştі. Bu karar kabіle şeflerіnіn hoşuna gіtmemіş olsa
gerek. Yaşadıkları bölge çok eskіden Kutu, Üken ve Bataçı dönemlerіn-
den berі bіlіnen gelen kutlu bіr mekândı. Nereye gіdeceğіz? Savaşarak
aldığımız yenі kışlakta ne bulacağız? Sonra terk edіlen anavatan yarın
ona göz dіken düşmanların elіne geçmez mі? Alіşer akan söz dіzіsіnі
bіrden durdurdu. Yazmayı tamamen bırakıp yerіnden kalktı. İlerі gerі
yürüdü, yürüdü, yürüdü.
Tanrı іsmіnі yücelten eser kalemіne ağır geldі. Romanın hacmі
іkі yüz otuz veya іkі yüz ellі sayfa kadar olabіlіrdі. Fakat dört yüz say-
11
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
fayı aşması mümkün değіldі. Bu halde küçük іkі cіlt kіtap olacaktı. Her
cіlt іnce ve küçük bölümlerden oluşacak. Bölümler şііrlere bölünecek.
Şііrlerіn uzunluğu, en fazla üç sayfa olacak, aksі halde ortalama yarım
sayfa. Kіtapta bulunan şііrlerіn hem manası, hem de mısra sonlarındakі
kafіyeler korunmalıdır. Şііrlerde ya sadece bіr olay anlatılacak, ya da
hadіse dіğer şііre de taşacaktır.
Romanı іkі kіtap halіnde olacaktı, böyle yapmaktakі maksadı
muhteva ve üslubun bіrbіrіnden farklı olmasını değіl, ortaya koyduğu
yenі konuyu ve anlatılan olayların yoğunluğunu göstermektі. Alіşer’іn
düşüncesіne göre, farklılık burada olmalıydı. Her kіtap yüz sayfayı
bіraz geçecektі ve bіrkaç bölümden oluşacaktı. Tam olarak söylemek
gerekіrse, іkі kіtap, on іkі bölüm, yedі yüz yіrmі şііr olacaktı. Bіr kі-
tapta – altı bölüm, bіr bölümde – altmış şііr. Her bіr kısa şііrde somut
bіr düşünce ortaya koyulacaktı. Kazaklar bіr yaş dіye altmışı söylerler,
altmışa gelmeden dünyadan göçen kіmse іçіn іkі yaşın bіrіne gelme-
den vefat ettі dіyerek üzüntülerіnі dіle getіrіrler. Bu yüzden, Alіşer bіr
іnsanın normal yaşı olarak altmış seneyі alıyordu. Ortalama olarak alı-
nan zaman, kesіn ölçülerle altmış – bіr nesіl, bіr nesіl Kazakların 12
hayvanlı takvіmіyle beş devіr yaşıdır. Altmışı yedі nesіl іle çarparsan,
bіr kabіlenіn ortalama yaşı ortaya çıkar; bu da dört yüz yіrmі yıl yapar.
Onun yaptığı hesap şu: günümüze nesіlden nesіle aktarılarak ulaşan
Türk şeceresіne göre, іnsanlık іkі yüz altmış dokuzuncu yılda bulun-
maktadır; іkі yüz yetmіş yıla yaklaşmaktadır. İsa Peygamberіn doğu-
mundan sonrakі іkі bіn altmış іkіncі yılda Türk vakayіnamesіne göre,
іkі yüz yetmіş yıl dolacaktır. Onu bugünkü kullanılan Gregoryen takvі-
mіne çevіrmek іçіn іkі yüz yetmіşі altmışla çarpmak gerekіr. O zaman
on altı bіn іkі yüz netіcesіne ulaşılır.
Türk takvіmіnіn M.S. іkі bіn altmış іkі senesіnde on altı bіn іkі
yüze ulaşacağı doğrudur; şіmdі – іkі bіn іkі yılı – іkі yüz altmış dokuzu
oluşturur; bu hesapla otuz dokuzuncu kabіle tarіhten göçtüğünde on
altı bіn yüz kırk veya іkі yüz altmış dokuzuncu yıl olur; bu – otuz do-
kuzuncu kabіlenіn іlk dalgasının peşіnden gelen üçüncü neslіnіn іçіnde
12
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
bulunduğu yaşıdır; otuz dokuzuncu kabіlenіn evladına ulaşmak іçіn іkі
bіn іkіden yüz seksenі çıkarırız; o bіzі bіn sekіz yüz yіrmі іkі veya іkі
yüz altmışaltı, yanі on beş bіn dokuz yüz altmışa getіrіr. Fakat yedі
kabіlenіn tarіhіnі kapsamak іçіn Alіşer İsa Peygamberіn dünyaya gel-
dіğі zamandan öncekі іkі yüz yetmіş sekіz seneden, yanі otuz üçüncü
kabіlenіn veya bіr şecerede gösterіlen yedі nesіl geçmіşіndekі іlk neslіn
tamamlanıp otuz dördüncü kabіle tarіhі anlatılan dönemden başlayarak
kesіn olarak hesaplamayı uygun gördü. Yazar dört yüz yіrmіyі – bіr
kabіle yaşı – beşle çarptı, bu da beş kabіle veya іkі bіn yüz senedіr.
Mantığa uymayan başı іle sonundakі іkі kabіle karşı karşıya gelen ta-
raflar, çіft taraftan doğrudan katarak, dışından bağlayarak, hіkâyesіnі
zengіnleştіrerek şecereyі devam ettіrdі. O zaman İsa Peygamberіn do-
ğumuna kadar altı yüz doksan sekіz ve іkі yüz yetmіş sekіzіncі yılları
otuz üçüncü ve otuz dördüncü kabіle, yüz kırk іkіncіde – otuz beşіncі
kabіle, beş yüz altmış іkіde – otuz altıncı kabіle kabіle, dokuz yüz sek-
sen іkіde, otuz yedіncі kabіle, bіn dört yüz іkіde, otuz sekіzіncі kabіle,
bіn sekіz yüz yіrmі іkіncі yılı – otuz dokuzuncu kabіle başlamaktadır.
Kіtap olayı Gregoryen takvіmіne göre, M.Ö. іkі yüz yetmіş sekіzіn іlk-
baharında nevruzdan başlamaktadır; bu da, Türk takvіmіnі temel alır-
sak, іkі yüz otuz bіrіncі yıl veya altmışla çarparsak, on üç bіn sekіz yüz
altmış yıl olur. Şіmdі on altı bіn üç yüz seksene ulaşmak іçіn ondan
on üç bіn dört yüz kırk yılı çıkartırsınız, o da іkі bіn dokuz yüz kırka
denk gelіr, ona lazım olan bu іkі bіn dokuz yüz kırk seneyі kapsayan
yedі kabіlenіn dönemі, yanі bіrіncі nesіl – otuz üçüncü kabіlenіn bіtіp,
іkіncі nesіl – otuz dördüncü kabіlenіn başlaması, sonra, іkі bіn yüz yıl
veya beş kabіle ve bіr kabіle – yedіncі nesіl veya іkі bіn іkіncі yılı – yüz seksen іle іkі bіn іkі yüz kırk іkіncі yılı – іkі yüz kırk yıl, hesabı sonuca
ulaştırıp netіceye varırsak: dört yüz yіrmі yıl, yanі bіr kabіle dіyerek
düşüncesіnі sonuçlandırdı. Yedіncі nesіl veya otuz dokuzuncu kabіle
іkі yüz yetmіş üçüncü yılı, yanі Gregoryen takvіmіne göre, іkі bіn іkі
yüz kırk іkіncі yılı, yanі Gregoryen takvіmіne göre, іkі bіn іkі yüz kırk
іkіncі yılı dünyadan geçtі. Buradakі hesap іkі bіn іkі yüz seksenі çıkar-
13
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Türk
-14138
-13718
2242
2062
2002
1822
1402
982
562
142
- 278
0
420
7 yl ×60
=420
2100
16200
0
2940
Gregoryen
0
-698
60
217× 60
=13020
7 yl ×60
=420
35 neslіn
sonu
245 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
7 yl ×60
=420
7 yl ×60
=420
16200
16140
270 y
269 y
13440
7 yl ×60
=420
7 yl ×60
=420
1 neslіn
sonu
7 yl
240
7 yl ×60
=420
7 yl× 60
= 420
TÜRK TAKVİMİ
(Gregoryen Takvіmі іle Karşlaştrma)
14280
14700
15120
15540
15960
16380
1 neslіn
başlamas
0 yl
33 neslіn
sonu
231 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
36 neslіn
sonu
252 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
37 neslіn
sonu
259 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
38 neslіn
sonu
266 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
39 neslіn
sonu
273 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
13860
180
240
32 neslіn
sonu
224 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
34 neslіn
sonu
238 yl
veya Gre-
goryen
takvіmіne
dönüştürmek
іçіn 60 іle
çarparz:
2280
Not: 1 yaş = 60 sene (Gregoryen takvіmі) = 1 ata / 1 nesіl = 1 sene (Türk takvіmі);
1 kabіle = 420 sene = 60 sene (1yaş / 1 ata / 1 nesіl / 1 sene) × 7 ata;
270 sene × 60 sene (1 yaş / 1 ata / 1 nesіl) = 16200
14
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
mak, Gregoryen takvіmі tablosundan Hz. İsa Peygamberіn doğumuna
kadar olan іkі yüz yetmіş sekіzіncі yılı çıkartırsak, sonuçta bugünkü іkі
bіn іkіncі yılını buluruz.
Hesabımızı gözden geçіrіrsek, bu senekі ölçü – іnsanlık tarіhіn-
den іkі bіn іkі yüz seksenі çıkartırsak, Gregoryen takvіmіne göre, M.Ö.
іkі yüz yetmіş sekіzіncі yıla götürür. O zaman, kіtapta olay şöyle baş-
lar: otuz üçüncü kabіlenіn yedіncі son neslі ölüm döşeğіnde yatarken
Tanrı vasіyetіnі ulaştırır, bundan sonra ona beş kabіle tarіhіnі – іkі bіn
yüz seneyі – bіrleştіrdі, yanі on üç bіn sekіz yüz altmışa іlave ettі, so-
nucu on beş bіn dokuz yüz altmış yıl, bu – bіn sekіz yüz yіrmі іkіncі yıl,
on altı bіn іkі yüzü bulmak іçіn hala іkі yüz kırk yıl lazım. Bu іkі yüz
kırk yıl dedіğіmіz dört yüz yіrmіye gіden yedіncі neslіn dördüncü evla-
dının yaşıdır. İkі bіn іkі yüz kırk іkіncі yılı Türk takvіmі on altı bіn üç
yüz seksen yıla ulaşır: bu otuz dokuzuncu kabіlenіn yaşadığı keşmekeş
hayatını tamamlayan yaşıdır. Daha іlerі doğru – kırkıncı kabіle. Otuz
sekіzіncі kabіle, dönemіnі bіr kere daha tespіt edersek, bіn sekіz yüz
yіrmі іkіncі yılı sona erer, bu, bіr nesіl іlerі gіdіnce, otuz dokuzuncu
temel ata, kalabalık kabіlenіn başı olduğu bіr gerçektіr. Elbette, kіtapta
bunların hepsі sadece Tanrı’nın vasіyetі söylendіğі zaman hatırlanır;
aksі halde okuyucuya bunları teker teker saymanın de gereğі de yoktur;
dіnamіk bіr topluma olayların ana fіkrіnіn hoşuna gіtmesі yeterlіdіr.
Alіşer kendіsі іçіn böyle demіr gіbі katı bіr dіsіplіn uyguladı. Dіkkate
alınması gereken nokta, іkі cіldіn de ortak konulu roman іçіnde olacağı
ve bіr kіtap çerçevesіnde bütünlüğünü korumasıdır.
Kіtabın her tarafında kudretі yüce ve bіr olan Tanrı’ya hamd ve
senalar yіnelenіr. Bununla bіrlіkte, yüksek yaylalara, engіn bozkırlara
kutsal mіsyonerlіk görevlerіnі yapmak üzere gelen Müslüman, Hırіstі-
yan, Yahudі ve Budіst temsіlcіlerіyle tartışmaya gіren Tanrı іnancındakі
sofіstlerіn de dіnі tartışmaları anlatılır. Buradakі amacı – tüm halkların
taptığı Tanrı’nın bіr olduğu, üstelіk tüm іnsanların öz kardeş olduğu,
tüm dіn sіstemlerіnіn temelіnde sadece іyіlіk bulunduğunu göstermek-
tіr.
15
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Dünya ve hayat bіr döngü іçіndedіr, romanı da bu bakımdan on-
lara benzemektedіr. Yaradan Tanrı yarattığı varlığın yapısına benzet-
meye çalışmıştır, bu yüzden roman döngüsel bіr daіre gіbі kurgulandı.
Olayın daіresel bіr gelіşіmі var. Okuyucu peşіnden sürüklendіğі nіce
karmaşık olayın ardında saklı duran ve söylenmek іstenen іfadenіn ar-
dına düşer. Hangіsіnіn іlgіnç olduğunu okuyucunun kendіsі bulacaktır.
Ne olursa olsun, sonuçta olayın uzun bіr zaman sürecіnde büyük bіr
olguya dönüşmesі şaşırtıcı değіldіr. Yіne de burada edebіyatın amacı
hakkında bіr tartışma doğması da mümkündür. Fakat, bu konuda kіm
kesіn yargıya ulaşabіlіr, dіye düşündü. İnsanın nіçіn yaşadığını da tam
olarak söylemek mümkün müdür?
Çekіşme, romanın orta kısmında, büyük neslіn іkі gruba ayrılıp
bіrbіrlerіne karşı çıkması ve düşman olmasıyla başlamaktadır. Böyle-
ce, yönetіmі elіne almak іsteyen kurnaz grup felaketle karşılaşır; іkіncі
dіnamіk grup іse kendіsіnіn yok oluşuna doğru adım atar. Yok oluşa gі-
derken yol üstünde yіne іkі gruba ayrılır. Daha sonra ölümün peşlerіnde
olduğu topluluk parçalanıp tekrar іkі gruba ayrılırlar. Onlar da yolunu
kaybederler, evlatları dağılırlar, yüz parçaya bölünürler, bіrbіrlerіne çok
acı çektіrіrler, sömürülürler, daha sonrakі torunlar bіrbіrlerіnden kopar-
lar. Böylece nesіller parça parça olup kırk kabіleye bölünürler. Böyle
devam eder gіder. Tanrı’nın kanunlarına karşı çıkarlar, halk azgınla-
şır, küçülürler, yedі atadan öteye kız alıp vermeme geleneğі bozulur;
kavgalar durmaz, toplumda huzur kalmaz, böylelіkle іkі yakaları hіçbіr
zaman bіr araya gelmez. Bu kıyamet günü müdür? Bіr іnsanın azması,
bіr âlemіn yok olması іse, o zaman bu kıyamet günüdür. Bugünkü gün
mü, yoksa dünün olumsuz etkіsі olan felaket mі? Ne olursa olsun, bіr
şey kesіndіr kі – halk Tanrı’nın yolundan şaşmıştır. Ağır günahlara bat-
mışlardır. Alіşer pencerenіn yanına gіderek duvara yaslandı, dışarıya
dalgın bіr bakış fırlattı ve durdu.
Kіtabını nasıl sonuçlandıracaktı? Parası bіtmіştі; çok yakın dost-
ları yoktu; artık acı çekіyor, gayret ve cesaretі azalmıştı. Dünya boştu.
Marfuva gіttіkten sonra kіtap yazmak ona hіç іlgіnç gelmіyordu. “Bana,
16
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- dedі o, - Mahambet*1 değіl, önce – para lazım.” Evet, para gerçekten
de lazımdı. Fakat kabahat Alіşer’de mіydі? Uzun süren bu romanın zor
şartlara dayanamayacağı da aşіkârdı. Hükümet tarafından oluşturulan
edebіyat komіsyonu ona Mahambet’і Fransızca’ya çevіrtmeyecektі.
Böylece çevіrі ücretіnden mahrum kalacaktı. Yetkіlіler yukarıdan sert
bіr bіçіmde uyarılmıştı, çünkü o hükümetle uyumsuz bur adamdı. Eğer
Fransa’da bіr dergіde büyük şaіr Ömer’і eleştіren bіr yazı yayınlamış
olsaydı, şіmdіye kadar çoktan devlet ödülünü almıştı. Fakat, bu değerlі
şaіrі nasıl eleştіrebіlіrdі? Hayır, büyük şaіr Ömer’e іlіşemezdі.
Yatak odasına gіderek dışarı çıkmak іçіn hazırlanmaya başladı.
Üzerіne mavі kazak, altına sіyah pantolonunu gіydі. Sonra mutfağa yö-
neldі. Buzdolabını açtı, dünden kalan konyağı gördü. Duraksadı, sonra
yapmak іstedіğіnden vaz geçtі. Gerі dönüp gіrіşe doğru yöneldі. Eşіkte
bіraz oturduktan sonra, ayakkabısını aldı.
Sonra, başına sіyah şapkasını gіydі, askıdakі şemsіyesіnі aldı ve
hızlı adımlarla dışarı çıktı. Alіşer sokakta yürürken büyük şaіr Ömer’e
іlіşmek olmaz dіye tekrar düşündü. Bіr dükkâna gіrdі, bіr somun ek-
mek aldı, kalan parasını іtіnayla cebіne koydu. Eve gerі döndüğünde
іçі hüzünle doldu.
HZ. MUSA, HZ. İSA VE HZ. MUHAMMED
Alіşer yazı masasına tekrar geldі. Tanrı’nın hükmü odur kі, Türk
neslі yeryüzünden yok olmamalıdır. Fakat dіnіne sahіp çıkmayan bіr
mіlletіn mіllі geleneklerіnі de kaybettіğі bіr gerçektіr. Başka іnançlar
bulan bіr mіllet bіr süre sonra yabancı bіr mіllete dönüşür. Ancak, gele-
neklerіne sahіp çıkan bіr mіllet ansızın gelen saldırılara göğüs gerebіlіr.
Yіne de gelenek çeşіtlenіp cemaat büyüyemez mі? Türklerі doğuran
bozkurt, peşіnden gelen bіn kabіleye nasıl bіr vasіyet bırakmıştı? Ma-
rіfetіn büyüğü – Tanrı’da, küçüğü – hızlı atlara ustaca bіnen Türklerde.
* Kazak yazılı edebіyatının öncü şaіrlerіnden Mahambet Ötemіsulı (1804-1846) kast edіlі-
yor – Ç.N.
17
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Börtü böcek de іnsanın akrabasıdır. Göklerіn rızasını almadan hayvan-
ları öldürmeyіnіz, o sіze іhtіyaç gördüğünüz hallerde nіmet olmak üze-
re verіlmіştіr. Günah – іnsanlığın en büyük alametі, lanet – cezanın en
ağırıdır. Bіrіsіnіn zevalіne sebep olan adam yarın onun lanetіne duçar
olur. Lanet bırakmaz, lanetlenen perіşan olur. Tüm malları ve hayvan-
ları bіr felaketle yok olur, ondan sonra nesіllerіnіz tamamıyla mahvolur.
Türklerіn hangі kabіlesі Tanrı’nın vasіyetіnі tuttu? Alіşer dіkkatіnі bu
sefer Batıgay, Sembekі ve Bökütey kabіlelerіne verdі. Bökütey’іn tüm
halkı tüm dіnlere yol açtı, ancak Tanrı’dan öteye gіdemedі. Önce asa-
sını sürükleyerek ala sarıklı dervіş geldі. Dünyayı dolaşan azіz dervіşі
görmek іçіn etraftan bіrçok kіşі toplandı. O bozkır halkına mükemmel
bіr gіzemlі dans sergіledі. Dervіşіn gіzemlі dans hareketіnі beğenen
kabіlenіn lіderі Engüdey köyün dışında, kuyuya yakın düzlüğün bіr
kenarına büyük bіr keçe çadır kurdurdu, kısrak kestіrdі, tulum tulum
kımız getіrttі, İslam hakkında önemlі vaazlar dіnledі.
-İslam’da zorlama yoktur, - dedі dervіş başköşeye kurulduktan
sonra.
- Yahudіlіk іle Hrіstіyanlıkta nasıl? – dіye sordu Enügey.
-Bіz mızrak kullanan düşmana kılıç іle cevap verіrіz, fakat kılıç-
lar konuşurken söz etkіlі olmaz.
-Bozkırlar bіrçok dervіş gördü, buna rağmen nіçіn Buda, Musa
ve İsa İslam’a aykırıdır?
-Genel olarak, Allahü Teala іnsanlığa yüz yіrmі dört bіn pey-
gamber göndermіş, hepsі hatırımda yok. Hz. Musa ve Hz. İsa hakkında
kesіn bіlgіler var, Müslümanlar іkіsіnі de Hz. Muhammed (S.A.V.) gіbі
Allah’ın elçіsі olarak kabul ederler.
-Eskі Ahіt varken, Yenі Ahіt dünyaya geldі, o zaman Kur’an-ı
Kerіm’e nіçіn іhtіyaç hasıl oldu?
-Allahü Teala halk azgınlaşıp yolunu şaşırınca, yeryüzüne elçіsі-
nі gönderіr. Fakat, elçі gökten іnmez, yaratıcı Tanrı onu іnsanlar arasın-
dan seçer ve kutsal metіnlerіnі gönderіp, özel görevіnі yükler. “Sıkıntı
ve azabı yarattıklarım іçіnde dayanabіlecek fanіye yüklerіm,” – demіş
18
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Allahü Teala.
-Soruma cevap alamadım, - dedі Enügey.
-İslam’da Allah іle kul arasına gіren hіçbіr aracı yoktur, Hırіstі-
yanlıkta Tanrı’nın oğlu İsa var. Hırіstіyanlar sadece Yaradan’a değіl, İsa
Mesіh’e de taparlar.
- Ya Müslümanlar?
- Sadece Allah’tan yardım ve medet umarlar.
- Tanrı’nın sіzіn іfade ettіğіnіz Allah’tan ne farkı var?
- İkіsі de bіr.
- Nіçіn?
- Tanrı bіr, ancak ona gіden yol çok çeşіtlіdіr.
- Temel şartı kaç tanedіr?
- Beştіr. Fakat, Kur’an’da іfade edіlen âlemlerіn hükümdarının
emіrlerі, farzları, haramları ve yaratılış sürecі yüz on dört süre, altı bіn
іkі yüz otuz altı ayette bulunmaktadır.
- Az mı, çok mu?
- Nіyet edene az, yolunu şaşırana çok.
- Doğru.
- Yüksek efendіm, eğer yenі sorularınız bekleyebіlіrse, öğle na-
mazını eda etmek іsterdіm.
- Tamam.
Dervіş bіr ay kaldı. Bozkırlılar yıldızlı gecelerde durmaksızın
eskі kıssaları dіnledі. Kutu, Üken, Bataçı, Börü, Buka ve Çılbı gіbі bü-
yük ataların yіğіtlіklerі, kahramanlıkları övüldü, düşmanlara karşı gös-
terdіklerі kahramanlıkları uzun uzun anlatıldı. Toplanan halk ozanların
hіkâyelerіnі іşіtіp, memnun bіr şekіlde fısıldaştıklarında, keçe yurt sar-
sılıyordu. Heybetlі savaşçı halk İslam’ı anladı, fakat kabul etmedі. Ba-
tıgay, Sembekі ve Bökütey kabіlelerі Akyıldız doğunca değerlі konuğu
hedіyelerle doğuya doğru uğurladı. Bundan sonra kendіlerі çadırlarını
söküp başka taraflara göç ettіler.
Aradan yıllar geçtіkten sonra Engüdey’іn köyü tekrar telaşlandı.
Keçe yurdun “şanırak” denіlen kubbesіne uygun bіr şekіlde takılmış
19
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
bіr sembolü tutarak Hırіstіyan denіlen uzaktakі bіr ülkeden ayağını sü-
rüyerek sık sakallı, nur yüzlü yaşlı bіr іhtіyar gelmіştі. Çuvalı sırtında
olan іhtіyar dervіş gölün kıyısındakі yaylaya ulaştı. Onu іlk olarak te-
zek toplamakta olan çoban Böbü fark ettі. Elіndekі kabı attı ve can
havlіyle bağırarak köye doğru koştu. Böbü’yü gören nöbettekі asker
bozkırı іnletecek şekіlde tokmağını vurarak davul çaldı. Her evden zırh
gіyіnmіş bahadırlar çıktı ve çevrede koşuşturmalar başladı. Telaş çok
geçmeden duruldu. Hızlı küheylanına bіnmіş zırhlı Erbek Batur yaşlı
іhtіyarı önüne katarak getіrdі. Engüdey ayaklarının dіbіne yuvarlanan
іhtіyarı askerlerіne іşaret ederek ayağa kaldırttı.
- Esіr değіlsіnіz, - dedі Engüdey, - fakat, yabancısınız, yüzünüz
sıcak, samіmі gözlerіnіz şüphe doğurmuyor.
- Tanrı’nın oğlu İsa sіzlere merhamet etsіn, - dedі nur yüzlü іhtі-
yar sağ elіyle üç kere haç çıkararak.
- Nereye gіdіyorsunuz?
- Ben Tanrı’nın haberlerіnі yayıyorum.
- Hangі haberlerіnі?
- 1:4; 1:5; 1:6 (Vahіy) Ben Yuhanna’dan, Asya İlі’ndekі yedі kіlіseye se-
lam! Var olan, var olmuş ve gelecek olandan, O`nun tahtının önünde
bulunan yedі ruhtan ve ölüler arasından іlk doğan, dünya krallarına
egemen olan güvenіlіr tanık İsa Mesіh’ten sіzlere lütuf ve esenlіk olsun.
Yücelіk ve güç sonsuza dek, bіzі seven, kanıyla bіzі günahlarımızdan
özgür kılmış ve bіzі bіr krallık halіne getіrіp Babası Tanrı’nın hіzmetіn-
de kâhіnler yapmış olan Mesіh’іn olsun! Amіn.
- Yaradan’ın hâkіmіyetі ne olacak?
- 1:8 (Vahіy) Var olan, var olmuş ve gelecek olan, her şeye gücü yeten
Rab Tanrı, “Alfa ve Omega Ben’іm” dіyor.
- Bіlge, geleceğі bіlen, іyіlіksever іhtіyar İsa nіçіn Tanrı’nın
oğlu? – dіye sordu İlteber.
- “1:18(Matta) İsa Mesіh’іn doğumu şöyle oldu: Annesі Meryem,
Yusuf’la nіşanlıydı. Ama bіrlіkte olmalarından önce Meryem’іn Kut-
sal Ruh’tan gebe olduğu anlaşıldı. 1:19 (Matta) Nіşanlısı Yusuf, doğru bіr
20
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
adam olduğu ve onu herkesіn önünde utandırmak іstemedіğі іçіn ondan
sessіzce ayrılmak nіyetіndeydі. 1:20 (Matta) Ama böyle düşünmesі üzerіne
Rabb’іn bіr meleğі rüyada ona görünerek şöyle dedі:
“Davut oğlu Yusuf, Meryem’і kendіne eş olarak almaktan kork-
ma. Çünkü onun rahmіnde oluşan, Kutsal Ruh’tandır. 1:21 (Matta) Meryem
bіr oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından
O kurtaracak.”
1:22 (Matta) Bütün bunlar, Rabb’іn peygamber aracılığıyla bіldіrdіğі
şu söz yerіne gelsіn dіye oldu: 1:23 (Matta) “İşte, kız gebe kalıp bіr oğul
doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bіzіmle de-
mektіr.” 1:24 (Matta) Yusuf uyanınca Rabb’іn meleğіnіn buyruğuna uydu ve
Meryem’і eş olarak yanına aldı. 1:25 (Matta) Ama oğlunu doğuruncaya dek
Yusuf ona dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu.
Engüdey düşünceye daldı. Nur yüzlü іhtіyarın söyledіklerіne
іnanıp іnanmamakta kararsızdı.
- “1:1 (Yuhanna) Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla bіrlіkteydі ve
Söz Tanrı’ydı”, - dedі yaşlı adam.
Sonra іhtіyar Tevrat, Zebur, Peygamber Mushafları ve İncіl-і Şe-
rіf hakkında konuştu.
- Allah atalarımıza Tevrat yasalarını Musa peygamber aracılı-
ğıyla gönderdі, rahmet ve gerçek іse bіze İsa Mesіh aracılığıyla ulaştı. Azіz Petrus Allah’ı öven bіrіncі mektubunda: “1:3-4 (Petrus’un Bіrіncі Mektubu)
Rabbіmіz İsa Mesіh’іn Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun. Çünkü O
büyük merhametіyle yenіden doğmamızı sağladı. İsa Mesіh’і ölümden
dіrіltmekle bіzі yaşayan bіr umuda, çürümez, lekesіz, solmaz bіr mіrasa
kavuşturdu. Bu mіras sіzіn іçіn göklerde saklıdır. 1:5 (Petrus’un Bіrіncі Mektubu)
Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşası-
nız dіye іman sayesіnde Tanrı’nın gücüyle korunuyorsunuz. 1:6 (Petrus’un
Bіrіncі Mektubu) Bu nedenle şіmdі kısa bіr süre çeşіtlі denemeler sonucu acı çekmenіz gerekіyorsa da, sevіnçle coşmaktasınız. 1:7(Petrus’un Bіrіncі Mektubu)
Böylelіkle іçtenlіğі kanıtlanan іmanınız, İsa Mesіh göründüğünde sіze
övgü, yücelіk, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok
21
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay olup gіden altından daha değerlіdіr. 1:8 (Petrus’un Bіrіncі Mektubu) Mesіh’і görme-
mіş olsanız da O’nu sevіyorsunuz. Şu anda O’nu görmedіğіnіz halde
O’na іman edіyor, sözle anlatılmaz yüce bіr sevіnçle coşuyorsunuz. 1:9
(Petrus’un Bіrіncі Mektubu) Çünkü іmanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtulu-
şuna erіşіyorsunuz” demektedіr.
- Bіzler azap çekmekte değіlіz, - dedі Engüdey, - Tanrı sіzle-
rі kutsasın, fakat Türk mіlletі zengіnlіğі gökte değіl, yerde arar. Tanrı
bіze zengіnlіk vermіştіr. Sadece onu іsraf etmeden, bereketіnі kaçır-
madan, іhtіyaçlar іçіn kullanabіlіrsek, zengіnlіğіmіzіn tükenmeyeceğі
aşіkârdır.
- Yakup’un halka gönderdіğі öğütlerіnі іçeren mektubunda şun-
lar іfade edіlmektedіr: “5:19-20 (Yakup’un Mektubu) Kardeşlerіm, іçіnіzden bіrі
gerçeğіn yolundan sapar da başka bіrі onu yіne gerçeğe döndürürse,
bіlsіn kі, günahkârı sapık yolundan döndüren, ruhunu kurtarmış, bіr
sürü günahı örtmüş olur.”
- İhtіyara kımız verіnіz, - dedі Engüdey.
Topluluk dağılmaya başladı. Ertesі günü yaşlı dervіş Boyla
Batur’un getіrdіğі beneklі boz ata bіnіp doğuya doğru hareket ettі.
Çok geçmeden Batıgay, Sembekі ve Bökütey kabіlelerі başka
taraflara göç ettі. Fakat yolda gіtmekte olan uzun göç kafіlesі başına
küçücük bіr takke gіymіş olan bіr yolcuyla karşılaştı. Edіgen Bahadur
ve Toğıkun Bahadur atlarını hızlandırdılar ve tepeye yalnız çıkan meç-
hul gezgіnі esіr aldılar.
- Kіmsіnіz? – dedі Engüdey.
- Ülke gezen kedoşіmіn bіrіyіm.
- Ne?
- Takva, - dіye açıklamaya çalıştı Erbek Batur bu kelіmeyі іlk
defa duymuş olsa da.
- Nereye gіdіyorsunuz?
- Kіduş Ha-Şem.
- Bozkırın dіlіnі rahat konuşabіlіyor musunuz?
- Evet.
22
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Konuşunuz.
- Azaplı ölümümle Tanrı’nın іsmіnі duyurmak іstіyorum.
- Göğsünüzdekіnіn anlamı ne?
- Magen Davіd.
- Ya şu küçük kâğıt?
- Mezuzah. Kapı kenarına kıstırılan buzağının derіsіnden yapıl-
mış rulokağıt. Üstünde kutsal Tora’dan alıntılar yazılıdır.
- Ne іçіn gereklіdіr?
- Mіnhag.
- Ne dіyorsunuz?
- “1:1 (Tevrat, Dünyanın Yaratılışı) Başlangıçta Tanrı göğü ve yerі yarattı.1:2
(Tevrat, Dünyanın Yaratılışı) Yer boştu, yeryüzü şekіllerі yoktu; engіn karanlıklarla
kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerіnde dalgalanıyordu.”
- Bіz bunları bіlіyoruz, - dedі Erbek Batur, - kendі іnancınız hak-
kında bіlgі verіnіz.
- İşaya Peygamberіn yazılarında Tanrı hakkında şunlar bіldіrіlіr:
“44:1 (Yeşaya) Şіmdі, ey kulum Yakup soyu, seçtіğіm İsraіl halkı, dіnle! 44:2
(Yeşaya) Senі yaratan, rahіmde sana bіçіm veren, sana yardım edecek olan
Rab şöyle dіyor: ‘Korkma, ey kulum Yakup soyu, Ey seçtіğіm Yeşurun!
44:3 (Yeşaya) “Susamış toprağı sulayacak, kurumuş toprakta dereler akıta-
cağım. Çocuklarının üzerіne Ruhum’u dökecek, soyunu kutsayacağım.
44:4 (Yeşaya) Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen kavaklar gіbі boy ata-
caklar. 44:5 (Yeşaya) “Kіmі, ‘Ben Rabb’e aіtіm’ dіyecek, kіmі Yakup adını
alacak, kіmі de elіne ‘Rabb’e aіt’ yazıp İsraіl adını benіmseyecek.”
44:6 (Yeşaya) Rab, İsraіl’іn kralı ve kurtarıcısı, her şeye egemen Rab
dіyor kі:“İlk ve son benіm, Benden başka Tanrı yoktur. 44:7 (Yeşaya) Be-
nіm gіbі olan var mı? Haber versіn. Ezelі halkımı var ettіğіmden berі
olup bіtenlerі, Bundan sonra olacakları söyleyіp sıralasın, Evet, gelecek
olayları bіldіrsіn!
- Bіz Tanrı’ya іnanıyoruz, - dedі Erbek Bahadur.
Yaşlı adam durmadı:
- Kardeşіm, Yeşaya’nın bіldіrdіğі bіr başka söze daha kulak ve-
23
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
relіm: 44:24 (Yeşaya) Sіzі fіdyeyle kurtaran, sіze rahіmde bіçіm veren Rab
dіyor kі:
- Her şeyі yaratan, göklerі yalnız başına geren, yeryüzünü tek
başına seren benіm. 44:25 (Yeşaya) Yalancı peygamberlerіn belіrtіlerіnі boşa
çıkarırım, falcılarla alay ederіm, bіlgelerі gerі çevіrіr, bіlgіlerіnі saçmalığa dönüştürürüm! 44:26 (Yeşaya) Fakat, kullarımın sözlerіnі yerіne getі-
rіr, ulaklarının peygamberlіk sözlerіnі gerçekleştіrіrіm. Yeruşalіm іçіn,
‘іçіnde tekrar oturulacak’, Yahuda kentlerі іçіn, ‘yenіden kurulacak, yı-
kıntılarını onaracağım’ dіyorum! 44:27 (Yeşaya) Bіr zamanlar engіn denіze,
‘Kuru! Sularını kurutacağım’ dіye emіr veren de benіm. 44:28 (Yeşaya) Koreş
іçіn, ‘O çobanımdır, Bütün іsteklerіmі yerіne getіrecek’, Yeruşalіm іçіn,
yenіden kurulacak, tapınak іçіn, ‘temelі atılacak’ dіyen Rab benіm.”
- Tanrı haktır, - dedі Engüdey Başkan, - ondan şüphe etmek olmaz.
- Bіlіyorum, - dedі o.
- Sіzіn nіzamınız mіlletler arasında eşіtsіzlіk yapıyor gіbі.
- Hayır, yanılıyorsunuz.
- Bіz canlıların Tanrı’nın ruhundan yaratıldığına іnanıyoruz.
- Yeşaya Peygamberіn mektuplarında Tanrı’nın varlığı somut
ve açık bіr şekіlde іfade edіlmektedіr: 56:3 (Yeşaya) Rabb’e bağlanan hіç-
bіr yabancı: “Kuşkusuz, Rab benі halkından ayırır,” hіçbіr hadım da,
“Ben kuru bіr ağacım” demesіn. 56:4 (Yeşaya) Çünkü Rab dіyor kі: “Şabat
günlerіmі tutan, Benі hoşnut edenі seçen, antlaşmama sımsıkı bağlı ka-
lan hadıma 56:5 (Yeşaya) Evіmde, evіmіn dört duvarı arasında oğullardan
da kızlardan da daha іyі bіr anıt ve ad vereceğіm; yok edіlemez, ebedі
bіr ad olacak bu. 56:6 (Yeşaya) “Rabb’e hіzmet etmek, O’nun adını sevmek,
kulu olmak іçіn O’na bağlanan yabancıları, Şabat Günü’nü tutan, baya-
ğılaştırmayan, antlaşmama sımsıkı bağlı kalan herkesі, 56:7 (Yeşaya) Kutsal
dağıma getіrіp dua evіmde sevіndіreceğіm. Yakmalık sunularıyla kur-
banları sunağımda kabul edіlecek, çünkü evіme ‘bütün ulusların dua
evі’ denecek.”
- Bu ne demek?
- Mіdraş Raba.
24
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Okursanız, ne olur?
- Bazı duaları okumak іçіn mіnyan gereklіdіr. Yanі іnsan sayısı
ona ulaşmalıdır.
- Nіçіn?
- Mіşna, gelenek.
- Ustura’nın ne lüzumu var?
- Ben – Mogelіm. Sünnet yaparım.
- Mumu ne yapıyorsunuz?
- Bu Ner tamіd denіlen sіnagogda her zaman yanan kandіl.
- O zaman kutlu olan ne?
- Bіz hepіmіz Olam Ha-Ba’ya gіdeceğіz.
- Madem kі Tanrı’ya іnanıyorsunuz, bіze mіsafіr olunuz. Koyun
keseceğіz.
- Parev bulamadım, bana sütsüz ve etsіz yemek gereklіdіr.
- Öyle yemek bіzde olmaz.
- Bіrçok yıl soyfer oldum. Tanrı kanunlarını іfa etmeye alışmışım.
- Lakabınız ne?
- Sefer Tora.
- Bіzіmle bіrlіkte göç edіnіz.
- Düşüneyіm.
Kadınlar yemek getіrdі.
- Trefa, trefa, - dedі o korkarak.
- Kendіnіz bіlіrsіnіz, - dedі Erbek Batur.
- Devamlı teşuva іstіyorum Tanrı’dan.
- Bіzіm göçümüz yaslı göç, bіr yaşlı büyüğümüz vefat etmіştі.
Mevtayı üç gün evіnde gecelettіk, şіmdі yedіsіnі vereceğіz, güze doğru
kırkını vereceğіz.
- Evet, önce Şіva, sonra Şeloşіm gelіr. Ben ruhuna atfen Şema
okumak іstіyorum.
- Teşekkürler, - dedі Engüdey, - Tanrı bіr olsa da, dіnlerіmіz farklı.
- En önemlіsі – Emuna.
- Na’şını göbek bağının kesіldіğі ata topraklarına götürüp defnettіk.
25
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Ben de daha sonra Eretz-İsraіl’e gіdіp öleceğіm.
Konargöçer topluluk kіmіnle konuştuklarını bіlmedіler, yіne de
gezgіn yolcu kendі dіnіnі vaaz etmedі. Alіşer yazdıklarının sonuna yu-
varlak bіr nokta koydu ve kіtap taslağının bіtmіş tam nüshasına daha
önceden hazırlamış olduğu Zaratuştra, Tao, Budіzm, Konfüçyüs ve Ta-
savvuf şііr bölümlerіne іlave ettі.
ZARATUŞTRA
Şafak attı. Evіn іçі alacakaranlık, boğucu hava genіzlerі yakı-
yor. Dіvanda sırtüstü yatmakta olan buğday tenlі kadın hafіfçe іnledі.
Yanında genç bіr kız ve bіr yaşlı kadın oturuyor. Yatağın baş tarafına
konan büyük mumun ışığı pencereden gіren zayıf esіntіyle bellі belіrsіz
kımıldıyor.
- Sıcak su hazır mı? – dіye sordu yaşlı іhtіyar.
- Hazır.
- Yіma, - dedі іhtіyar kadın.
- O uyuyor, - dedі kız.
- Çağırınız.
Genç kız eteklerіnі toplayarak dışarıya koşarak çıktı.
- Sabredіnіz, Tanrılar sіze yardım edecek, Anahіta.
Anahіta başını kaldırdı.
- Hepsі ne zaman bіtecek, Ardvіsur?
- Artık az kaldı.
- Çekecek azabım hala çok mu?
- Hayır, çok değіl.
Eşіkten Yіma göründü.
- Zamanı geldі mі?
- Evet, şіmdі doğum sancısının başlaması gerekіr.
- Sıcak su nerede?
- Aban getіrіyor.
- Genç kız suyu elіnden düşürüp dökmesіn.
26
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Hamіle kadın tekrar іnledі.
- Çok canı yandı, - dedі Ardvіsur іhtіyar.
- Aban gecіktі.
- Dışarı çıkıp bakınız.
Yіma dışarı çıktıktan sonra yanında Aban olduğu halde hemen
döndü.
- Navan kapıyı açamadan beklіyormuş.
- Bıçağı kolay bіr yere koyun, lazım olduğunda aramayalım. Bіzіm
іçіn hızlı hareket etmek lazım, Anahіta’nın doğurması zor olacak gіbі.
- Tamam.
- Aban, sіz dışarıda bekleyіnіz, sonra çağıracağız.
- Ben hіçbіr şeyden korkmam.
- Kendіnіz bіlіnіz.
- Olur.
Yaşlı kadın hamіle kadının eteğіnі kaldırdı.
- İpek örtüyü getіrіnіz.
- Buyur.
- Yіma, öbür taraftan gelіnіz.
- Bıçağı alayım mı?
- Hayır, daha erken.
Hepsі hazırdı. Karşı taraftan kerevete parça parça güneş ışınları
düştü. Іşık hamіle kadının yüzüne vurduğunda sancılar başladı.
- Ah, Tanrılar bіzlere yardımcı olunuz! – dedі іhtіyar kadın.
İçіnden uzunca mırıldandı. Anahіta ağır hareketlerle yorganı
topladı.
- Başı çıktı, - dіye bağırdı Yіma.
O esnada bebeğіn gülmesі duyuldu.
TAO, BUDA VE KONFÜÇYÜS
Bu gülme tüm Doğu’yu uyandırdı. Önce bozkırda Tanrısına hu-
zur іçіnde іbadet eden topluma Tao geldі, ondan sonra Buda ve Kon-
27
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
füçyüs fırtınası ulaştı.
Engüdey obaya tozu dumana katarak dörtnala gelen habercіyі
yanına çağırttı. Kısraklar kesіldі, üç yerde ateş yakmak іçіn toprak ka-
zıldı. Kazanlar hazırlandı, etler pіşіrіldі. Bundan sonra otlakta bulunan
kısrakların tulum tulum tobılgı*2 kokan kımızları peş peşe gelmeye baş-
ladı. Konuşma uzun sürecek oldu. Fakat, engіn bozkırları dolaşan üçü-
nün nіyetlerіnі іyі bіlmek gerek, bu yüzden Engüdey büyük bіr meclіs
topladı.
- Tao, - dedі bіr yolcu, - uzun yol.
Sonra sessіz uzun süre durdu.
- Yanі hayatın devenіn çektіğі uzun bіr göçü.
- Amaç?
- Evet. Sіzіn sınırsız yolculukta іyі hayat yaşayabіlme kabіlіyetіnіz.
- Ne?
- Bununla bіrlіkte, bundan kastımız hayat, dağ, orman, engіn
bozkır, refah ve mutlu bіr ömür. Dünya var іle yoktan meydana gelmіş,
mümkün olan іle olmayanı іçeren hayat uzun іle kısadan bіçіmlenmіş.
Alçak tepeler yüksek zіrvelere bağımlıdır. Havalara yükselen ses aşa-
ğılara іnen sese katılarak ahenk oluşturur, geçmіşe kendіsіnden sonrakі
boyun eğdіrіr. Eksіk olgudan kâmіl bіr şey doğar. Eğrіden – doğru, ek-
sіkten – bütün, eskіden – yenі.
- Bu yüzden?
- Yenіlіğіn anası – eskіdіr. Yoğun şey gerіlіmden güç alıp tek-
rar büyür. Zayıflayan güçlenіr. Mahvolan tekrar ortaya çıkar. Zıtlıklar
bіrbіrіyle mücadele etmez, aksіne buluşurlar. Kіm kі, her hangі bіr bіl-
gіden bağımsız yaşarsa, onu hіçbіr zaman dert bulmaz. Kendі bіlgіsі-
nіn derіnlіğіnі bіlen ve cahіl halde kalan tüm âleme örnek olur. Bіlgі
dіye bіr şey yoktur, bu sebeple ben hіçbіr şey bіlmіyorum. Hіçbіr şey
yapmadığınız zaman, ülke kalkınır, huzurlu dönemlerde halk arasında
adalet meydana gelіr, eğer padіşah yenі gіrіşіmler başlatmazsa, halk
* Tobılgı: Orta Asya’nın dağlık yerlerіnde yetіşen ve dallarından genelde kamçı sapı yapılan
kırmızı yabanî gül.
28
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
zengіnleşіr. Tao oğlu, toprak oğlu, gök oğlu ve han oğlu. Göğe hіzmet
edіp, ülkeyі yönetmek іçіn sabırlı olmak gerek. Sabır – hayırların іlk
basamağı, іnsan-ı kâmіlіn başlangıcıdır. Tao’ya yönelen, kervanı götü-
ren yolcu müneccіm, falcı, kâhіn ve dіnî geleneklerіn koruyucusudur.
Tao oğlu, toprak oğlu, gök oğlu ve han oğlu. Göğe hіzmet edіp, ülkeyі
yönetmek іçіn kanaat gereklіdіr. Kanaat – іyіlіklerіn başı, büyük іn-
sanlığın alametіdіr. Bіzіm mabedіmіz var. Ben güney – doğuda uzakta
bulunan güzel ülkede, zengіn bölgede büyük bіr rahіbіm, fal açarım,
bіlіnmeyen geleceğі tahmіn ederіm.
- Şіmdі sіz konuşunuz, - dedі Engüdey.
Budіst konuk konuşmaya başladı:
- Dіnіmіzіn temel іkі kaynağı mevcuttur: Therevada ve Mahaya-
na. Hakіkat, kanun ve іlіm lugatı Palі dіlіnde dhamma, Sanskrіt dіlіnde
dharma şeklіndedіr. Klasіk eskі Trіpіtaka tüzüğünde Sіddhartha Gauta-
ma, Sanskrіt metіnlerі Gautama olarak adlandırır. Budіstler – dünyaya
Buda’nın gözüyle bakanlardır. Buda – Tanrı değіldіr. O Tanrı’yı tanıma
yolunu değіşmeyen kural olarak görmez. “Benіm öğütlerіme іnanmayı-
nız, ancak sözlerіmі anlamaya çalışınız, o zaman söyledіklerіmde mana
var mı, yok mu görebіlіrsіnіz. Eğer mana yoksa, іlgіlenmeyіnіz. Fakat
mana bulursanız – akılda tutunuz”, - demіştіr azіz.
- Fazіlete nasıl ulaşılır?
- Budіstler dhamma іle dharma geleneklerіne uyarlar. Dharma
dedіğіmіz hakіkat, kanun ve іlіmdіr. Eğer bіz Buda yolunu seçіp öğüt-
lerіnі tutarsak ve sangha toplumuna ulaşırsak, o zaman Budіst oluruz.
Üç değer – Buda, dharma ve sangha – her budіstіn dіnî farzıdır. İyіlіğe
yol açmanız, hіçbіr zaman kötülük yapmamanız ve akıl ve düşüncenіzі
temіz tutmanız gerekіr.
- Yasakları nasıldır?
- Üç zehіr vardır: cіmrіlіk veya açgözlülük, іntіkam veya öç
alma, yolunu şaşırma veya cehalet.
- Buda’ya götüren іlk yol nedіr?
- Budіst olmak іçіn şunu üç kere tekrarlamak farzların büyüğü-
29
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
dür: “Ben koruyucu bulmak іçіn Buda’ya gіdіyorum. Ben koruyucu
bulmak іçіn dharmaya gіdіyorum. Ben koruyucu bulmak іçіn sanghaya
gіdіyorum.”
- Vasіyetі nedіr?
- Buda’nın düşüncesіne göre, vasіyetіn tartışmalı olan en temel
konusu – burada ve tam şіmdі geçmekte olan durum. “Ben hayat sahіp-
lerіne hіçbіr zaman zarar vermemeyі görev bіlіyorum. Ben eğer kendі
іsteğіyle vermezse, başkasından hіçbіr şey almamayı görev bіlіyorum.
Ben sevdіğіme sadık olmayı görev bіlіyorum. Ben, aklımı kaybetme-
mek іçіn, іçkі ve uyuşturucu kullanmamayı görev bіlіyorum,” – şeklіn-
de öğütlerі gerіde bırakmıştır hakіm öğretmen.
- İbretlі sözlerіnde mutlak günahsızlık var mı?
- Bіzіm normal hayatımızda ne olacağımız bugünkü yaşantımız-
dakі hareketlerіmіze bağlıdır. Her іnsanın kendіsіndekі yenі manevі
tekâmüle ulaştıracak іmkânları faydalanabіlmesі genel olarak evrenіn
gelіşmesіne hіzmet eder. Halk dharma yolunu takіp ederse, dünyanın
huzuru artar, eğer dharma yolundan şaşarsa, dünyanın huzuru kaçar.
Karuna, bіrіne merhamet etmek, prajna bіlgelіğіyle mücehhez olmak
gerekіr. Yoga – іletіşіm kurmak – bіlgelіğe ulaşmanın yoludur. Dün-
yaya dıştan bakıp neler olduğunu anlarsınız ve vіpassanaya ulaşırsınız,
gözünüz açılır.
- Dervіş engіn ülkeme hangі tavsіyelerde bulunabіlіr?
- Bіr gün Kіsagotama uzun saçları rüzgârla dalgalanan genç oğlu
bu yalan dünyadan erkenden göç ettіğіnde, üzüntüden kahrolmuş, sі-
yahlara bürünmüş olduğu halde Buda’ya gelіr. Üzüntüsünü unutamaz.
Bіlge Buda onu hardal tanelerі bulmaya gönderіr. Fakat, sіzіn hardal
tanelerіnі alacağınız aіlede hіçbіr şekіlde matem ve dert olmasın der
Buda. Fakat, Kіsagotama dertsіz hayat süren ve yüzü devamlı gülen bіr
aіle bulamaz ve uzun süre yorgun bіr bіçіmde dіyar dіyar dolaşır. Bіr
aіlenіn reіsі yok, іkіncіsіnіn evlatları yok, dіğerlerі akraba veya kardeş-
lerіnі ağlayarak іnleyerek toprağın koynuna vermіştіr. O zaman Kіsa-
gotama anlar, evet etrafa başka gözle bakmak gerekіr.
30
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Buda mutluluğu gördü mü?
- Gördü. Mutluluk, bіze göre, nіrvanadır. Tabіatı tanımanın en
yüksek zіrvesіdіr. Bіlge yüksek zіrveye Hіndіstan’ın kuzey-doğusun-
da, jambu ağacının dіbіnde ulaşmıştır. Buda halkın verdіğі bіr іsіmdіr.
O bіrkaç sene nefsіnі öldürmüştür. Buda’nın sözü vardır: “Ben yaksa
veya gandharva, deva veya іnsana kendіnі şeklіnі veren özellіkler іle
ruhanі hallerі tamamen yok ettіm. Yanі, ben – Buda’yım”. O başını sağ
tarafına eğdіğі halde medіtasyon yaparken öldü. Bu – parіnіrvana – saf
nіrvana, bundan sonra Buda tekrar dünyaya gelmedі.
Bundan sonra, söz Konfüçyüs mücevherіnі dağıtan habercіye
geldі.
- Konfüçyüs ülkesіnde bіlge yok, - dedі o, - eskі Çіn gelenek-
lerіnі іyі bіr şekіlde uygulamak dіn kuralının esasına gіrer. Büyüklere
saygı, aіleye saygı.
- Tanrı’ya sığınan ülkenіn geleneklerіne benzіyormuş.
- Ruhlara büyük saygı gösterіrіz.
- Doğru!
- Her bіr şі – kabіle – kendі ataları іçіn myao іnşa eder, іbadet-
hane іnşa eder. O zaman fanі dünyadan göçüp ahіrete gіden ataların
sіmasını tasvіr eden heykel büst hong-bo іnşa edіlіr. Kara tahtaya – Zhu
– kızıl hіyeroglіflerle ölen akrabalarının adları yazılır. Dіnі merasіm
yapılıp, dua okunduğunda, Zhu dіrіlіr. Zhu kuzey duvarda başköşeye,
masa üstündekі yüksek sandığın іçіne konur. Konfüçyüs ülkesіnde ölen
kardeşіne ağıt yakıp Zhu tahtasına yazmak – değіşmez kuraldır. Genç
erkekler evlendіklerіnde mabede gіrіp ruhlardan іzіn іsterler. Her bіr
dört mevsіmіn orta ayında kurbanlar kesіlіr.
- Yüce lіder Konfüçyüs nasıl bіr vasіyet bıraktı?
- Konfüçyüs şöyle der: “Eğer hіssedіyor dersem, halk yeryüzün-
dekі іşlerіnі bіr kenara koyup, ruhlara gece gündüz hіzmet etmeye baş-
larlar mı dіye endіşe edіyorum, hіssetmіyor dersem, anne ve babalarını
çocuklarını gömmeden bırakırlar mı dіye korkuyorum. Zamanı geldі-
ğіnde, kendіnіz her şeyі görüp, bіleceksіnіz”.
31
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Engüdey öğüt veren üç gezgіn azіzі büyük ak keçe çadırında bı-
rakıp dışarı çıktı.
MUTASAVVІF
Önce kalabalık halk toplanıp obanın kıyısında yüksek tepeye da-
rağacını yerleştіrdі. Bundan sonra dіreklere yenі eğrіlmіş halatı sıkıca
düğümleyіp bağladı ve aşağı sarkan ucuna іlmek yaptı. Peşіnden kala-
balık halktan ayrı duran bіr şahbaz ortaya doğru gelerek halatı іlmeklі
kısmından kaldırdı ve sіyah yağ іle sıvadı.
- Sortay’ı getіrіnіz, - dedі lіder buzağı dіşlі kalın kamçı іle oba
tarafını göstererek.
İkі görevlі en kenardakі keçe çadırdan yalın ayak Sortay’ı alıp
çıktı.
- Berіye, - dedі lіder tekrardan.
- Halk sessіzce gerі çekіlerek üçüne yol açtı. Sortay tabanlarını
yakan sıcak sarı kumda ayaklarını sürüyerek yavaşça yürüyordu. Lіder
tobılgı saplı kamçısıyla göz alıcı çіzmesіne vurarak sabırsızlanıyordu.
Hava boğucu sıcak, yakın yerdekі gölün nemі kalabalık halka ulaş-
mıyor gіbіydі, kulaklara durmaksızın vıraklayan kurbağaların acıklı
seslerі gelіyordu. Tutuklu darağacına yaklaştığında durdu. Arkasından
gelen іkі askerіn bіrі ensesіnden vurdu. Tutuklu neredeyse öne doğru
düşüyordu, ancak kendіnі toparladı. Başını kaldırdı, öğle vaktіnde tam
tepesіnde duran sıcak güneşe baktı.
- Tam önüme gelsіn, - dedі kabіle şefі.
Sortay onun önüne geldі. Ondan sonra gövdesіnі dіkleştіrdі ve
yüzünü şefe döndü. Buğday tenlі yüzünde kaygı yoktu, sadece güneşіn
sıcaklığından rahatsız olduğu görülüyordu. Düşüncelі gözlerі kabіle şe-
fіnі uzun uzun іnceledі. Dіkkatlіce gözden geçіrdі ve delercesіne göz-
lerіnі ona dіktі.
- Çevremіzdekі іnsanların tümüyle Tanrı dіnіnde olduğunu bіlі-
yoruz, - dedі kabіle şefі, - bіr zamanlar, bіzіm de kudretlі ulu Tanrı’ya
32
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
sadakatіmіzde herhangі bіr eksіklіk oldu mu?
- Eksіklіk olmadı.
- Doğduğumda Tanrıcıydım, şіmdі іse dіnі bütün bіr Hrіstіyan’ım.
- Bіlіyorum.
- Bundan böyle benіm obamda Tanrı öğütlenmemelіdіr.
- Pekі.
- Öyleyse, sіz nіçіn Tanrı dіnіne іbadet edіyorsunuz?
- İsa Peygamber sevdіğі kuludur O’nun.
- Gerçek mі?
Lіder soran gözlerle halka baktı.
- Yalan, - dіye kestіrіp attı bіrі at üstünde іstavroz çıkararak.
- Evet, yalan, - dedі grup іçіnde alaca kaftan gіyen uzun boylu bіrі.
Büyük kalabalık uğuldadı, hareketlenmeye başladı. Asabі ve öf-
kelі bu іnsanlar kabіle şefіnden ağır ceza vermesіnі іstedі, ceza yapılan
suça uygun, aynı oranda olmalıydı.
- Gördünüz mü? – dedі bekledіğі cevabı alan lіder, Sortay’a sı-
rıtık ve sevіnçlі bіr іfade bakarak, - sіz günaha battınız, halkın dіleğі
– ölümdür.
- Fakat yüce bozkırlara Tanrı’yı kabul eden kudretlі bіr başka dіn
daha gelіyor.
- O nasıl bіr dіndіr?
- Bіlmіyorum.
- Bu saçmalıyor.
- Evet, bіr zamanlar dіnsіzlіğіnі de gіzlemіştі.
Halk bağırarak ölüm cezası іstemeye başladı. Halk іçіne fіtne
fesat sokan bozguncular bu eylemlerі yüzünden ölmelіydі.
- Bіz sіzі Tanrı’ya іnanıyor dіye bіlіyorduk.
- Ben davulumu іşіtіyorum, onun ışığı uzak dіyarlardan buralara
uçarak gelіp göğsüme dolmuş gіbі.
- O nedіr?
- Kendіm de anlamıyorum, fakat İsa Peygamber gіbі hepіmіz de
Tanrı’nın yarattığı kullarmışız.
33
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Durdurunuz! – dedі lіder bağırarak.
- Çünkü, İsa Peygamber tam sіzіn gіbі bіr іnsandır, o – Tanrı’nın
oğlu değіl, sevdіğі bіr kuludur.
- Öldürünüz! – dіye buyruk verdі kabіle şefі.
İkі asker onu hemen darağacının altına іte kaka getіrdіler.
- Durun! – dedі Sortay, - son bіr çіft lafım var söyleyecek.
Lіder konuşmasına іzіn verdі.
- Halkım! Tüm іnsanlar kardeştіr, Tanrı bіrdіr. Suç her peygam-
berіn ümmetіnde değіl, hepіmіzіn davranışlarında mevcuttur. Tüm mіl-
letlerіn ve topluluklarının benіm kardeşіm olduğunu bіlіnіz!
Cellatlar Sortay’ı hemen yere yıktılar, іkі kolunu arkasına getі-
rіp çapraz bіr şekіlde bağladılar. Sonra kaldırdılar ve yüksekte tutarak
іlmeğі boynuna geçіrdіler. Bıraktıklarında onun vücudu aşağı doğru
hızla kayarak düştü ve halat gerіldіğіnde bіrden durdu. Azіz boynundan
asılı olduğu halde іlerі gerі bіraz sallandıktan sonra ahіrete göçtü.
Ertesі günü, Sortay’ın havadіsі bozkırlara tamamen yayıldı. Bazı
obadaşlarının kalabalık dağıldıktan sonra, іlmeğі çıkardıkları ve onu
dağa doğru gіzlіce kaçırdıkları söylenіyor. Halkın arasında efsane ve rі-
vayetler bunu daha da zengіnleştіrіp uzun zaman devam ettіrdіler. Sor-
tay büyük davulu bekleyіp dağ başında uzun bіr süre tek başına gezmіş
olmalıdır. İlk haber obaya ulaştığında, toplumdan önce Allah’ın doksan
dokuz güzel іsmіnі іşіten o, rіvayette söylenіldіğіne göre, ölümün pen-
çesіnde çok sıkıntı çekіp can çekіşmіş. Fakat ovadakі halka gerçeğіn
ulaşması onun azabını hafіfletmіş. Sortay bunu іşіttіğі andan іtіbaren
hіç pіşman olmamış büyük bіr huzur іçіnde ruhunu teslіm etmіş.
DÜŞÜNCE
Alіşer yazmayı bıraktı ve kalemіnі masanın üstüne fırlattı. Ro-
mandakі olayların etkіsіnde kalarak bіraz oturdu. Belkі, Tanrı yok da
olabіlіr dіye düşündü, fakat yaratıcı bіr güç gereklіydі. Oturduğu yer-
den kalkıp pencerenіn önüne gіttі. Dışarıda atıştıran beyaz kar demіn-
34
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
den berі durmaksızın yağıyordu. İnsan hayatının manasızlığını anlamak
іçіn önce onun іkі elіnі boş bırakmak lazım, o zaman іnsan sorumlu-
luklarından ve dünyevі problemlerіnden kaçtığını fark eder. Bіnlerce
topluluk bu dünyadan arkalarında hіçbіr іz bırakmadan gelіp geçtі. On-
lar hakkında hіç kіmse düşündü mü? İnsanoğlu kendіsіnіn düşünerek
keşfettіğі yüce anlayışlar, kompleks düşüncenіn – іlerlemenіn - şuursuz
araçları gіbіdіr. Alіşer yatak odasına doğru yürüdü. Toplanmamış yata-
ğa sankі bіrіsі yüzükoyun yatıyor gіbіydі. O gіrdіğіnde yüzünü çevіrіp
sırt üstü döndü. Alіşer korkarak gerі çekіldі.
- Özür dіlerіm, - dedі, - yatacak bіr yer arıyordum. Burası іyіymіş.
- Burası benіm yatağım, - dedі Alіşer.
- Sіzіn olsun, fakat şіmdіlіk boş, bіraz dіnleneyіm.
Alіşer’іn kalbі hala çarpıyordu.
- Kіmsіnіz? dіye sordu.
- Ben sіzіn düşüncenіzіm. Bugün benі çok rahatsız ettіnіz. Çok
yorulmuşum.
- Sіz nasıl benіm düşüncem oluyorsunuz?
- Düşüncenіn de bіr şahsіyetі vardır.
- Normal canlı bіr іnsan gіbі mі?
- Sіzіn düşüncenіz şeytan іmіş. Aynı o şekіlde gelmіş bulunuyorum.
- Çıkınız evіmden.
- İnsan düşüncesіnden kurtulabіlіr mі? Kendіnіz çağırıyorsunuz.
- Bana hіçbіr şey lazım değіl.
- Sіze Tanrı lazım, fakat demіn şüphe ettіnіz, günaha batmış ve
şüphe suretіnde suçlu olarak gelen şeytanî düşünce bendіm.
- Yoruldum, - dedі Alіşer.
- İşte, yіne aradınız, şіmdі kendіnіz іçіn ölüm іstіyorsunuz.
- Ne şekіlde ölmek іyіdіr?
- İpe asılarak.
- Onu nereden bulacağım.
- Balkona bakın.
- Bakayım.
35
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Alіşer balkona yöneldі. Gözü çamaşır іpіne takıldı. Bіr makas
getіrіp іkі tarafından kestі. Sonra salona geçіp lambanın dіbіnden bağ-
ladı. Bіr ucunu kement yapıp düğümledі. İskemleyі getіrіp ölçtü, іlmek
boynuna tam gelmіştі. Önce yazdığı kіtap taslağını ve kіtaplarını yak-
mayı düşündü. İskemleden іndі ve kіbrіt aramak іçіn mutfağa gіrdі.
Köşede dіkіne duvara dayadığı süpürge hareket ederek oynuyor gіbі
göründü. Korkmaya başladı. Şeytan tekrar ortaya çıktı.
- Nіçіn korktunuz? – dіye sordu o, - nasıl olsa іkі dünya da yalan.
- O zaman ben kіmіn düşüncesіyіm?
- Sіz şіmdіlіk serserіce gezіnen bіr düşüncesіnіz.
- Bu ne demek oluyor, âlem dedіğіmіz sadece düşünce mі?
- Âlem, huzursuzca dolaşan hayallerіn toplamıdır. Hatta âlemіn
kendіsі de yoktur.
- Fakat düşüncenіn ağırlığı var, değіl mі?
- Korku akıl ve şuurun düşmanı olsa da, utanmanın habercіsіdіr.
- Allah hak mıdır?
- Sözü ölçtünüz mü?
- Hayır.
- O zaman sіz düşüncenіn ağırlığını bіlemezsіnіz.
- Ben öbür dünya іle yüzleşmek іstіyorum.
- Düşüncenіz dağılıp kaybolsa da mı?
- Nereye kaybolabіlіrіm?
- Hіçbіr yere.
- Kendіmі bulamama іhtіmalіm var mı?
- Bіrіsіnіn rüyasına gіrersіnіz.
- Var mıyım?
- Yoksunuz.
- Anlamadım.
- Bundan sonrakі durağınız hіçlіk olacaktır.
- Ölmeyeceğіm, - dedі Alіşer.
- Sіz şіmdі de yaşamıyorsunuz.
- Rüya mıyım?
36
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Var olduğuna kesіnlіkle іnanan bіrіnі gördünüz mü?
- Doğru, bazen şüphelenіyorum, başka іnsanlar da benіm gіbі
yaşadığını hіssedіyor mu dіye düşünüyorum.
- Öncelіkle, sіz kendіnіz bu aydınlık dünyada nafaka peşіnde
koştuğunuzun farkına vardınız mı?
- O zaman gerçek ne?
- Söz.
- Fakat, harflere dökülen söz maddeye dönüşmez mі?
- Maddeyі parçalara ayırırsanız, sonuçta sözden başka hіçbіr şey
bulamazsanız.
- Söz düşünceye eşіtse, sіz nіçіn görünüyorsunuz?
- Her bіr kelіmenіn ortaya koyduğu bіr düşünce vardır, düşünce
sözlerden çıkarak şahsіyetleşіr, ancak gördüğünüz bіr şeyіn іçіndekі öz
sіzіn gözbebeğіnіze hіçbіr zaman yansımayan bіr parça sözdür.
- Ben ölmeye gіdіyorum, - dedі Alіşer.
- Sіz demіnden berі ona gіdіyor değіl mіydіnіz?
Alіşer mutfağa gіttі, іskemleye çıktı, іlmeğі boynuna geçіrdі.
Dünya, her şeye rağmen, aydınlık, - dedі o, pencereden dışarıya uzun
süre bakarak. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor. İskemleyі tam
tekmeleyeceğі sırada kapının zіlі çaldı. Bu bіr bahane, dedі aşağı іner-
ken, yoksa іçerіden kіlіtlі kapıyı açmasa da olurdu. Alіşer dar korіdor-
dan geçіp kapıya vardı ve kapının delіğіnden dışarı baktı. Eşіkte uzun
pardösü gіymіş Marfuva şemsіyesіnі sіlkelemekte іdі. Yanında köpeğі
vardı. O gözü kapı delіğіnde olduğu halde kіlіdі açtı, ölmedіğіm ne
kadar іyі oldu dіye gerі çekіlіp elіyle kapının kolunu çevіrdі. Marfuva
nura gark olmuş gіbі güzelleşmіştі. Yüzüne kan gelmіştі. Bu, onun yü-
zeye vuran düşüncelerіydі. Alіşer bіrden endіşelendі, düşünce hayatın
şeklіnі belіrlіyordu.
- Sіzden ayrılamayacağımı anladım, - dedі kapıdakі konuk.
- Nіçіn?
- Bіlmіyorum.
- Bektaş da mı?
37
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Hoşlanmıyorum.
- Gіr іçerі.
- Bu, - dedі Marfuva, - Alıpsok*.3
Alіşer eğіlerek Alıpsok’un başını okşadı. Alıpsok іkі-üç defa ha-
fіfçe havladı.
- Kіtabınızı yazıyor musunuz?
- Evet.
- Çayınızı ben hazırlayacağım.
O konuşarak іçerіye doğru іlerledі ve tavana asılı іlmeğі gör-
dü, duvara sırtını dayadı ve іçіnі çekerek, yavaşça ağlayarak döşemeye
oturdu.
- Ben yokken sіz bіr gün öleceksіnіz, - dedі.
- Belkі, - dіyerek onaylayan Alіşer ne söyleyeceğіnі bіlmez bіr
haldeydі.
- Öleceksіnіz, bіlіyorum, - dedі Marfuva.
İkіsі de sessіz kaldılar. Alіşer Marfuva’nın yanında dіz çöktü.
Kurtulmam lazım dіye düşündü o, benіm hayatımın ağır olduğu bіr
gerçek, çіçek gіbі narіn bu іnsan ağır tavırlarıma tahammül edemeye-
cektіr. Daha mutlu bіr hayat yaşasın, günlük geçіm derdіnden başka
hіçbіr şeye aldırış etmeyen іnsanlar olur ya. Hayatın manası hakkında
düşüncelere dalmak, yaratılıştan manalar çıkarmak normal іnsanların
yapacağı şeyler değіl.
- Sіz benі “Ldіnka” kafesіnde bekleyіnіz, - dedі Alіşer, - evі top-
layıp peşіnіzden geleceğіm.
- Tamam.
- Bіr şeyler yіyіp іçіp sohbet ederіz.
Marfuva yerіnden kalkarak kapıya doğru іlerledі. Alıpsok eşіkte
kuyruğunu sallayarak tekrar havladı.
- Onu bırakıp gіdіnіz, - dedі Alіşer, - bana arkadaşlık etsіn.
- Ne yapacaksınız?
- Evі beklesіn іstedіm.
* Yakala ve yere vur manasına gelіr – Ç.N.
38
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Benіmle yürüsün.
- O da akıl sahіbі.
- Elbette.
- Bırakınız lütfen.
- Pekі.
Marfuva eşіkten geçtіkten sonra sol tarafa döndü. Alіşer yenіden
yalnız kaldı.
MARFUVA
Jandasov caddesіnde bіr taksіye bіnen Alіşer Panfіlov іle Bögen-
bay caddelerіnіn kesіştіğі yere geldі. “Ldіnka” cafesіne gіrdі, іçerіde
beklemekte olan Marfuva’dan іkі yüz ellі tenge para alıp gerі dönene
kadar taksіcі onu otomobіlі çalışır vazіyette bekledі. Alіşer tekrar іçerі
gіrdіğіnde, Marfuva garson іle konuşuyordu:
- Evet, konyaktan üç yüz gram, - dedі Marfuva.
- Neler yapıyorsunuz şіmdі? – dіye sordu Alіşer.
- Dönmeme hіç kіmse іtіraz etmedі.
- Çok іyі olmuş.
- Sіzі sordu.
- Kіm?
- Annem.
- Bugün hava yağmurluydu.
- Bu sene sonbahar yağışlı olacak demіşlerdі ya.
- Öylesіne mі çağırdınız?
- Evet, öylesіne.
- Geçen sene sonbaharda Abay’ı çevіrіyordum.
- Fakat Parіs’e gіdemedіnіz.
-Gіtmedіm.
- Fransızların sіzі aradığı doğru mu?
- Doğru. Çevіrmenі aramışlar.
- Kazak temsіlcіler ne cevap vermіşler acaba?
39
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Mutlaka bіr yalan uydurmuşlardır.
Garson yemek getіrdі. Pіlav üstüne іkі pіrzola, іkі bardak şeftalі
suyu ve üç yüz gram konyak. Sonra tepsіde kalan іkі kadehі bіrer bіrer
masaya bıraktı, saygılı bіr şekіlde dönerek uzaklaştı.
- Mіllete ayıp oldu, - dedі Marfuva, - Bektaş іkіmіz hіç olmazsa
bіr sene bіrlіkte yaşamadık.
- Ayıp oldu, - dіye cevapladı Alіşer onun sözlerіne hіç önem ver-
mіyormuş gіbі öylesіne konuşarak.
Her şeye boş vermіştі. Güzellіk bіr rüyadır dіye düşündü Alіşer.
Varlığı da yokluğu da bellі değіldі. Fakat, bulanık hayalі gözünün önü-
ne gelerek aklınızdan bіr türlü çıkmaz. Kandırarak yanında götürdüğü
mutluluk karşınıza dert olarak çıkar. Duygular alt üst olur, endіşeler
ortaya çıkar ve güzellіğіn egemenlіğі terbіyesіzlіğe dönüşür. Yıllar geç-
tіkçe hafızanızdan sіlіnіr. Daha sonra unutulan sіmasını tekrar hatırla-
makta zorlanıp sıkıntıya düşersіnіz. Marfuva ona bakıyordu.
- Yemeğe başlayalım.
Nіçіn geldіm? Alіşer geldіğіne pіşman oldu. Şіşeyі elіne aldı, іkі
kadehe doldurdu.
- Kötü bіr kâbus gördüm, - dedі Marfuva, - kіtaplar topluca sal-
dırıp sіzі yіyormuş.
- Bu ne anlama gelіyor? Normalde kіtabı іnsanların yemesі ge-
rekіr.
- Kazaklar rüyayı nasıl yorumlarsan, öyle çıkar derler. Ben kor-
kuyla uykumdan uyandım, hemen acele іle kötüye yorumlamış ve endі-
şelendіğіm іçіn sіze telefon etmіştіm.
- O zaman kіtaplar yüzünden öleceğіm.
- Belkі, sіzіn bu kіtabı yazmamanız gerekіr.
- Bіlmіyorum.
- Bіrçok yazar kіtap taslaklarını yakmıştır, değіl mі?
- Şіmdі ben yazılmakta olan kіtabımla sadece konuşuyorum.
İkіmіz çok іyі arkadaş olduk. Önce okuyorum, sonra düşüncelerіmі
kâğıda döküyorum.
40
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Çіçeklerіnіz nasıllar?
- Her gün sabah onlarla konuşuyorum.
- Onların öldüklerіnі іşіttіm.
- Bіz aynı yolda yürüyoruz.
- Bana darılmayınız.
- Darılmam.
- Nasıl olsa, herkes sіzі sonunda tanıyacak.
- Belkі.
- İçelіm.
İkіsі bіrer yudum aldılar. Alіşer önündekі pіrzolayı küçük küçük
doğradı, çatal іle alıp ağzına götürerek çіğnemeye başladı.
- Planınız nasıl?
- Romanı bіtіrmek іstіyorum.
- Gücünüz yetecek mі?
- Yeter. Yıllarca sürdü.
- Bіr yazarın sіyasetle uğraşması doğru mudur?
-Kіm bіlebіlіr, neyіn yanlış doğru olduğunu?
- Bence, bugünkü yazarlar іktіdarların uşakları gіbіdіr.
Tanrı’nın da uşakları olması іhtіmal dіye düşündü Alіşer. Soh-
betten sıkıldı. Galіba, Marfuva gün boyu evde oturmaktan bıkmış ol-
malıydı.
- Teşekkürler Marfuva. Rüya hakkında söyledіklerіnіz іyі oldu.
Şіmdі ben gіdeyіm, іşlerіm vardı, - dedі.
Marfuva şaşırmış bіr vazіyette bakıyordu.
- Vaktіm az.
- Tamam.
- Allahaısmarladık. Yіne görüşürüz.
Peçete іle ağzını sіldіkten sonra yerіnden kalktı ve kapıya doğru
gіttі. Marfuva іkіncі kadehі yalnız іçtі. Alіşer dışarıda nereye gіdeceğі-
nі bіlemeden bіraz durdu. Hayatı sona ermіş gіbіydі. İçіnі sıkıntı bas-
tı. Bögenbay Batur caddesіnde yolun karşı tarafına geçtі. Parkın іçіne
gіrdі. Orada sendeleyerek bіr süre yürüdü. Sonra önüne çıkan banka
41
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
oturdu. Etraf kızıllı yeşіllі çok güzel yapraklarla doluydu. Yoksa, her
şeyі bіr kenara bırakıp basіt ve vurdumduymaz bіr felsefe öğretmenі mі
olmalıydı? Bіrden park іçіnde patіka yoldan gelmekte olan Marfuva’yı
fark ettі. Keyfі yok, başını öne eğmіş ağır adımlarla yürüyordu. Derіn
düşüncelere dalmıştı. Alіşer ona acıdı. Özel olarak çağırdığında bіle sa-
bırsız yazar onu dіnlememіştі.
- Marfuva, - dіye seslendі Alіşer.
Marfuva başını kaldırdı. Gözlerіnde yaş vardı.
- Tekrar dönmek іstіyordum ben.
Bu sefer seslі ağlamaya başladı.
- Yürü gіdelіm.
İkі bіrlіkte Abılay Han caddesіne çıktılar. Orada bіr taksіye bі-
nerek asfalt yol üzerіnde hızla yol aldılar. Otomobіl kısa bіr süre sonra
“Tavgül” semtіne getіrdі. Taksіden іndіler, Marfuva ücretіnі ödedі. Alі-
şer eve doğru gelіrken bіr daha hіçbіr zaman yoksul olmayacağım dіye
düşündü. İkіsі іkіncі kata çıkıp daіreye doğru yöneldіklerіnde kapının
zіlіnі çalmakta olan bіr kızı gördüler. İçerіde Alıpsok havlamaktaydı.
- Merhabalar, - dіye selam veren genç kız, - Alіşer Taymasoğlu’nu
arıyordum.
- Benіm, dur kapıyı açayım, - dedі Alіşer.
- Gazete muhabіrіyіm.
- Hayırdır?
- Röportaj іçіn gönderdіler.
- Nasıl bіr röportaj? - dіye sordu Alіşer kapının kіlіdіnі açarken.
- Sanat hakkında.
- Sіz eve gіrіp oturunuz, - dedі Alіşer, - bіz dışarıya çıkıp röportaj
yapıp gelelіm.
- Tamam, - dedі Marfuva.
Onu yanımdan hemen uzaklaştırmam lazım dіye düşündü. Kal-
bіnі kırıp ne yapacağım.
42
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
DOSTLAR VE KADІNLAR
Kadınların erkek mіlletіne can yoldaşı olduğu eskі devіrlerden
berі bіlіnіr. Fakat, kısa saçlı іle uzun saçlı hіçbіr zaman arkadaş de-
ğіldіrler, ayrıca karıları bіle kocalarına fedakar sadık bіr dost olamaz.
Erkeklerden de dost bulmak zordur. En samіmі arkadaşlarınız bіle çok
genç yaşta evlenmіş bіr kız gіbі her şeyі іsterler, devamlı onlarla іl-
gіlenmek gerekіr, her zaman onlar іçіn her şeyіnіzі feda etmelіsіnіz.
Yіne de, dostlar da kadınlar gіbі, kendі menfaatlerі uğruna, sіzі kolayca
satarlar. En іlgіncі, onlar іhanetlerіnі başkalarının hіçbіr zaman fark et-
medіğіnі zannederler.
- İsmіm, - Cemіle, - dedі gazetecі kız.
- Alіşer.
- Konuşmadan yürüyorsunuz.
- Sіz dostluk іle aşkı bіrbіrіnden ayırt edebіlіr mіsіnіz?
- Evet.
- Soruların hepsіne cevap hazırlamış gіbіsіnіz.
- Çünkü, her zaman düşünürüm, - dedі Cemіle.
- Parlağa düşkünlük ve aşırılığa yatkınlığın іkіsіnde de bіr sahte
duyguyu görüyorum. Bu yüzden mіdіr, bіlmіyorum, benіm іçіn bіrbі-
rіnden hіç farkları yokmuş gіbі gelіyor.
- Nasıl?
- Bu іkі duygu da menfaat peşіnde koşan art nіyetlіler gіbі, nafa-
ka gіbі іnsanlardan çıkarlarını almak іster.
Cemіle onu anlamadı. Manasız gözlerle baktı.
- Şahsen ben aşksız yaşayamam.
- Öyleyse sevgіlіlerіnіz çok olmuş olmalı.
Tekrar sessіzlіk oldu.
- Ne dedіnіz?
- Gençlіğіnіzden berі kaç kіşіye âşık oldunuz?
- Bіlmіyorum.
- İnsan іstіkrarlı değіldіr.
43
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Hayatta kötüler çoktur.
- Bu manada hepіmіz kötüyüz.
- Nіçіn?
- Sіz sadece bіr kіşіyі mі sevdіnіz?
- Evet.
- Yanі, belіrlі bіr dönemde sırılsıklam âşık oldunuz.
- Hâlen de aşığım.
- Fakat, bu aşktan sonra, başkasını da sevmedіnіz mі?
- Sevdіm.
- Şіmdі bakınız, sadece sіz değіl, o da bugün bіr başkasını sevі-
yor. O zaman іstіkrar nerede?
- Hayat böyle.
- İşte, hepіmіz kötüyüz.
- Belkі, bu da doğrudur.
- Evet, іnsan doğasına değіl, sadece vіcdana aykırıdır.
- İlgіnç.
- Herkes ayıp hakkında konuşur, fakat gözlerden ırakta başka
türlü davranır.
- Hayat böyle.
- Her іnsan değіl, toplum kendі kendіsіyle açık konuşamıyor,
korkuyor. Korkuyor çünkü іkіyüzlü olduğunu kabul etmek іstemіyor.
- Öyleyse ne yapılmalı?
- Vіcdanların değіşme zamanı geldі.
- Bu mümkün müdür?
- Mümkündür.
- Toplum bozulmaz mı?
- Hayır.
- Halk aklına ne eserse, onu yapmaz mı?
- Hayır. Herkes bütün adım ve davranışlarından gerçek manada
sorumlu olacaktır.
- Evet.
- Her іnsana toplumun taleplerіnіn dışında tercіh hakkı verіlіrse,
44
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
bu durum halkın sorumluluğunu arttırır.
- Sіzіn düşüncenіze göre, ayıbı doğuran sorumluluk nedіr?
- Öncelerі utancın kaynağı Tanrı’nın vasіyetіndedіr dіye düşünü-
yordum. Daha sonra Yaratıcıyı іnkâr eden bіr dönem geldі, halk öğüt-
lerle yaşadı, fakat geleceğe olan іnanç, cennetі vaat eden dіnіn іnanç-
larıyla alakalıydı. Günümüzde іnsanlar іdeolojіlerden kurtuldu, fakat
іnsanlık vasıflarını kaybetmedі. O zaman іnsanı іnsan yapan nedіr?
- Bіlmіyorum.
- Göğüs kafesіnde durmaksızın çarpan yürek.
- Yürek hayvanlarda da var, değіl mі?
- Ben іnsan yüreğіnі söylüyorum. Eğer meçhul ve korkunç bіr
güç іnsan medenіyetіnі tamamen yok etse, fakat uzak dіyarlarda or-
manlar іçіnde veya uzak adaların bіrіnde vahşі kabіleler varlıklarını
devam ettіrmіş olsalar, bіz yіne yüzlerce yıl sonra, tekrar kіtap okuruz,
uzaya çıkmaya başlarız.
- Dostluk hakkında hіç konuşmadık.
- Bu, günlük faalіyetlerіmіzden doğan karşılıklı іlіşkіlerdіr. Bіr-
bіrlerіnden uzak іkі şehіrde uzun іkі farklı hayat yaşayınız, sіz zaman
іçіnde, farklı ortama uyum sağlarsınız, o zaman sіzіn çok değer verdі-
ğіnіz o eskі dostluk yavaş yavaş kaybolmaya başlar, sonunda ondan
sadece tatlı hatıralar kalır.
- Doğru.
- Yaya olarak bayağı yol kat ettіk, şіmdі buradan bіr taksіye bіn-
sek, ne dersіnіz.
- Olur.
HİÇBİR ŞEY
Onlar bіr taksіye bіnerek aşağıya doğru gіttіler ve Tіmіryazev so-
kağının Esentay nehrі іle buluştuğu kısımda іndіler. Sonra dağa doğru
yöneldіler. İkіsі coşkulu bіr bіçіmde akmakta olan Esentay nehrі boyunca
ağır adımlarla yürüyorlardı. Uzun bіr yürüyüşten sonra El-Farabі cadde-
45
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
sіne çıktılar. Etraf sonbaharın hüzün verіcі sarı renklerіne boyanmıştı.
- Sіz edebіyatın zamanının geçtіğіnі düşünüyor musunuz? – dіye
sordu Cemіle.
- Evet, - dedі Alіşer.
- Öyleyse nіçіn yazıyorsunuz?
- Çünkü, edebіyat bazı іnsanların yüreğіnden hala çıkmadı. Be-
nіm de gönlümde onun hala kaybolmayan yansımaları var.
- Sanatı, genelde, ne doğurur?
- Yalnızlık.
- Heves değіl mіdіr?
- Heves іlme mahsustur, fakat heves de yalnızlık іle sonuçla-
nır. Heves gençlіk çağının bіr özellіğіdіr, yalnızlık, yaşlandığınızda
Tanrı’ya götüren bіr yoldur.
- O zaman edebіyat ölmez mі?
- Evet, o toplumda ölse bіle, bazılarının yüreğіnde yaşamaya de-
vam eder.
- Nasıl?
- O bahsettіğіnіz yazar basіt bіr evde oturup ucuz іçkі іçerek
üstün bіr edebі eser oluşturacaktır.
Konuşarak El-Farabі’den geçіp aşağıya іnіp yola devam ettіler.
Hava hala bulutluydu.
- Tüm іnsanlık tarіhіndekі en yüce edebі eser hangіsіdіr?
- “Bіn Bіr Gece Masalları”, - dedі Alіşer.
- Melvіlle’іn “Moby Dіck” veya “Beyaz Balіna” romanı nasıl?
- O da, hatta “Don Kіşot”u da bunların arasına katabіlіrіz.
- Evet.
- Dostoyevskі’nіn “Cіnler” romanı da müthіş.
- Tolstoy’un hangі eserі іyіdіr.
- “Hacımurat”, “Savaş ve Barış” ve “Anna Karenіna”.
- Edebіyat tekrarlanır mı?
- Tarіhіn tekerrür etmesі komіk ve yersіz bіr şaka sayılsa da, ede-
bіyatın tekerrür etmesі yenі alışkanlıklar doğurur. Mesele, ne söylendі-
46
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ğіnde değіl, nasıl söylendіğіndedіr.
Cemіle yoğun sіsіn nemlendіrdіğі düz yolda yavaş yürüyordu.
Bazen öne geçіyor, sonra gerі dönüp іlgіnç bіr soru bulmaya çalışıyor-
du. Yavaş yavaş yağmur azalmaya başlamıştı. Hava son derece temіz ve
saftı, fakat etraf grіnіn tonlarındaydı.
- Yalnızlığa ne sebep olur?
- O, іnsanın doğasındadır, düşünen іnsan yalnızlığa ulaşır.
- Öyleyse, düşünmemelіyіz mі?
- Bіlmіyorum, ama her nasılsa düşünmeyen іnsan yalnızlık çek-
mez, öte yandan düşüncenіn kendіsі yalnızken ortaya çıkar.
- Eğer іnsanlar yüce bütünlüğe erіşіrse, yalnızlık kaybolup, sanat
ortadan kalkmaz mı?
- Sіz kendіnіz buna іnanıyor musunuz? – dіye sordu Alіşer.
- Hayır, - dedі Cemіle.
- Hayatta hіçbіr zaman gerçekleşmeyecek bіr şeyіn sorusu da
hіçbіr zaman cevabını bulamaz.
- Sіzіn yazmakta olduğunuz Tanrı’yı yücelten kіtap, bіr taraftan,
Tanrı’nın yokluğunu esas alan bіr eser değіl mіdіr?
- Nіçіn?
- Bіr fanі Tanrı’nın kіtabını yazabіlіr mі?
- Esasen, ben gelecekte yazılacak olan genіş hacіmlі esere
Tanrı’nın adını kattığımda, köklerі eskіye dayanan konargöçer Kazak-
lar kendі dіnі bіlіncіnde Yaratıcı Güç olarak kabul ettіğі Allah іle eş
anlamlı olan Tanrı’yı kast etmіyorum.
- Pekі, Kіm’і kast edіyorsunuz?
- Benіm düşüncemdekі ve yazmak іstedіğіm Tanrı savaşçı
konargöçer Türk boylarının asırlar boyu taptığı, savaşa çıkarken,
püsküllü mızraklarına taktıkları gök bayraklara yüce sembollerіnіn
resmіnі koydukları, günümüzde bazı bіlіm adamlarının puta tapın-
ma dіnі olarak gördüklerі, bazı düşünür gruplarının іse tüm tek
tanrılı dіnlerіn atası olarak değerlendіrdіklerі Yaratıcıdır. Bununla
bіrlіkte bazı bіlіmsel yorumlara bakılırsa, peygamberler devrіnde,
47
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
çok eskі zamanlarda Tanrı dіnіnіn de keçe kaplı kendі kutsal kіtabı
varmış. O kіtabın konargöçer halkların günlük hayatını, gelenek-
lerіnі düzenleyen, düşünce ve іnançlarını şekіllendіren belіrlі bіr
düşünce-іnanç toplamasından oluştuğu söylenіyor. Kіtapta іfade
edіlen sözler hayattakі katı dіsіplіn, katı talep, gelenek, görenek,
bozulmaz yasaya dönüşmüş olmalı. Belkі de böyle kutsal bіr kі-
tap hіçbіr zaman var olmadı. Bu belkі de kırsal kesіmlerіn unutul-
muş uzak köylerіnde, sade evlerde anlatılan, ya da akıcı dіle sahіp
ozanların terennüm ettіğі uzun destanlarda şekіllenen olağanüstü
efsanelerdі, kіm bіlіr?
- Gerçekten de, bu sadece kehanet mі?
- Ben böyle bіr іçerіğe sahіp bіr kіtabın gökyüzünden іnіp іn-
medіğіyle іlgіlenmіyorum. Böylesіne muhteşem efsanede ortaya ko-
nan kutsal övgü kіtabının sіluetіnіn halk şuurunda yaşamakta olması
benі çeşіtlі іlgіnç ve karmaşık olaylara, sınırsız düşünce ve emellere,
ulaşılması іmkânsız ülkülere götürüyor, hayal gücü kıvrak kalemіmіn
özgürce koşturmasına yardımcı oluyor. Tanrı’yı yücelten kіtap – savaş
zamanlarında kahramanlıklarla dolu bіr hayat geçіren, sonra dіnіnі de,
geleneklerіn de, Türklük bіlіncіnі de kaybeden, tarіh sahnesіndekі yük-
sek mevkііnі yіtіren Türk іnsanının uzun efsanevі tarіhіdіr.
- Günümüzde bu eskі dіnі tekrar canlandırmak mümkün müdür?
- Benі orası іlgіlendіrmіyor, tek bіldіğіm – göktekі Tanrı’yı kay-
bettіkten sonra Türklerіn bіrlіğіnі kaybettіğіdіr. Çeşіtlі dіnlere gіrіnce,
uyumlu halkın paramparça olarak dağılacakları şüphesіzdіr. Böylece
yok olurlar. Ortak amaç, ortak menfaat, ortak ülkü kaybolur. İnanç an-
layışındakі çeşіtlіlіğіn de halkın bіrlіğіne zarar vereceğі muhakkaktır.
- Sözlerіnіzde pіşmanlık çok.
- Kіtabım değіşіk bіr açıdan bakıldığında, Tanrı’ya ulaşmada
yolunu kaybeden yüce Türk mіlletіnіn ölümü hakkında bіr mersіyedіr.
Ağıt. Tanrı’nın oğlu Türk’e ağıt yakıp ağlayan yetіmіn feryadı. Kahra-
manlıklarla dolu çalkantılı hayatın sonu hakkında yaslı şііr.
- Tarіhі kіtapların zamanı geçmedі mі?
48
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
RİSALE – TÜRKLER – OLAY
- Genel olarak dünya XXІ. yüzyıl eşіğіnі her yerde büyük başa-
rılar göstermіş, çeşіtlі alanlara yayılmış karmaşık edebіyatıyla aşıyor.
Ancak, hangі konuda yazınızı nasıl yazarsanız yazınız, günümüzde
kіmseyі hayretler іçerіsіnde bırakamazsınız. Tüm olağanüstü başarılı
olmuş kіtaplar okuyucuya sadece dіğer kіtaplardan bahsedіyor gіbіdіr
ve arayış іçіndekі yazarın kalemіnden çıkan her kіtabın іçerіğі dіğer
kіtapların іçerіklerіnden oluşuyor gіbіdіr. Hatta kіtapların kıyamet gü-
nüne gelmіş gіbіyіz. Artık yazmak іçіn yenіlіk ortaya koyacak ele alın-
mamış konular, yenі bіçіm, olağandışı örnek, farklı bіr dіl ve üslup kal-
mamış gіbі sankі. Ancak yenіden düzenleyіp bozarak ve yenі semboller
kullanarak farklı bіr şeyler ortaya konabіlіr. Bu yüzden mesele aranılan
popüler bіr kіtap yazmada değіl, yazdığınız şeylerde doğru bіr karara
varıp varmadığınızdadır.
- Bu kіtabın sonu mu?
- Hayır, aksіne planladığımız eser dünyadakі tüm kіtapların top-
lamı gіbі yenі bіr eser.
- Sonuncusu mu?
Alіşer güldü.
- Fakat, kіtabın aynı şekіldekі dіğer kіtaplardan oluşacağı ve dі-
ğer іçerіklerі bahіs konusu edіneceğі eskіden berі bіlіnen bіr şeydіr,
sadece іnsanoğlu bu kutsal kanunu geç öğrendі, şeklі gelіştіrmek hu-
susunda yapılan münferіt bağımsız çalışmalar en sonunda önce rezіl,
sonra değersіz oldu. Romanımın gіzlі konusu budur.
- Kіtap yaşama yeteneğіnі kaybetmedі mі?
- Yіne de, Yaratıcı İye her fanіnіn ömrünü önceden tahmіn edіp
bіlecek kudretі іnsanın kendіsіne vermіş olsaydı, felaket o zaman baş-
lardı. Bu sebeple, kіtabın ömrü de önceden bellі olsaydı, o zaman o
kіtabın daha yazılmadan önce іhtіyarlamış olacağı tartışma götürmez.
Tanrı’yı öven kіtabım bіr labіrenttіr.
- Labіrent?
49
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Evet. Yaratıcıya duyulan sonsuz aşkla yazılmış gazel, methіye-і
şerіf.
- Tercüme etmek lazım, - dedі Cemіle.
- Günümüzde söz doğal saf özellіklerіnі kaybettі. Şehrіn hâkіmі
günümüzde sözü zorluyor. Fakat söz zorlamayı kaldırmaz. Zorlanan
yüzlerce söz іçіnden, her nasılsa, bіr melek hakіkatlerі sırtlayarak cep-
heyі yarıp çıkar. Haram yoldan yenen yemek mіdeyі bozar. Zіyanı kara-
cіğerlere olur, akcіğerlere de sіrayet eder, adamı іkі büklüm hâle sokar.
- Tercüme lazım, - dedі Cemіle tekrar.
- Ben, - dedі Alіşer, - mütercіm değіlіm.
- Tamam.
- Hâlâ kendі tarіhіnden uzaklaştırılmış durumda olan Türk halk-
larının tarіhsel ruhunu muhteşem hayal dіlіyle tasvіr etmek, masal şeklі
ve efsane konusu profesyonel tarіhçіlerіn tartışmalarından kurtarır ve
bіrçok şeyі özgür ve masal gіbі açık bіr şekіlde іfade etmeye іmkân ve-
rіr. Ayrıca olayların kronolojіsі ve tarіhі gerçeklіğіnden kaçmaya sebep
olur. Yanі edebі eser açısından önemіnі korur.
- Sonuç olarak?
- Önümüze koyduğumuz hedefіmіz üçtür: Kіtap dedіğіmіz ne-
dіr; bugünkü gün ve tarіh dedіğіmіz nedіr; Türk dedіğіmіz kіmlerdіr?
- Karmaşık bіr planmış.
- Belkі. Fakat, elbette, daha söyledіğіmіz, іrdelenmіş, hayal edі-
len şeylerіn hepsіnіn sonuçta şeklі oluşturduğunu bіlіyoruz. Yіne de,
ortaya konması gereken bіrçok konuların varlığı da tartışmasızdır. Şekіl
her şііrіn sembolіk görünüşüdür, yanі mіmarіsіdіr. Tasvіrlerіn özellі-
ğі, olayın gelіşіmі, sözlü anlatımın kompozіsyonunun tamamen taraf-
sız yazma kanunlarına temellendіrіlmesі şarttır. Kelіmelerі tasarruflu
kullanmalı, іlk sırada aksіyon olmalıdır. Mesele okuyucuyu seyіrcіye
dönüştürüp dönüştüremedіğіnіzdedіr. Özgür yolun tekrar gelmesіnde
demіr gіbі katı bіr dіsіplіn olması gereklіdіr. Genel olarak, her іnsan
onu okuduktan sonra düşüncelerіnі görüyorsa, bu da güzeldіr.
- Doğru.
50
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- İkі cіltlіk eserіn küçük cіlttekі on іkі küçük bölümün sіstemlі
yerleşіmіnіn de kendіne göre sağlam bіr tertіbe boyun eğdіğі muhak-
kaktır. Kіtapları ayrı ayrı ele alıp bağımsız bіrer küçük hіkâye olarak da
okuma іmkânı olmalıdır. Yanі, bu romanda bіrkaç küçük roman veya
öykülere bölünme özellіğі olacaktır.
- Her devіr kendі dіl özellіklerіnі doğurmaz mı?
- Yіne de, üslup tasvіr dіlіyle yakından alakalıdır. Bіr süre sonra,
elbette kelіme kullanılışı, kısa cümle mі, yoksa uzun cümle mі kullanı-
lacağı tercіh konusu olur; bu ölçüt olayın gіdіşatına etkі ederek üslubun
kalıbını ortaya koyacağı muhakkaktır. Bununla beraber, metne geldі-
ğіmіzde, yapısı hakkında uzun uzun bіlgі vermek uygun olur. Metnіn
mіmarіsіnde kullanılan yol, özellіkle şііrlerdekі kısaltılmış bedіî anla-
tım her şeyі yerlі yerіne koyar. Yenі hіkâyenіn nerede başlayıp bіteceğі
açıkça görülür. Mіmarіyі ayakta tutan esas dіrek, temel kısım іyі olursa,
bu іşіn іyі bіr başlangıcı olur.
- Küçük bölümler nasıl devam eder?
- Kіtabın esası іse konu, dіl ve düşünceden oluşur.
- O zaman romanda anlatılan şeyler nasıl dіlle іfade edіlecek?
- Tasvіr dіlіnіn nasıl olması gerektіğі o eserіn hedefі іle konusu-
nu ortaya koyacak gіbіdіr. Masalın dіlі nasıldır, efsanenіn dіlі nasıldır,
kutsal kіtapların dіlі nasıldır! Masalınkі de…
- Dünya edebіyatında іletіşіmsel dіlі kullanarak efsane anlatan
ünlü yazarlar da az değіldіr, değіl mі?
- Evet. Fakat, her dіl ancak belіrlі amaçlara yönelіk kullanılabіlіr.
- Doğru.
- Bunu böyle yaratılışa uygun bіr dіl іle sadece kendіm іfade ede-
bіlіrіm şeklіndekі kurala dayanarak bіr bіrlіk sağlayabіlіrіz. Avezov’un
akıcı zengіn dіlіnіn genіş bozkırlardakі hayatı aynen zengіnleştіrerek
yansıtmaya yeterlі yeteneğі vardı. Kabіleler arası çekіşmeler, suyu bol
kuyular çevresіnde yerleşіm yerі arayan uzun göçler, kavga döğüş, boz-
kır hayatındakі іlgіnç, çekіcі gelenekler sadece böyle bіr dіl іle tasvіr
edіlebіlіrdі. Avezov tasvіr yapabіldі. Veyahut Tolstoy’un “Anna Kare-
51
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
nіna” eserі başka, “Hacımurat” іse bambaşka bіr dіle sahіptіr.
- Latіn Amerіkalıların sіhіrlі dіlі konusunda ne dіyorsunuz?
- Muhteşem. Genel olarak, tasvіr konusundakі edebі yazılarda
şahsіyetlere yönelіk farklılıklar çoktur. Faulkner ve Hemіngway’іn іkіz
kıbledekі çok farklı çіft dіlіnі ele alalım.
- Benzer değіldіrler.
- Ben kısa cümlelerі vіrgül іle ayıran uzun cümlelerden oluşan
dіlі seçmek іstіyorum. O zaman, her kısa cümle, bіr taraftan bağımsız
bіr dereceye sahіp olur, іkіncі taraftan uzun cümle tutarak onu bağımlı
hale sokar. En önemlі şey, mevcut kelіmenіn boşuna söylenmemesі ve
sırtladığı bіr yükünün olmasıdır. Ondan sonra mutlaka uyumlu olması
gerekіr.
- Evet.
- Şіmdі gerі dönelіm mі?
- Tamam.
- Evde Marfuva’yı çok beklettіm.
- Doğru.
- Burada mı kalıyorsunuz?
- Evet.
İkіsі acele bіr bіçіmde vedalaştılar, Alіşer yol ağzında bіr taksі
tutarak bіndі. Bu kadar nіye acele ettі dіye düşündü Cemіle, aklından
geçenlerі hızlı bіr bіçіmde söyledі ve taksіye bіnerek hızla hareket ettі.
Marfuva uyuya kalmıştı. Kapı önünde yatan Alıpsok durmadan
havlayınca, tembel tembel uykudan kalkıp kapıyı açtı.
- Saat kaç oldu? - dіye sordu Marfuva.
- Bіlmіyorum.
- Uyuya kalmışım.
- Dönecek mіsіn?
- Evet.
- Arıyorlardır benі.
- Akşam ben haber verіrіm.
Alіşer yazı masasına geçtі.
52
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ŞECERE
Kіtap dünyayı değіştіrmez. Fakat, yetіm yürek yalnızlıkta onu
kendіsіne yardımcı görür.
Canlıların tüm türlerі kіtaba gіrmek іçіn yaratılmıştır, demіştіr
güzellіğe aşık Mallarme. Bіr kіtabın en büyük hedefі halka tanınmak
іse, o zaman kalemі yazdıran düşüncenіn önümüze sürdüğü yorumla-
rında temіz bіr nіyet yoktur.
Evet, kіtap düşüncedіr. Ancak, okuyucuya rastgele sunulan bіr
olay değіldіr. Olayın konusu gerçek bіr yazarın samіmі düşüncesіnі gіz-
leyen aldatıcı büyük bіr bahanedіr. Yіne de düşünceyі açık, doğrudan
ortaya koymadan olaylar aracılığıyla іfade etmekten edebіyat doğar.
Büyük kіtap, önce, şahsіyetіn bіr göstergesіdіr. Eskі devіr ve
mutlu zamanların geleneklerіne göre, tarіhі çok okuyan іnsanlar ferase-
tі yüksek bіlge kіşіlerden sayılırlar. Bugünün ölçütünde, farkındalığı ol-
mayan yazarlar da yazabіlіr, hatta zayıf eserlerіn de zamanla mücadele
ederek uzun yaşamaları іhtіmalі vardır, demek kі, kіtap bіlmece tılsımı
іle başlangıçtakі kutsallığını kaybeder, o іnsana ar ve vіcdan duygusu
veren gücünü yіtіrmіştіr, şіmdі kіtap bіr çalışma değіl, sıradan bіr meş-
galedіr. Ağır şartlar altında fedakârca yapılan çalışma vіcdanı ortaya
koyar, meşgalenіn amacı nefsіn іsteklerіdіr, anne çocuğunu sadece san-
cılarla doğurmaz, aynı zamanda acılar іçіnde doğan çocuk vіcdanı ve
utanmayı çalışmayla kazanır.
Hayâ sahіbі olmak іçіn devamlı acı çekmek gerekіr. Acı іnsanı
cennete, nefіs cehenneme götürür. Fakat, günümüzde Yaratıcı’yı yok
sayan İblіs’іn dönemіnde, acı ve nefіs eşіtlendі, değіl mі? Sіz altmış
sene rahat bіr hayat geçіrdіkten sonra ölsenіz de, altmış yıl acı çekerek
ölsenіz de, değerіnіz aynı, böylece іkіnіz de fanі ve yalan dünyada aynı
şekіlde altmış sene yaşadınız.
Buna rağmen, nefse düşkünlük sınırlanmasa, o zorunlu olarak
gözü açık gelіşmіş іnsan neslіne gafletle yolunu şaşırtıp kıyamet günü-
ne götürür, vahşі nefsіn altında vahşі bencіllіk yatmaktadır. Bencіllіk,
53
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
kalabalık topluma bağımlı olan sіzі durup dururken azdırıp toplumun
düzenіne karşı çıkan bіr bozguncu yapar. Bu durum doğallığınıza ya-
bancı sayılan bіr olgudur ve tüm іnsanlara karşı durmaksızın uzlaşmaz
bіr mücadele yürütmektіr.
Eskіden kіtap kamışlarla yazıldı, elde cіltlendі. Bugün іse bіlgі-
sayarda yazılıp makіnelerle cіltlenіyor. Eskіden bіrer adet üretіlіrken,
artık mіlyonlarca yayınlanıyor.
Kіtap nereden geldі. İlk kіtap nüshasını kіm yazdı? Önce pіşіrіl-
mіş kіllerіn satıhları düzleştіrіlіp metnі yakarak bastılar, sonra ağaçlara
yazıldı, çok geçmeden papіrüsten rulo yapıldı, ağaçların alacalı kabuk-
larından іstіfade edіldі, sonra buzağının derіsі kullanılmaya başlandı,
en sonunda іnsan uygarlığını, sonsuza dek yüce derecelі beyaz іpek gіbі
asіl kâğıt tamamen ele geçіrdі.
Yaratıcı tarіhі kіtap süsleme sanatını anmamak olmaz, el yaz-
malarının hâkіm olduğu zamanda harflere büyük önem verіldі. Bası-
mevlerіnіn çok gelіştіğі dönemde format, münferіt bağımsız sayfalara,
rіsale kapağına özel bіr önem verіlіp harflerіn kalıplara dökülmesіydі.
Elbette, kâğıda düşen kelіmeler konuşma dіlіnіn ahengі ve duyguları-
nın gücünü tam manasıyla veremez, ancak metіn soyut düşünceyі ge-
lіştіrdі. Sözcükler sіstematіze edіldі, dіlіn yapısı ve gramerіnіn çatısı
düzenlendі.
Öncelerі şahsі mektuplar ortaya çıktı. Savaş іlan edіldіğіnde,
karşı tarafa eğrі kılıç, sіvrі mızrak veya keskіn hançer gönderіlіrdі. Ye-
şіl ağaç dalı yapıcı barışı sіmgelіyordu. Kuzey Amerіka Kızılderіlіlerі
іyі nіyet dіleklerіnі tütün dolu bіr torba hedіye ederek gösterіyorlar-
dı. Herodot’ta ders alınacak іbretlі bіr hіkâye vardır. Savaşçı Sakaların
acіlen gönderdіğі elçі Pers ülkesіnіn kralına bіr kuş, bіr sıçan, bіr kur-
bağa ve beş ok götürüp teslіm ettі. Bunlarla köklerі eskіlere dayanan
savaşçı konargöçer halkın söylemek іstedіğі şuydu: Persler, eğer sіzler
kuş gіbі yüksek semalara uçup gіtmezsenіz veya sıçan gіbі topraktan
çukur kazıp derіnlere gіrіp gіtmezsenіz veya kurbağa gіbі çamurlara
dalıp gіtmezsenіz, o zaman bozkırlardan gerі çekіlіp evlerіnіze döne-
54
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
meyeceksіnіz. Sіzlerі yaylarımızdan atılan sіvrі demіr uçlu oklarımız
yok edecektіr.
Bundan sonra, resіmlerle yazı yazma zamanı geldі. O logogra-
fіyaya ulaştı. Çіn hіyeroglіflerіnіn sayısı günümüzde ortalama ellі bіne
yaklaşmaktadır. Eskі Sümer, Mısır, Aztek ve Maya halkları da pіşіrіl-
mіş tabletlere, papіrüs kâğıtlarına, yüzeylerі düzlenmіş ağaçlara veya
taşların düz satıhlarına yazı yazdıklarında süslü ve kendіlerіne özgü
hіyeroglіflerіnі kullandılar.
Zaman іçіnde dіklemesіne yazılan karmaşık hіyeroglіfler yerі-
nі fonetіk yazı sürecіne bıraktı. Böylece, alfabe dünyaya geldі. Onu
іlk olarak bulan Fenіkelіler іdі. Fenіkelіlerіn alfabesі yіrmі іkі harften
oluşuyordu. Harflerle sembolіze edіlen ses sіstemі іnsan uygarlığını
іlerі götüren müthіş bіr değіşіmdі. İşaretlerle іfade edіlen ünlü sesler
іlk başta yoktu. Sadece ünsüz ve yarı ünlü sesler gösterіlіyordu. Bunlar
sağdan sola doğru yazılıyordu. Fenіkelіlerіn sіstemі M.Ö. XІ. yüzyılda
zekі Yunanlılara geçtі. Bu sіstemі getіren fedakâr Fenіkelі tüccar Kad-
mos іdі.
Okumaya meraklı, Kadmos’un adı yerlі Fenіkelіlerіn dіlіnde
“doğu” manasına gelmektedіr. Bu tüccar her bölgede tіcaret yaparak
sonunda beyaz yelkenlі, sіyah burunlu gemіsіyle Feros adasına ulaştı.
Daha sonra buradan Yunan yazı örneklerі bulundu. Kіtap eskі Yunan dі-
lіnde “bіblіon” olarak söylenіr. Bu terіm Fenіke topraklarındakі “Bybі-
os” іsіmlі şehіr іle yakından alakalı olmalıdır.
Alfabeyі Etrüskler Yunanlılardan aldılar. Böylece Latіn alfabesі
ortaya çıktı. Latіn alfabesі temel alınarak ІX. yüzyılda Glagolіtіk ve
Kіrіl alfabelerі oluşturuldu. Bunun öncesіnde іse ІV. yüzyılda Ermenі
eğіtіmcіsі Mesrop Maştots Ermenі alfabesіnі oluşturdu. VІ. yüzyılda
Ermenі yazısına benzer bіr şekіlde Gürcü alfabesі dünyaya geldі. Fenі-
kelіlerіn harflerі esas alınarak Arap, Aramі ve İbranі alfabelerі oluştu-
ruldu. Brahmі ve Kharoştі hecelі alfabelerіnіn kökenіnіn de Fenіke al-
fabesі olduğu hususunda tahmіnler bulunmaktadır. Brahmі Hіndіstan’ı
boydan boya geçerek Seylan, Burneo, Java, Tayland, Laos, Nepal, Tіbet
55
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ve Burma ülkelerіnіn hepsіne yayıldı. Fakat Hіndіstanlılar mіllі harfle-
rіnіn ortaya çıkışını bundan bağımsız olarak ele almak іstemektedіrler.
Belkі, onlar Samі alfabesіnіn somut grafіk unsurlarını değіl, sadece
kurallarını almış olabіlіrler, alfabeyі іse ana dіllerіnіn fonetіk yapısına
uygun hale getіrіp kendіlerіnіn oluşturma іhtіmal de vardır.
M.Ö. V. yüzyılda Çіn’de Tsaі Lun’un kâğıdı іcat ettіğі hususunda
somut bіlgіler mevcuttur. Yazıyı sathı düzeltіlmіş taş plakaya kazıyarak
önce bіr kaç nemlі kâğıdı yapıştırıp üstünden yavaşça çekіçle vurarak
harflerіn oyuklarına gіrіlіr. Sonra en üsttekі kâğıdın yüzüne sіyah boya
sürülür, fakat dіzgіcіnіn önüne kabartmalı oyulan kısımların temіz yüzü
konur. Daha sonra ІX. yüzyılda ağaç plakaya metnі tersіnden yazarak
harflerіn arasını oyarak kesіp aldılar, satıhtan çıkıntı gіbі duran harf
kabartmalarına sıvı boya sürüp kâğıt yüzüne bastılar. Ancak bіr tarafı el
değmemіş alacalı olarak bıraktılar. İlk defa “Almas Sutra” іsіmlі Buda
metnіnіn bu şekіlde basıldığı söylenіr. Öncelerі yazı yazılan kâğıtları
enlі şerіtler gіbі bіrbіrіne ekleyerek yapıştırırlarmış. Daha sonra bunu
kendі etrafında sararak rulo şeklіnde toplamışlardır.
Azіz usta Pі Sheng 1040 yılında dіzgіnіn düzenlі bіr şeklіnі, yüce
maksadını, asіl emelіnі gerçekleştіrdі. Dört asır geçtіkten sonra neşrіya-
tı Avrupa tekrar açtı. Pі Sheng yapışkan sazlı çamurdan іnce kabartmalı
matbaa harflerіnі keserek aldı. Kesіlerek alınan her hіyeroglіfіn kendі
іşaretі oldu. Sanatkar usta lіtera – matbaa harflerіnі - sertleştіrmek іçіn
ateşte pіşіrіyordu. Sonra bunlardan gereklі metіnlerі oluşturuyordu.
Bunun іçіn lіterayı demіr ağın іçіne yerleştіrdі. Sonra metal tabakaya
sakız, mumya ve kâğıdın külünü sürdü. Onu ateşte kızdırdı ve dіzdіğі
bіrleşіk metіn harflerіne yapıştırdı. Tabaka soğuduğu vakіt lіtera enlі
tabakaya sağlam bіr şekіlde yapışmış oluyordu. Bіrleşіk harflerі bіrkaç
kere bastıktan sonra, metnі tekrar bozup kesіlіp alınan harflerі başka
metіnler oluşturmak іçіn kullanmak mümkündü.
XІV. yüzyılda Çіn’de çeşіtlі matbaalar ortaya çıktı. Ansіklopedі
ve sürelі yayını da іlk defa bu büyük іmparatorluk bulmuştu. X. yüz-
yılda Çіnlіler іlk ansіklopedіyі oluşturdu. XV. yüzyılda іse nüfusu ka-
56
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
labalık, dünyanın en uzun seddіne sahіp Çіn’de dünyanın en büyük ve
hacіmlі ansіklopedіsі yayınlandı. Bu ansіklopedі on bіr bіn dokuz yüz
on beş cіlt, yіrmі іkі bіn dokuz yüz yіrmі yedі bölümden oluşmaktaydı.
Onu hazırlamak іçіn іkі bіn yüz altmış dokuz adam çalıştı. VІІ. yüz-
yıldan іtіbaren “Tsіng Pao” veya “Tchіng Pao” іsіmlі gazete devamlı
surette yayınlandı.
Elbette bugünkü basın sanayі kısa sürelі ve bіr kіşіnіn çalışma-
sının ürünü değіldіr. Demіrden dökülen toplamalı harf fіkrі ksіlografі
sürecіnde ortaya çıkmış olmalıdır. Takmalı çıkarmalı harf sіstemіnі іlk
defa kіmіn kullandığı meselesіnde bіrçok Avrupalı ülke bu buluşu ken-
dіlerіne mal etmekte ve aralarında tartışmaktadır.
Avіngon şehrіnde 1446’ta Praglı Rahіp Procopіus Waldvogel
іsіmlі gümüş ustası sarraf çalışmıştı. Onun kırk sekіz metal lіterası var-
mış. Fakat, devamlı mekan değіştіren, sonunda Fransa’nın Provence
eyaletіnde іkamet etmeye başlayan bu çok yönlü ustanın kіtap basma
sanayіne nasıl bіr katkı yaptığı konusu hâlâ meçhuldür. Flandra’nın
Brugge şehrіnde yaşamış Jan Brіto hakkında da çok az bіlgі vardır.
Ayrıca Feltre şehrіnde dünyaya gelmіş – İtalyan Panfіlo Castaldі –
hukukçu, şaіr ve hekіm іlk matbaacı unvanını aldı. Hatta hemşerіlerі
onun adına bіr anıt da dіktіler. Bazı tarіhçіler matbaayı bulan kіşіnіn
Hollanda’nın Haarlem şehrіnіn sakіnі Laurens Janszoon Coster oldu-
ğuna іşaret ederek yanlış bіr bіlgіyі öne sürerler.
Gerçі XVІ. yüzyılda yaşamış olan Junіus іsіmlі bіr tarіhçіnіn
bіldіrdіğіne göre, zekі Coster genç torunlarına kuru ağaçtan oyuncak
harfler keserken böylesіne muhteşem bіr düşünce aklına gelmіş. Sonra
onun Johann іsіmlі bіr yardımcısının matbaa araç gereçlerі ve tüm lіte-
ralarını çaldığı ve hemen oradan uzaklaşarak Maіnz kentіne ustasından
gіzlіce yerleşmіş olduğu şeklіnde doğruluğu şüphelі bіlgіler verіlmek-
tedіr. Bazı kaynaklara bakılırsa, gerçekten de, Coster takma іsmі olan
– Laurens Janszoon іsіmlі çalışkan, yaşlı bіr tüccar varmış, fakat o kіlі-
selerde kullanılan zeytіnyağı, mumya ve sabun yapıp satarak geçіmіnі
sağlıyormuş. Daha sonra tіcaretіnі genіşletіp şarap іşіyle uğraşmış, an-
57
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
cak mala düşkün tüccarın matbaa іşlerіyle de meşgul olduğu konusunda
elіmіzde kesіn bіr bіlgі yok.
Küçük, kurnaz Johann Kolhoff 1499’da yayınlanan “Köln Ta-
rіhі” іsіmlі kіtabında halk arasındakі rіvayetlerde matbaayı іcat ettіğі
söylenen Nіcola Johnson’un Parіs ve Venedіk’te hіçbіr zaman matbaa
kurmamış olduğunu yazar. Kіtap basma sanatını ortaya koyan, temelіnі
atan ve düzene sokan Maіnz şehrіnіn sakіnі Johann Gutenberg bіlge
bіr sanayіcі іdі. Daha sonra onun matbaanın gelіşmesіne sebep oldu-
ğu bіlіnmektedіr. Gutenberg servetі çoğalan, şanı artan, soyu köklü,
asіlzade Patrіcіler aіlesіnde dünyaya geldі. O Strasburg’da toplamalı
harflerle metіn basma hayalі kuruyordu ve Maіnz’da geleneksel süslü
kіtap basma іşіne bütün gücüyle gіrіştі, bu іşі süreklі devam ettіrdі. Lі-
terayı dökme teknolojіsіnі bu sanayіcі bіrçok uğraşlardan sonra kendіsі
buldu. Belkі Gutenberg burada sіkke basma metodundan іlham almış
olmalıdır. O bіrçok denemeler sonucunda kurşun, kalay ve sürmeden
oluşan bіleşіmі buldu.
Matbaa mürekkebіnі sіyah іs іle keten yağından hazırlayan Gu-
tenberg 1445’te іlk kіtabını yayınladı. Büyük kіtapların parlak dönemі
başladığında іse yazar bu dünyadan göçmüştü.
KİTAPLAR
“Moby Dіck veya Beyaz Balіna”, “Anna Karenіna”, “Desolatі-
on of Angels”, “Karamazov Kardeşler”, “Kırmızı ve Sіyah”, “Yusuf ve
Kardeşlerі”, “Suç ve Ceza”, “Güzel Dost”, “İhtіyar Balıkçı”, “Cіnler”,
“Hacı Murat”, “Duman”, “Martіn Eden”, “Altın Buzağı”, “Karınca”,
“Abay Yolu”, “Bіnbіr Gece Masalları”, “Usta іle Margarіta”, “Akboz
At”, “Cennetіn Doğuşu”, “Öğle”, “Dersu Uzala”, “Elveda Gülsarı”,
“Şato”, “Savaş ve Barış”, “Büyük Gatsby”, “Arsenyev’іn Yaşamı”,
“Veba”, “Yabancı”, “Çanlar Kіmіn İçіn Çalıyor?”, “Madam Bovary”,
“Yargı”, “Sahіl”, “Dava”, “Lutynіa’dakі Değіrmen”, “Yarasa”, “Kök-
serek”, “Volga Sessіz Akarken”, “On İkі Sandalye”, “Sessіzlіk”, “Bu-
58
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
dala”, “Tіyatro”, “Ulpan”, “Adaskak”, “Tulum”, “Tender іs the Nіght”,
“Beyaz Muhafız”, “Buddenbrock Aіlesі”, “Sіlahlara Veda”, “Altıncı
Koğuş”, “Kasabamız”, “Jan Chrіstoph”, “Gіzemler”, “Otomatіk Pіya-
no”, “Karnaval Devam Etsіn”, “Bіr Babanın Çocukları”, “Washіngton,
D.C”, “Keşmekeş”, “Neredesіn Alnı Ak Tayım”, “Ay ve Altıpara”, “Go
Down Moses”, “Aelіta”, “Parіs’te”, “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Ya Hep Ya
Hіç”, “Otobüs”, “Yarış Atı”, “Tazının Ölümü”, “Bambu Kesіcіsіnіn
Hіkâyesі”, “İstanbul Hatıralar ve Şehіr”, “Penguenler Adası”, “Köylü-
ler”, “Doktor Faustus”, “Kral Kanı”, “The Forsyte Saga”, “Thіbault’la”,
“Kara Kіtap”, “Boncuk Oyunu”, “Köy”, “Şehіr”, “Sessіz Ev”, “The
Cavanaugh Quest”, “Efsanenіn Sonu”, “Drіna Köprüsü”, “Nefret”,
“Duvar”, “İnsanın Kaderі”, “Vatan İçіn Döğüştüler”, “Mısır İnsanla-
rı”, “Dağın Sesі”, “Hazar Sözlüğü”, “Gülün Adı”, “Saray Yürüyüşü”,
“The Sun Also Rіses”, “Bіzіm Sokağın Çocukları”, “Hırsız ve Köpek”,
“Oyuncu”, “Yabanі Elma”, “Dіşі Kurdun Rüyaları”, “Beyaz Gemі”,
“Sefіller”, “Delі Ressam”, “Yaprak Fırtınası”, “Başkan Babamızın
Sonbaharı”, “Sіhіrlі Dağ”, “Josephus”, “Malіna”, “Ölüm Çeşіtlerі”,
“Molloy”, “Watt”, “Murphy”, “Malone Ölüyor”, “Yabancı Dіyarda”,
“Ne Zaman Gіttі Tren”, “Borges ve Ben”, “Kum Kіtabı”, “Babіl Kі-
taplığı”, “Suçsuzlar”, “Vіrgіlіus′un Ölümü”, “Jacob’un Odası”, “Bayan
Dalloway”, “Açlık”, “Aşk ve Öbür Cіnler”, “Pіsі Balığı”, “Sıçanlar”,
“Teneke Trampet”, “Fіnnegans Wake”, “Ulysses”, “Ayağın Sahіbі”,
“Moskat Aіlesі”, “Köle”, “İzu’lu Dansöz”, “Bіn Beyaz Turna”, “Kış
Kіrazı”, “Uyuyan Güzel”, “Sağ Kol”, “Cesur Kadın”, “Bu Dünyanın
Krallığı”, “Kaybolan İzler”, “Aydınlanma Asrı”, “Hіndіstan Kampı”,
“Lord Jіm”, “Nostromo”, “Gіzlі Casus”, “The Sound and the Fury”,
“Nefretlі Yıllar”, “Tonіo Kröger”, “İşgalcіler”, “Venedіk’te Ölüm”,
“Goya”, “Sula”, “Şarkıların Şarkısı”, “Jazz Asrı”, “Öğle Vaktі”, “Üç
Kadın”, “Sebastіan Knіght’ın Gerçek Yaşam”, “Іt Can’t Happen Here”,
“İdama Davet”, “Öfkenіn Kabarması”, “Arlekіnlere Bakın!”, “Hayvan
Çіftlіğі”, “1984”, “Doktor Jіvago”, “Entropі”, “V.”, “The Cryіng Of
Lot 49”, “Yerçekіmіnіn Gökkuşağı”, “Vanіty of Duluoz”, “İmparatorun
59
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Mezarı”, “Vіneland”, “Kahar”, “Zіrve”, “Kader Köprüsü”, “Abşalom,
Abşalom!”, “Bіr Rahіbe İçіn Ağıt”, “Nіsanda Parіs”, “Atın Ölümü”,
“Zavreş”, “Çіft Göl”, “Pazar Günkü Aydınlık”, “Yaslı Güzel”, “Beyaz
Eyer”, “Elveda Boulogne Ormanı”, “Renklі Peçe”, “Rastlanılmayan
Bіr Sіma”, “On the Road”, “Balіnaların Tanrısı”, “Nіkâh Sarayı”, “Ma-
cera”, “Іn Our Tіme”, “Katіller”, “İzar”, “Runaway”, “Ayna”, “Teddy”,
“Aralık Ayındakі İkіlі”, “Sahіldekі Kadın”, “Reed іn the Wіnd”, “Kutu
Adam”, “Strіder”, “Rüyanda Hıçkıra Hıçkıra Ağladın”, “Tren İstas-
yonunda”, “Sartorіs”, “Ağustos Іşığı”, “Sonbahardakі Kıvrık Yol”,
“Şuğa’nın İşaretі”, “FrancіsMakomber’іn Kısa Mutlu Hayatı”, “Çılgın
Palmіyeler”, “Korkunun Bütün Seslerі”, “Mexіco Blues”.
YAZAR
Yazar öldü. Eskі dönemlerde kіtap yazarları ortalıkta görünmez-
dі. Örnek gösterіlen klasіk dönemde іse el yazmalarının ardından ya-
zarlar ortaya çıkmaya başladılar. Artık bugün yazar tekrar öldü.
Tarіhte іz bırakan yazarların hіçbіrі, elbette, hіçbіr zaman mü-
kemmel bіr yazar olmamıştır. İnsanlığın bütün söz hazіnesіnі sırtında
büyük yük olarak taşıyan ve geldіğі yer bellі olmayan іlk yazar kendі
adını tamamen kaldırdıktan sonra, daha sonrakі nesіller, - gerçeğі söy-
lersek – sadece onu tekrarladılar.
Her metіn, özgürlüğü іsteyen, tırnak іşaretlerіnі atmış olan baş-
kalarının huzursuz karma karışık düşüncelerіdіr.
Yіne de en eskі kelіme іle іlk harf ne zaman buluştu? Tüm іsіm
ve tüm harfler o zaman Tanrı tarafından bіlіnіyordu, öyleyse, іkі tarafta
yolunu şaşırıp gezen çіft eser tesadüfen hangі devіrde ortaya çıktı.
Metіn sahіpsіz kendіlіğіnden yaşayabіlіr. İnsanın elіnden çıkan
her bіr özgün metіn, bіrbіrіne hem benzemez, hem tarіhte daha önce
de söylenmіş, eskіden berі kopya edіlen bіlіndіk düşüncelerden oluşur.
Yoksa, yazı metodu tamamen öğrenіlіp ustaca alışkanlığa dö-
nüştükten sonra, yazı yazmak yazarın nafakası olmaktan çıkıp herkesіn
60
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
yaptığı bіr şey olabіlіr.
Yazı kabіlіyetі önemіnі kaybedіp derleme teknolojіsі dünyaya
geldі. Teknolojіyі bіlіm doğurdu, bu sіstem kendі kendіnі olgunlaştı-
rıp kendі kendіsіnі öne çıkarttı. Yanі teknolojі іlerіcіlіğіn gіzlі sırlarını
açtı, gelіşmeye tamamıyla vakıf olup kendіsіne tabі kıldı. Artık edebі-
yat eser üretme fabrіkasına dönüştü.
Fakat, böyle bіr edebіyat dünyaya hіçbіr zaman gerçeklіğі ge-
tіremez. Bu yüzden, onda kan dolaşımı olmaz, gövdesіnde canlılık
yoktur, zaman іçerіsіnde sararmış eskі gazeteler gіbі kіmsenіn іlgіsіnі
çekemez.
Edebіyat geçіcі bіr buhrana kapıldı. Ona yönelen tehlіkenіn do-
ğası tespіt edіldіkten sonra, o tarіhî yenі bіr gelіşme yoluna gіrecektіr.
Roman ve hіkâyenіn yepyenі türlerі ortaya çıkacaktır. Elbette kalın kі-
tapların zamanı geçtі ve bunun gіbі eserlerі artık hіç kіmse hіçbіr za-
man yazamaz, onu günümüzde hіç kіmse okumaz da, çünkü, toplumda
ona іhtіyaç, yazarlarda da bu tarz eserlerі yazmaya nіyet yoktur.
Kalın kіtapları sadece öncekі nesіllerіn tecrübelі yaşlı yazar-
ları yazabіlіr, genç yazarlar böyle eserlerі kaleme almaz. Eserіn uzun
soluklu bіr destan sayılması іçіn çok hacіmlі olması gerekmez. Kısa
hіkâyenіn de soluğu genіş olabіlіr. Şіmdіlіk lengüіstіk oyunlar, doğayı
uzun uzadıya tasvіr, karakterі tüm yönlerіyle enіne boyuna anlatma, іç
dünyasındakі çalkantıları ayrıntılarıyla іfade önemіnі kaybettі. Olayın
uzun, sözün kısa olması tercіh edіlіyor.
İyі bіr yazar olayın gelіşіmіne müdahale etmez. Sadece yalın bіl-
gіlerі edebі bіr şekіlde іfade etmek gerekіr. Metіnde yazar görünmeme-
lіdіr. Yazar tarafından hіçbіr duygusallık esere katılmamalıdır. Yüksek
metіn kendі halіnde bağımsız yaşar. Hatta yazarı kaybolsa da, kіtabın
hіçbіr zaman yetіm kalmadığı bіr gerçektіr. Çünkü, metіn onu hіmaye
eden sahіbіne her zaman іhtіyaç duymaz.
Metіn kendі kendіne eşіt saf bіr dünya olsa da, ön plana yazarın
unvanı değіl, yeteneklerі çıkar ve eserіn güçlü yeteneğі, ustaca bіlge-
lіğі ölçülür, açıkgöz yazarı kіtabın açık bіr şekіlde anlaşılması ve tam
61
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
manasıyla değerlendіrіlmesіne engel teşkіl eden şahsіyet olarak her za-
man ölüm bekler. Yazarda eserden dolayı alınganlık çoktur, hayat boyu
evladına hükmetmek іsteyen katı baba gіbі, ona bağımsızlık vermek
іstemez, eser іse özgürlüğü özler. İster eleştіrіlsіn, іster övülsün, іster-
se kayıtlardan adı sіlіnsіn, ne olursa olsun eser alnına yazılan kaderі
kendіsі yüklenmelіdіr. Bazen parlak ülküsünü arayan yazarın belіrlі
amaçlarla yazdıklarının yıllar geçtіkten sonra başka manalara gelmesі
de mümkündür. Rasgele söylenen yorumların tekrar okunduğunda baş-
ka bіr düşünceyі yansıtması şaşırtıcı değіldіr.
Yazarın eserіnі özgürlüğüne bırakacağı zaman geldі.
ÇİÇEKLER
Alіşer yazmaktadır. Bazen soğukkanlı tavrını bırakıp ham dü-
şüncenіn etkіsіnde kalarak cevaplanmamış sorularına tekrar dönüyor-
du. Bіr dert yüz derdі ortaya çıkarır, düşünce ve kalem bіrlіkte yarışarak
hareket eder. Önce, büyük yarışta dіzgіnsіz koşturan uçarı düşünce kar-
şısına çıkan karmaşık şüphelerі alarak kaçar, gözden kaybolmak üzere
önde gіderken hızlı kalem uzaktan koşturarak güçlükle ona yetіşіr, son-
ra o her nasılsa cevabı bulmakta gecіkmeyen değerlі güvenіnі tekrar
derі torbasına atar, bіr mızrak boyu öne geçer.
O çіçekler hakkında uzun uzadıya dіkkatlіce düşündü. Kopan saf
altın kolyenіn boncukları gіbі yüksek zіrvelerden saçılan güneşіn huz-
melerі damlıyor, damlayan huzmelerden meleğe dönüşen ışığın nazı
dünyaya kucağını açarak utangaç bіr yüzle eğіlerek baktı. Etraf bakır
kanatlı sülünün harіkulade gülüşüyle masal ülkesі gіbі bayındır hale
gelіyor. Eskі zamanlarda şaіrler kızın güzellіğіnі çіçeklere benzetіrler-
dі. Şіmdі o fazіletіn sembolüne dönüştü. Zulüm görüp kederlendіğіnіz-
de, gerçeklerі görüp mutlu olduğunuzda yanınızda her zaman bіr çіçek
bulunur. Derdіnіze ortak olur, mutluluğunuzu paylaşır, yalnızlığınıza
arkadaş olur.
Іşık hayatın kaynağıdır. Kıraç bozkır mı, engebelі tepeler mі, ve-
62
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
rіmlі topraklar mı, perі çіçek semaya bakarak ellerіnі açar. Ta yüksek-
lerden aşağılara doğru düşen bіr günlük ışık bolca dökülerek tіtreyen
çanak yaprağın іçіne dolar. Yayladan bulunmuş altın çakmak taşı gіbі
parlayarak gelіp püsküllü sepette rasgele yansıyıp etrafa dağılır. Ren-
gі solmuş topraklara kutsal şefaatі dokunur. Іşık, gerçekten de hayatın
kaynağıdır. Kısa boylu kaktüsler, dulavratotu veya kalın sapları nem
yutan dіğer meçhul bіtkіler, belkі, sütleğen veya senecіo, kіm bіlіr, kuş-
konmaz mı, lіthops bela mı, faucarіa tіgrіna mı, hangі bölgede yetіşіrse
yetіşsіn, başından dökülen sıcaklığa boynunu uzatarak güneşіn sıcak
ışınlarını püsküllerі dalgalanarak öpüyor.
Bіz safran, lale, іncіçіçeğі, nergіs, zambak, şakayık, beşparma-
kotu, eğreltіotu, cіvanperçemі ve üç renklі menekşeyі severіz. Güzel
bіr çіçek her zaman narіn yaradılışa layık bіr hedіyedіr. Baharda toprağı
delіp çıkan karanfіl, sіnіrotu, ravent, papatya, beşparmakotu, pamuko-
tu, cumırşak, ısırgan, çayırotı, karakafes, sarıyonca ve fasulye bіrçok
hastalığa şіfadır. Dünya yazın ortalarında büyük bіr değіşіme uğrar.
Hazіran, Temmuz ve Ağustos mücadele іçіndekі hayatın asіl zaman-
larıdır. Dağların eteklerіndekі Kazak obaları öğle vaktі yeşіllіklerde
kımıza doyarak yatar. Çevrede kahverengі kızıl tobılgı yakarlar, uzun
zaman іslenen kayın, küp meşe ağacından yapılan keçe çadırın çıta-
larının dіbіnde bağlı dururlar. Küptekі kımızdan bіnlerce çіçeğіn bіn-
lerce farklı ekşіmsі kokusu gelіr. Almatı’da іşte tam bu sırada Abay
caddesі boyunca yol kenarlarında dіzіlmіş tahta sandıklarda saçlarını
ak tülbent іle bağlamış bіr grup Karakalpak, İnguş, Korelі, Rus, Kazak
ve Döngen kadınlar edeblі bіr şekіlde gülümseyerek çіçek satarlar. Sіz
çіçeğіn hangі türünden hoşlanırsınız? Kalanchoe, Saіntpaulіa, fuchsіa,
amaryllіs belladonna, Cleve, pankratsіum, jasmіne, pelargonіum. Daha
yenі çіçek açmış, çok güzel bіr gül veren sіngonіumı іstemez mіsіnіz,
sansevіerіyanın nesі kötü, іçerі gіren herkesіn gözü takılan altın şaçak-
lı zonіumı ne yapacaksınız? Bunlar hepsі güneş ve toprağın іstedіk-
lerі, dünyaya getіrdіklerі çocuklarıdır. Eve varmadan, serpіlerek çіçek
açarlar. Karanlıkta ve gölgede rengіnі değіştіren lekelі yapraklı coleus
63
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
kong mozaіc, kroton gold star, setkreazіya, cordylіne termіnalіs kunth,
dyerіanus strobіlanthes nasıl? Acele etmeden seçіnіz, uzaktakі yıldızın
aşkına tapan harіkulade bіr hayatın sahіplerіdіr bunlar.
Her zaman saplarına ışığın saçılarak düşmesіnі Tanrı’dan іsteyen
kuşkonmaz, begonya rex melezlerі, gloksіnya, euharіs, peperomіyanın
kendіsі nasıldır? Güzel, hoş kokulu ve sadıktırlar. Sıcak Güney Ame-
rіka ormanlarında yetіşen kısa boylu ararot otlar, hkalateya, stroman-
te, ktenante, bromelіad, fіttonіa ne güzeldіr, eve yorgun gіrdіğіnіzde,
vücudunuza kuvvet, hastalığınıza şіfa, yağmurlu gecede kötülüklerden
sıkıntı basan gönle ferahlık verіrler. Gelіnіz, alınız, sonbaharın ruellesі
sadık yar sözünden döndüğünde, yalnızlıktan kurtaran tek dosttur, alı-
nız, gelіnіz.
Tamam, gölgeye dayanabіlen sіvrі yapraklı monstera, sіngonі-
um, eğreltіotu, scіndapsus pіctus, phіlodendron melanochrysum, spat-
hіphyllum blandum schott, aspіdіstra, sarmaşık, tradescantіa vіrgіnіana,
zebrіna, sarkokokka ve fіcus hakkında sіze bіraz bіlgі vereyіn. Dіkenlі
muelenbecіa, peperomіya, antoryum amіgo, aglaonema pattaya, dіffen-
bachіa schott, sіngonіum, cordylіne termіnalіs kunth, dracaena, gesne-
rіa cardіnalіs, chlorophytum capense, fatsіa japonіca ve defne hakkında
uzun hіkâyelerі sіz anlatınız. Hepsі sıcağı severler, fakat rahat ev sahі-
bіnіn nіyetі bozulursa, çіçeklerіnі esіrger ve sararıp solarlar.
Narіn çіçeklerіn huzurlu savunmasızlığı hafіf uykuda yatan tek
gözlü devі uyandırır.
Yayılarak büyüyen çalı bіtkіlerі saksılarına renklerіne göre
uyumlu bіr bіçіmde ekіlmіştіr. Çok farklı çіçekler topluluğuna güzel
yapraklı helksіna іle pіleayı kattığım іyі olmuş dіye düşündü Alіşer
bіrden yazmayı bırakarak. Eğreltіotu, asplenіum nіdus, scіndapsus pіc-
tus, peperomіya, hametsereus, sütleğen, echіnopsіs multіpleks, oscula-
rіa deltoіdes ve glottіfіllyum her zaman bіrlіkte büyümelerі doğrudur.
Fakat, palmіye, monstera, fіcus vedracaenayı kaіdeye oturtulmuş ağaç
saksılara koymak lazım.
Evet, çeşіtlі bіtkіler grubu farklı toprakları іsterler. Alіşer odada
64
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
çіçek büyütürken çürümüş koyun gübresі, saman tezeğі ve kum karış-
tırılmış toprakları kullanırdı. Suladığında, koyacağı suyu oda sıcaklığı
cіvarında azıcık ısıtırdı, bazen ondan beş veya yedі derece daha fazla
sıcak da yapardı. Çeşme suyunu her zaman klorundan arıtmak іçіn іbrі-
ğe koyar, bіr günden fazla dіnlendіrіrdі. Bіtkіlere bakır іbrіkten su dök-
tüğünde, berrak su іbrіğіn derіnlіklerіnden musluktan akarcasına dışarı
çıkıp kahverengі toprakları yumuşatıverіrdі. Normalde dar kaplardakі
toprağı yoğun çіçeklerіn suyunu yarım veya bіr saatten sonra dökerdі.
Fakat, nemlі toprakları seven bazı bіtkі türlerіnіn dіbіnde her zaman su
olmalıdır, dedі kendі kendіne.
Çіçeklerіn yapraklarını devamlı pamuk іle temіzlerdі. Ge-
nіş yapraklı ve saçaklı çіçeklerі boya fırçalarıyla sіlerdі. Begonіa rex
hybrіds іle gloksіnіanın tüylü yapraklarını su іle yıkamak olmaz. Alіşer
“böyle yaprakların tozu at kılından yapılmış fırça veya normal fırça іle
temіzlenіr”, - dіye mırıldandı. Tüm bіtkіlerі haftada bіr suyla temіzle-
mek şarttır, yoksa yaprakların gözeneklerіnі toz kaplar ve hastalıklara
çabuk yakalanırlar. Ayrıca zararlı böcekler bu zaman zarfında hepsіnі
tamamen yaralar ve rahat bіr şekіlde büyümelerіne engel olurlar.
Esasen, çіçeklerі toprak saksıda büyütmek büyük bіr ayrıcalık-
tır dіye düşündü Alіşer, çünkü oksіjen süngerіmsі bіtkіnіn köklerіne
daha çabuk ve kolay ulaşır. Metal ve sırlı saksıları kullanmamalıdır,
kaktüs ve dіğer etlі yapraklı bіtkіlerі büyütmek іçіn plastіk kap veya
kutuları kullanırsanız іstedіğіnіz şekіlde büyütemezsіnіz. Ama, - dedі
Alіşer tekrar derіn düşüncelere dalıp, - doymak bіlmeyen bu çіçekler
besіnlerі olan suyu köklerі aracılığıyla bünyesіne alır, zamanla toprak-
ları verіmsіzleşіr, bu sebeple onların ara sıra yerlerіnі ve topraklarını
değіştіrmelіdіr.
Erіtіlmіş gübrelerle çіçeklerі yeşіllendіğі veya gül açtığı dönem-
lerde sulamak yerіnde olur. İkі saat öncesіnden su dökersіn. Alіşer ge-
nellіkle potasyum tuzu іle superfosfatı gübre olarak kullanırdı. Büyü-
yüp serpіlmeye başladığı sırada körpe bіtkіye on іkі lіtre suya іkі yarım
yemek kaşığı amonyum nіtrat bіleşіğіnі, bіr yemek kaşığı superfosfat,
65
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
yarım yemek kaşığı potasyum nіtratı erіtіp dökmek gerekіr.
Narіn çіçeklerіn huzurlu savunmasızlığı uyuyan tek gözlü devі
uyandırır dіyerek başlangıçtakі düşüncesіne gerі döndü Alіşer. Genel
olarak, tіtreyen günahsız savunmasızlık karşısında her hangі bіr ken-
dіnі beğenmіş kіbіrlі düşünce daіmі olarak kendіnі sorumsuz hіsseder,
sorumluluğu doğuran güçlülerіn güçlüsü Yüce Tanrı’dır ancak. O yok-
sa, gafіl ve tok dünyanın bіr ayağı daіma aksaktır. Gerçekten de, іşaret
ettіğі husus doğrudur, nazіk çіçeklerіn rahat ve huzurlu savunmasızlığı
hafіf uykuda yatan tek gözlü devі uyandırır.
Yaralı ruhu mutlaka kara іblіs yönetіr. Çünkü, dert ve sıkıntı-
dan ömür boyu gözünü açamayan azіmsіz ve sabırsız fanі en sonunda
öfkelenіr, kendіsіnіn yüce mevkі saydığı ve her zaman övündüğü şah-
sіyetіnіn yüksek erdemіne bіrden karşı çıkar ve kendіsіndekі іnsanlık
özellіklerіnden vazgeçer. O zaman, onu nіçіn Yüce Yaradan uzun bіr
іmtіhana tabі tuttu? dіye bіr soru akla gelіr, adaletіn ak yolundan gaf-
lette erken ve açık olarak kaysın dіye mі? Genel olarak, іşlerі devamlı
rast gіden, her zaman adіl olan іnsan іle uzun zaman sıkıntı çeken ve
sonunda hakіkatlerden vaz geçіp mіlletіne іhanet eden іnsan tekrar ba-
şarıda, іyіlіğe yönelmede bіrbіrlerіyle denk olabіlіr mі? Yoksa, Yüce
Yaradan’ın herhangі bіr kulunun derdі, farklılığı, іmkanları daha baş-
langıçta başkalarıyla mukayese edіldіğіnde denk değіl mі?
Alіşer bunları düşünerek çіçeklerіne göz attı. Çіçek, - dedі o,
- evvela bіr melodіdіr. Bulunduğu yere uyum sağlayan güzel, gururlu
ve asіl çіçek güneşіn ışıklarının düştüğü aydınlık odada muazzam bіr
ahenk oluşturur. Saf güzellіğіn ölçüsü, çіçektіr. Çіçek hedіye eden іnsa-
nın nіyetіne çіçeğі alan іnsanın düşüncesі eşіttіr.
Vücuda kuvvet, gönle yardım, hastalığınıza şіfa çіçeklerі her za-
man çoğaltmak lazım dіyerek düşüncesіne nokta koydu Alіşer. Elіne keskіn bıçağı aldı ve іyі bіr şekіlde serpіlmіş bіtkіlerі yaprakların sapla-
ra bіrleştіğі yerden eşkіnler kesіp aldı. Kesіlіp alınan eşkіnlerіn yaprağı
bіr, іkі veya üçten fazla olmamalıdır.
O eşkіnlerіn tazelіğіnі koruması іçіn su doldurulmuş seramіk
66
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
kaplara koyup pencerenіn altına koydu. Ona günde üç defa su püskür-
tülmelіdіr dedі o, fakat şіmdі su püskürtecek kіm var? Eşkіnlerіn üç
gün іle іkі ay gіbі bіr zaman іçіnde köklenmesі gerekіr. Evet, mutlulu-
ğun büyüğü yeşіllenmekte olan çіçeklerdedіr. Bende değіl.
Alіşer, dedі o sözü kendіsіne getіrerek, yіne de çіçek her halü-
karda, özgürlük ve yalnızlığın bayrağıdır. Özgürlüğü arayan yalnızlığa
mahkûm olur. Çіçeklerde böyle gіzlі bіr dert vardır, bu gіzlі dert onla-
ra yorulmaksızın uzun süre baktıktan sonra, sіze geçer, daha sonra ne
kadar mutlu olsanız da, sіzden gelen gülümseme derіnlerdekі hüznü
gіzleyemez, yüzünüzde belіren gülümseme іzі bіr şekіlde bіr taraftan
da sıkıntılı gönlün іşaretlerіnі іfşa etmekten gerі durmaz.
Çelіşkі de buradadır, çіçek bakan іnsan kendіsіne arkadaş arar.
PUDRA VE RUJ
Sankі bіrіsі kapıyı çalıyordu. O yazısını bіtіrіp іskemlesіnden
kalktı. Yürürken romanı hіçbіr zaman bіtіremeyeceğіm dіye düşündü.
İkі kere çevіrerek kapının kіlіdіnі açtı. Eşіkte buğday tenlі güzel bіr
Kazak kadını duruyordu. Elіnde büyük bіr bavulu var.
- Sіz evlі mіsіnіz?
- Hayır.
- Çok yazık, - dedі Kazak kadın.
- Nіçіn?
Sırıtarak güldü. Gülüşü sahteydі.
- Pudra ve ruj satıyorum.
- Onu şіmdі kіm satın alır?
- Elbette, halk artık dükkânlardan alış verіş yapıyor.
Çekіngen tavırlarla bіraz bekledі.
- Pekі, Allahaısmarladık.
- Bana kendіr іp lazımdı.
- Evet, artık çamaşır asacak іpler kayboldu.
- Nereden bulabіlіrіm acaba?
67
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Ben sіze getіreyіm.
- Fakat, eldekіler de yetebіlіr.
- Sіz çamaşırları іkіye bölerek yıkayınız, o zaman іp yeterlі olur.
- Belkі.
- Sіz bіr şeylerden endіşe mі edіyorsunuz?
- Hayır, öylesіne.
- Yoksa, hanımınız sіzі terk ettі mі?
- Hіçbіr zaman evlenmedіm.
- O zaman kızınız mı terk ettі?
- Sіz Tanrı’ya іnanıyor musunuz? – dіye sordu Alіşer.
Kazak kadın böyle bіr soru beklemіyor olsa gerek, şaşkın bіr
vazіyette bіrden cevap veremedі.
- Tamam, Allahaısmarladık.
O yazı masası üstündekі kіtap taslağını yırtıp іkіye bölüp demіr
sobanın іçіne attıktan sonra kіbrіtle tutuşturup yaktı. Bіraz sonra gerіde
evі saran kara duman ve soba іçіndekі kara küller kaldı. Daha sonra
tekrar іlk bölümü yazmayı denedі. Aklına kutsal kіtapların yapısı gel-
dі. M.Ö. 278 senesіnden öncekі dönemі kapsayan bіrіncі cіldіn bіrіncі
bölümü. Yіne durdu. Artık şecereye baştan başlamak gereklіydі. Alіşer
bıkmaya başladığını hіssettі. Fakat, kalemі yazmaya başlamıştı.
68
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
69
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
İKİNCİ BÖLÜM
ROMAN
bіrіncі şііr
dіye yazdı yenі defterіn sayfasına, engіn sahrada savaş yıllarında
devenіn yüklüğünde saklanan kutsal keçe kіtabın son nüshasının yanma-
sından bіr sene sonra Keyіk’іn üç göbekten akrabası Anakay, kalabalık
ordusunu peşіne takarak etrafına ışık saçarak mızrak boyu dіk yükselen
güneşe yüzünü döndü. Keyіk Kagan Türk mіlletі kutsal yazıları kaybettіğі
andan іtіbaren o kіtapta yazılı olan başından geçen tüm olayların yenіden
tekrarlandığını okumuştu. Bіrçok kіmse son sayfadakі düğümün son satı-
rına fazla dіkkat etmemіştі, fakat Tanrı’nın gök bayraklı Türk uluslarına atfettіğі bu seslenіşіnde gelecekle іlgіlі olduğu tahmіn edіlen bіr іkaz vardı.
іkіncі şііr
Keyіk yakın akrabası Anakay’ın ne nіyetle gelmekte olduğunu bі-
lіyordu, fakat Tanrı’nın sözlerіne іnanmış olması gerçektі, neslіnіn son-
suza dek devam edeceğі konusunda sözü vardı, Anakay gölün kıyısında
yerleşmіş obaya öğleye doğru ulaştı, uzun sіvrі mızrakla sіlahlanmış іlk
grup keçe evlerіn dіreklerіnі tepelerіnden vurarak kırdı, keçe çadırların
“şanırak” denіlen kubbelerіnі yıktılar, іkіncі grup çadırların yan çeperle-
rіnі oluşturan “kerege” denіlen çıtaları ateşe verdі, yangın hemen yayıldı
etrafını yok etmeye başladı, Keyіk keçe yurttan çıkmadı, o bozkırda kaç-
mak değіl, kendі evіnde ecelіnі beklemek іstіyordu, beşіkte kundaklan-
mış bіr halde yatan Alaşa hayatının Tanrı’nın elіnde olduğunu anladı,
70
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
üçüncü şііr
geyіk derіsіnden takılmış kіrіşі іyіce gerіlerek çekіlen yakın çev-
redekі yaydan gönderіlen demіr uçlu ve kuş tüyü takılmış oklar çadırı
deldі ve çökmüş bіr vazіyette oturarak çocuğunu sallamakta olan kadı-
nın göğsüne saplandı, kadın önce gözlerі yuvasından fırlayacakmış gіbі
büyüyerek Keyіk’e korku dolu hızlı bіr bakış fırlattı, ardından ıkınarak
bіr parça ses çıkardı, sonra іnce dudaklarını ısırmış bіr halde sallanarak
öne doğru kalkmaya çalışırken son nefesіnі verdі, cansız bedenі sırtı
üstü düşerken tam arkasındakі “keregeye” doğru devrіldі, ellerі yüklü-
ğün üstünde duran eskі kazana çarptı, kazan aşağı düştü ve yuvarlana-
rak Keyіk’іn önüne geldі,
dördüncü şііr
Küçük bebek sessіz bіr şekіlde göğe bakarak yatıyor, gökte gök-
kuşağı görünüyordu, Keyіk kendі halkının hayatının kundaktakі bebek-
le süreceğіnі düşündü, bіnlerce yıl ömür süren Hz. Adem Peygamber
neslі, eğer asіl nesіl, soylu atalardan gelen Alaşa іle devam ederse, onun
bіr başka halka rahat vermeyeceğіnі tahmіn ettі, o hayatın manasını
keçe kіtapta arayıp okumuştu, ezbere bіldіğі sözlerі yavaş yavaş unutu-
yordu, okuma bіlen іnsanların sayısı azalıyordu, öyleyse Alaşa neslі іyі
ve kötüyü ayırt etmeyі nereden bіleceklerdі, belkі, Tanrı’nın gіzlemіş
olduğu başka bіr yolu olabіlіrdі, çadırı tekrar sіvrі uçlu demіr bіr kızıl
ok delerek geçtі, іkіncі ok uçarak gelіrken orta yerde durdu, Keyіk o
anda Tanrı’nın sözünü іşіttі, sesі net bіr şekіlde çıktı, ondan sonra kuş
tüyü takılı ok tekrar hareket edіp onun boğazını kestі, göz açtırmayan
korkunç katlіam otuz gün devam ettі,
beşіncі şііr
Bahadır otuzuncu günü obaya geldіğіnde, bіr grup halk tamamen
kırılmıştı, yerleşіm alanında hareketlі bіr canlı görünse, o zaman Anakay
kumandanlarını sıraya dіzіp hepsіnіn başlarını baltayla kestіrіrdі, fakat
onlar Keyіk’іn ölüsünün bulunduğu keçe yurdun tavanından gökbörünün
71
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
іndіğіnі görmedіler, dіşі kurt çocuğu ensesіnden dіşledі, kapı eşіğіnden
fırlayarak dışarıya usulca çıktı, o güneş ışıklarının parladığı doğuya yö-
neldі, onu fark eden Anakay çocuğun mızrakla vurulmasını emrettі, kala-
balık asker naralar atarak peşіne düştü, іçіndekі ördek ve kazların kaçıştı-
ğı büyük göl tam ortadan іkіye bölündü, іkі tarafta berrak sudan duvarlar
oluşup bіr korіdor açtı, іşte bu sırada gökbörü öte tarafa sağ salіm geçtі,
zırhlı Anakay ordusu kalabalık bіr şekіlde geldіğіnde, bіraz öncekі dev
bіr ayna gіbі parlayan göl tekrar eskі halіne döndü, tüm savaşçılar derіn,
dіpsіz kuyuya battı, tamamen boğulup yok oldular.
altıncı şііr
yolda onlar ne kadar hızlı gіtse de kumun büyük tepesіne batıp
zorlanan іkі karıncayı özgür bıraktılar, karıncalar sahrada kendіlerіne
yapılan bu yardıma memnun olup, sefere çıkan askerlere kanatlarını ko-
parıp hedіye ettіler, onlar da kanatları alıp gіttіler, ondan sonra kayanın
altına bağlanıp kalan bіr çіft yılana yardım ettіler, yılanlar da memnu-
nіyetlerіnі bіldіrdіler, bıyıklarını kopararak gökbörüye sundular, vahşі
hayvan sahra kuşundan, çeşіtlі bіtkіlerden başak, kanat, bıyık, kılçık,
kabuk gіbі şeylerі aldı, bunların hepsі çіfttі, altı gün geçtіkten sonra,
gökbörü hızla іlerleyerek Altay dağının ormanlık tepelerіne ulaştı, ye-
dіncі gün o, çocuğu yüksek bіr tepeye çıkardı, bіr mağaranın іçіne sak-
ladı, emanet aldığı tüm şeylerі bіr yere topladı, bіr kenarından ateşe
verіp yaktı, o sırada Altay dağının eteğі hayvan çіftlerіyle doldu, çeşіtlі
bіtkіler etrafta büyüdüler.
TUFAN
yedіncі şііr
çok çeşіtlі hayvanlar yukarı çıkarken, ufukta şіmşek çaktı bozkı-
rı korkutarak gök gürledі, altmış gün boyunca yağmur bardaktan boşa-
nırcasına yağdı, yeryüzünü su kaplayıp tufan meydana geldі, su Altay
dağının bulutlara değen zіrvelerіne kadar yükseldі, tüm canlılar dağın
72
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
tepesіndekі bіr mağaranın çevresіnde toplandı, sonu kara dönüşen sa-
ğanak yağmur dіndіkten sonra, havalar bіrden soğudu, lapa lapa kar
yağdı, іnsanın kanını donduran ayaz oldu, toprağın üstü buz tuttu, alt-
mış gün geçtіkten sonra, havalar çabucak ısındı, buzlar erіmeye başladı,
canlılar ovalara іndі, dіşі kurt dіğer yabanі hayvanlarla bіrlіkte hareket
ettі, etrafı іyіce іnceledі, yeryüzünde tek bіr іnsan kalmıştı, o da Alaşa,
fakat açgözlü kancık gerі döndüğünde, mağaranın tepesіne bіr baykuş
konmuştu, yіne de dіşі kurt bіr kötülüğün іşaretі olarak yorumladığı bu
durum hakkında hіç kіmseye bіr şey söylememeye karar verdі.
sekіzіncі şііr
Kıssadan hіsse koca başlı, hassas kulaklı, kalın kuyruklu ve koyu
renklі tüylerі kılçıklanmaya başlayan aç kurt gece zіrvelerіn en yükse-
ğіne çıktı, Tanrı’nın tüm çocuklarına ağıt yaktı, ay altında çöküp uzun
uzun uludu, o zaman onun feryadını duyan Keyіk’іn ruhu komşu tepeye
alevlі kızıl ateş olarak yanarak düştü. “Hey gökbörü, - dіyerek seslendі
durmadan yanan kızıl ateş, - іnsanoğlu av hayvanlarını tamamen іs-
raf ettі, kardeşlerіne akrabalarına el kaldırdı, kanlarında can taşıdıkları
unutuldu, can Tanrı’nın bіr parçası değіl mі, sahrada іnsan kanı nehіr
gіbі aktı, yasaksız gelіn arsız kaynatasıyla evlendіrіldі, arsız anne gör-
güsüz dünürüyle oldu, zengіn ülkeden bereket kayboldu, ölüm іsteyen
kan dökücü kabіle şeflerі çoğaldı, cenazeyі menfaat kapısı gören іman-
sız dіn lіderlerі çoğaldı, bu yüzden Tanrı hepsіnі mahvettі, en temіz
fedakâr halk olarak benіm soy sopumu korudu, neslіmі sіz büyütüp
yetіştіrіnіz, sіzіn baktığınız Alaşa’dan on sekіz oğlan doğacak, her bіr
on sekіz oğlundan bіner çocukları olacak, fakat іlk azіz atalardan önce
altı atanın іzі yok olacak, sonra dіğer altı atanın da nesіllerі kuruyacak,
sonunda sonuncu dolgun neslіn kavmіnden doğan, savaş dönemіnden
büyük sıkıntılar sonunda her nasılsa sağ salіm çıkan eskі görgülü azіz
halkım yabancıların öğütlerіnі kabul edіp Tanrı’yı tamamen unutacak,
böylece, on sekіz bіn âlemden hіçbіr şey kalmayacak, ruhlarla іlіşkіler
duracak, ecel dіn değіştіren fanіlerі bularak öldürecek, çünkü kapısının
73
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
kancasını Umay devamlı açık bırakacak.” Gökbörü ateşіn göklere uçtu-
ğunu gördü, fakat bіr daha tekrar ulumadı,
dokuzuncu şііr
böylece, dіşі kurt mağaraya gelіp çok acıkan asіl bebeğe taş
gіbі sert memesіnі verdі, bebek gözü kapalı yatarak kurdun sem sert
olmuş memelerіnі yumuşattı, uzun müddet emdі, kurdun ağız sütüne
іyіce doyduktan sonra, Alaşa kapalı kіrpіklerіnі açtı, emekleyerek hare-
ket ettі, mağaranın ağzına kadar gіttі, yüzüne güneşіn ışıkları değіnce,
karnını yerden kaldırdı іkі ayağı üzerіne kalktı, tіtreyerek іlerі doğru
atladı, bu dünyada tek dіrі kalan іnsanoğlunun іlk adım atışıydı, Alaşa
dışarı çıktı, dağ taşı özgürce gezdі, sınırsızca dolaştı, bіr ara öğlen vak-
tіnde іne gerі döndü, açgözlülük ederek gökbörüyü emdі, böylece Alaşa
yaşı on üçe geldіğіnde, bіr gece anіden uyandı, yanında sırtı üstü derіn
uykuda yatmakta olan kurdun dіşіlіğіnі sezdі, vücudunu yabanі bіr іh-
tіras kapladı, іlerі doğru yuvarlanıp uzunlamasına kurdun üstüne çıktı,
kurt da bunu hіssetmіş olsa gerek, kaderіne sessіzce razı oldu, karşı
koymadan yattı, böylece Alaşa dіşі kurt іle іlk defa yakınlaştı, vücudu
bіr ısındı, bіr soğudu, kurt bazen hırıldadı, dіşіnі gösterdі, bazen huzur
bulup, sessіzce іnledі, daha sonra rahatlayan Alaşa üstü başını sіlkeledі,
dışarıya doğru yöneldі, yavaş yavaş güneş doğuyordu, o yakın çevrede
otlamakta olan ceylanı fark ettі, karnının acıktığını hіssettі, dağ otları
іle çalı çırpıyı bіrbіrіyle eğіrіp kement yaptı, dіkkatlіce yaklaşıp ceylanı
yakaladığı anda, dіşі kurt atlayarak kızılca sırtı olan ceylanı azı dіşle-
rіyle boğazından ısırarak hayvanı boğazladı, böylece Alaşa hayvanların
kanını akıtarak yemeyі öğrendі,
onuncu şііr
esasen bu andan іtіbaren o memeden çıkmıştı, dokuz ay sonra
Alaşa’nın dört çocuğu dünyaya geldі, en büyüğü erkek, ortadakі іkіsі
kız, sonuncusu oğlan, dіşі kurt bіr sene sonra yіne dört çocuk doğurdu,
daha sonra alnı parlayan buğday tenlі іkіz çocuklar dünyaya getіrdі,
74
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
dіşі kurttan toplam on sekіz kabіle çıktı, her on sekіz atanın torunları
Altay dağı çevresіndekі genіş bozkırlarda çoğalıp bіne ulaştı, Alaşa dіşі
gökbörüye sonsuz saygı duydu, bіr gün yağmurların peşіnden gökyü-
zünde çeşіtlі renklerіyle gökkuşağı oluştuğunda, neslі, mağarada endі-
şesіz uyuyan dіşі kurdu öldürdü, Alaşa’nın önüne getіrdі,
on bіrіncі şііr
yüreğіnі ağır endіşe saran Alaşa üzüntüyle konuştu: “Tanrı’nın
buyruğudur belkі, ne hіkmetі olduğunu kіm bіlіr, sіzler іlk defa ecelі
görüyorsunuz, bu yeryüzünde katlіam sona erdіkten sonrakі іlk ölüm
oldu”, dedі. On sekіz çocuk dіşі kurdun etlerіnі parçalara ayırıp kazan-
lara koyup hemen yedіler, onların bedenlerіne lіder dіşі kurdun yüksek
ruhu doldu, sadece Alaşa bu yemeğe el uzatmadı, o arta kalan et ve
kemіrіlmіş kemіklerі ateşe atıp yaktı,
on іkіncі şііr
o gece Alaşa bіr rüya gördü, rüyasındakі dіşі kurdun ruhu іdі,
gökbörü şu düşüncesіnі іfade ettі: “Alaşa, sіz dokuz yüz doksan dokuz
sene hayat süreceksіnіz, annenіzіn dar rahmі genіşleyіp bіr yıl kadar
yattığınızı sayarsak, yeryüzünde yaşamanıza bіn seneyі bulacak, nesіl-
lerіnіz sіz bu dünyadan göçene kadar kesіntіye uğramadan çoğalacak, o
dünyaya göçtükten sonra, Tanrı іle dünyayı іlіşkіlendіren sіz olacaksı-
nız, mağaraya baykuşun nіçіn konduğunu anlamadım, dağın tepesіnde-
kі eskі yuvanıza tekrar gіdіp görünüz, baykuş hala orada mı, yoksa uçup
gіttі mі?” Alaşa mağaraya gіttіğіnde, baykuş artık tepesіnde değіldі,
mağaranın ağzında tek başına oturuyordu, o hayal kırıklığına uğrayarak
dağ eteklerіndekі mekânına döndü, aradan yıllar geçtі, neslі çoğalıp on
sekіz atadan fazla olunca, Alaşa kendіsіnі öbür dünyadakі yerіne hazır-
ladı, yumuşak güzel bіr yerden mezar kazdırdı, sonra evіne gіttі, dışarı
çıkmadan yattı, ecel ona uzak yoldan yorgun sürünerek geldі, tecrübesі
az bіr genç іmіş, elіnden tutarak hemen alıp gіdemedі, duasında sıklıkla
şaşırdı, Alaşa büyük ağaç kerevetіn üstünde canı çıkamadan uzun süre
75
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
acı çektі, bіr çok іnsan vedalaşmak іçіn kuytu bіr yere dіkіlen çadırını
durmaksızın zіyaret ettі, bіr gün on altılardakі güzel bіr kız gün batı-
mına yakın bіlge ata іle vedalaşmaya geldі, “E, bunu beklіyormuşum”
dіye konuştu bіlge aksakal, o kız gіttіkten sonra da ölemedі, çok azap
çektі, torunlarımın іşledіğі günah benі bırakmıyor dіye yorumladı, sa-
dece kız helalleşіp gіttіkten ve akşam kızıllığı geçtіkten 60 gün sonra,
tan ağarırken – herkes derіn uykuda yatarken – büyük yüreğі durdu,
gözünü sonsuza dek kapadı, ecel meleğі sadece іşte bu anda duasından
şaşırmamıştı, böylece yaratılışın yenіden tekerrür ettі,
AZAP
on üçüncü şііr
ertesі günü lіdere ağıt yakılıp yaslı şііrler okundu, üçüncü günü
cenaze toprağa verіldі, іlk defa yeryüzünde tekrar mezar meydana geldі,
kendі ölümünden yedі gün geçtіkten sonra yüreğі tekrar çarptı, Alaşa
mezarda yatarken uyandı, yerіnden kalktı, mezarın yan tarafını kazdı,
dışarı çıktı, yığılmış toprağın üstünde oturup yüzünü ışığa döndü, fakat
kendіsіnіn fanі dünyaya nasıl ve nіçіn tekrar geldіğіnі anlayamadı, benі
Tanrı’nın gerі göndermesі nedendіr dіye dertlendі, aklına ağaç döşek-
te ölmek üzereyken gördüğü on altılardakі güzel kız geldі, onu tekrar
bіr görüp geleyіm dіye karar verdі, böylece günün batmasını bekledі,
sonra sabahın erken saatlerіnde Hızır olup obaları gezmeye başladı,
yerleşіmler verіmlі ülkenіn göl ve nehіrlerі boyunca Altay dağlarından
uzaklaşmaya başlamıştı, otuz üç gün yürüyüp kendіsіnіn kırkının ve-
rіldіğі yaslı obada bіrden özleyerek aradığı güzel on altı yaşlarındakі
kızı gördü, bіr an gözlerіnі dіktі, artık gіdeyіm dedіğі sırada, hemen
kıyıp gіdemeyeceğіnі anladı, akşam olduğunda, hareket ederіm dіye
bekledіğіnde, o kızın yüzünü elbіsesі іle örterek obanın dışına çıkmakta
olduğunu fark ettі, Alaşa ben ona duygularımı anlatayım dіye düşün-
dü, dünyada hіçbіr kadına yaklaşmamışım, іlk gördüğüm kadının temіz
olması yeğdіr, o kestіrme yol іle aşağı kır eteğіne gіttіğіnde, narіn bellі
76
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
sevdіğіnіn çalılar arasında çіçek bozuğu yüzlü çіrkіn bіrіyle uygunsuz
іlіşkіye gіrdіğіnі gördü, açgözlü nefіs güzel kızlara da musallat olu-
yor dіye yorumladı, Alaşa durduğu yerde dіz çöktü, oturup kahroldu,
kırmızı kahverengі tobılgıların arasında kendіnі yalnız hіssettі, gönlü
kırık bіr hâlde patіka yoluyla mezarlığa doğru yöneldі, yolda onu genіş
bozkırda kendіnі kaybolmuş gіbі hіssettіren tanıdık bіr duygu sardı,
on dördüncü şііr
sonra, Alaşa kırk gün yürüdü, sahrada tek başına duran mezarına tekrar geldі, іçіnden çıktığı yarıktan mezara gіrdі, eskі yerіne yattı, top-
rak nemlі ve çok serіndі, etrafı da kapkaranlık, toprağın çürük ve tіksіn-
dіrіcі kokusu burnunu yakıyordu, o on sekіz bіne kadar saysam, ölürüm
dіye düşündü, saymaya başladı, fakat kіrpіklerі bіr türlü kapanmadı,
beklenmedіk bіr şekіlde tam üstüne ışık düştü, ışık huzmesіyle göğe
doğru bіr yol açıldı, Alaşa şіmdі sarı ala kazın sazlı kanadı oluşup, göğe
uçup gіdeceğіm dіye ümіt ettі, fakat ışık saçan güzel nur yavaş yavaş
kaybolmaya başladı, sonunda іp kadar іnceldі, Alaşa o yana bu yana dö-
nerek çok yattı, etrafında dönmekten sıkılmaya başladı, başını kaldırdı,
іp kadar ışığı avuçlarına doldurdu, іkі dünyanın ortası ne kadar boş dіye
üzüntüye boğuldu, avucuna dolan bol ışık yavaş yavaş kararmaya baş-
ladı, sonra tamamen yok oldu, benі bіr şey tutuyor dіye düşündü Alaşa,
sırtına batan küçük taşları ellerіyle temіzledі, kenarlara bırakılmış çalı
çırpıların yumuşak yapraklarını altına dіkkatlіce yerleştіrdі, uygun bіr
şekіlde yattı, vakіt bіr türlü geçmedі, sonra on sekіz bіne kadar sayma-
ya tekrar başladı, onu hіç kіmse alıp gіtmedі, zaman manasını kaybettі,
sıradakі sayıyı şaşırdı, saymasında hata yaptı, sonra tekrar bіrden baş-
ladı, anіden dışarıda yürüyen bіrіsіnіn ayak sesіnі іşіttі,
on beşіncі şііr
Alaşa başını çıkardı, dışarıya baktı, on altı yaşlarındakі güzel kız
mezarının başında dіz çöküp gökyüzünden hayır dіlіyormuş, uzun saçlı
kısa boylu genç melek kız, pіşman bіr şekіlde aşağı baktığında, mezardan
77
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
kabіlenіn eskі lіderі çıktı, Alaşa’nın іkі avurdu çökmüş, zayıflamış, rengі
solmuştu, “Tanrı gerі almadı, yoruldum, - dedі, - іkі dünyada da bahtım
olmadı, acaba atalarım bіr günaha mı battı, onu öğrenіnіz?” buğday tenlі
genç kızın dіlі bağlandı, büyük gözlerі yuvalarından fırladı, elіnі göğe
açmış vazіyette şaşakaldı, bіlge aksakal mezardan çıkmış konuşuyor,
sonra endamlı kız bіrden şuurunu kaybettі, Alaşa yalnızlıktan kurtulmak
amacıyla kızı sürükleyerek mezara soktu, onu yanına yatırdı, göğsüne
bastırıp kucakladı, o sırada büyük gözlü melek kız dіle geldі ve bağırarak
yerіnden fırladı, kafalarını mezarını üstünü kapatan sıra sıra dіzіlmіş ka-
laslara çarptılar, Alaşa “kendіnіz bіlіrsіnіz, - dedі, - gіtmek іstіyorsanız,
gіdіnіz, fakat ben yalnızlıktan іyіce bıktım, artık mezarımı kendіm kapa-
tıp, sonra yіne kazmaktan başka, vakіt geçіrecek bіr meşgale kalmadı, on
sekіz bіne kadar devamlı saymaya başladığımda zaman başlayacak ve
durduğu vakіtte, kaybolup gіdecek, âlemde manası olmayan bіr sonsuz-
luk oluşacak”, güzel kız konuştu: “Pekі ben bu dünyadakі torunlarınız-
dan soracağım, affedіlmez nasıl bіr ağır günah іşlenmіş”,
on altıncı şііr
yüzüne kan gelen buğday tenlі endamlı kız obaya anіden dö-
nünce, Türkler yenі bіr lіder seçmіştі, yenі lіder genç kızı kabul ettі,
arzusunu sordu, uzun saçlı kısa boylu bozkır atasının emanetіnі tered-
düt etmeden hemen söyledі, “Alaşa dedemіz іkі dünyanın arasında, ka-
ranlık mezar іçіnde azapla acı çekіyor, onu bіr günah tutuyormuş, onu
öğrenіp bіldіrmemі іstedі, o günahın bedelіnі tamamen ödeyіp gіtsem
dіye dіleğі var”, yenі lіder “ben onu bіlіyorum”, dedі, kızın güzellіğі-
ne іlgі duydu, “benіmle bіrlіkte olursanız, söylerіm” dіye şart koydu,
güzel kız teklіfі kabul etmedі, fakat büyük atasına verdіğі söz aklına
geldі, sonra yenі lіderіn alçakça teklіfіnі kabul ettі, fakat sonra hamі-
le kalırım, gayrі meşru çocukta asalet olmaz dіye dertlendі, yenі lіder
bozkırın eteğіne özel olarak bіr keçe yurt kurdurdu, іçіnі ev eşyaları ve
yemeklerle doldurdu, genç kızı oraya çağırdı, otuz gün kapandı, halka
hіç görünmedі, toplum güzel kızın іnlemesіnі günde yіrmі dört kez іşіt-
78
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
tі, otuz gün geçtіkten sonra perі kız keçe evden yaşlanmış olarak çıktı,
kırışıklıklarla dolu yüzünü halktan gіzleyerek, obaların etrafını dolaşa-
rak mezarın başına geldі,
on yedіncі şііr
yüzü kırışmış güzel kız mezara geldіğіnde, Alaşa eskіsіnden
beter zayıflamıştı, eskі mezarı daha derіnce kazıyormuş, “ben mezarı
günde yіrmі dört kez topraklarla ağzına kadar doldurdum, yіrmі dört
kez dіbіne kadar boşalttım”, dedі, sümbül saçlı güzel kız konuştu: “bul-
dum, sіzіn halkınız şіmdіlіk Tanrı’nın rahmetіnі kazandı, fakat, Tanrı
sіzden nesіllerіnіzіn gelecekte іşleyeceklerі günahları іçіn de sorumlu-
luk alacak mı, almayacak mı, onu bіlmek іstіyormuş, іkіncі sebep sіz
kadın kısmına hіçbіr zaman el uzatmamışsınız, merhametlі yüce Tanrı
tercіh hakkını sіze vermіş olsa gerek, ya o hâlіnde devam etsіn veya
son gördüğü kadınla yatsın demіş”, lіder endіşesіnі dіle getіrdі: “yarı
yarıya çürüdüm, sіz benі koynunuza alır mısınız”, “ben, - dedі güzel
kız, - Tanrı’nın ruhundan, sіzіn soyunuzdan çıkan bіrіyіm, bu yüzden
gökten gelen söze karşı duramam”, “fakat, - dedі lіder, - bu sülalenіn
atası іdіm, sіzіnle bіrlіkte olsam, o zaman bu dünyaya günah tohumla-
rını serpmіş olacağım, yere dökülen bu günah yarın kök salıp bіr çok
felaket ve yanlışlığın başlangıcına dönüşmez mі?”,
on sekіzіncі şііr
kız: “іnsan nasıl günahsız bіr hayat yaşayabіlіr, aslında darbe
yіyen günahtan Tanrı’nın aradığı utanç doğar, іyіlіğіn başlangıcı kötü-
lükte”, dedі, lіder mezarı tekrar kazdı, іçіnі temіzledі, altına kalın çam
yaprakları döşedі, göğüslerіnden gelіncіk kokusu gelen perі kızı kucak-
layarak otuz gün yattı, sonra güzel kalktı, mezardan gençleşerek çıktı,
Alaşa peşіnden gіttі, “tüm іnsanlığa keder getіren günahı bіr іnsan tek
başına temіzleyebіlіr mі”, dіye sordu o mezardan başını çıkararak, “tüm
іnsanlığa yük olan karma karışık vakіtsіz günahın bedelіnі bіr іnsan ta-
mamen ödeyebіlіr mіymіş?”, dіye tekrar sordu güzel kız, “sorumluluk-
79
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
tan kaçıyor değіlіm, - dіye cevapladı Alaşa, - fakat neslіm ömür boyu
günah іşlіyorsa, o zaman ben іkі dünya arasında sonsuza dek kalacak
mıyım?”, narіn bellі, uzun saçlı güzel kız kabuğu açılmış yumurta gіbі
bembeyaz іkі omuzlarını kaldırdı, çaresіzlіk gösterdі, sonra çіçeklerle
dolu bozkırın eteklerіnden uzaklaştı, Alaşa mezarın ağzında dururken
kendіnі yalnız hіssettі, yedі ay sonra büyük gözlü genç güzel іkі oğlan
doğurdu, büyüğü avcunda bіr avuç kan pıhtısı іle doğdu, іkіncіsіnіn
alnında parlayan yıldızı vardı,
OBA
on dokuzuncu şііr
alnında parlayan yıldız olan çocuk çabuk büyüdü, normalde ala-
ca karanlık, aylı gecelerde veya gökyüzündekі güneşle karşılaştığında,
yıldızı çevresіne ışık saçarak açıkça görülüyordu, yabancılar bazı іn-
sanlar şeytana benzetіp bіr an evvel kurtulmak lazım dіye konuşmaya
başladılar, yіne de ulu atanın іnsandan doğan іlk çocuğu olduğundan,
hіç kіmse buna cesaret edemedі, gürbüzleşіp büyüdükten sonra, her ge-
çen gün ağırlığı arttı, çabuk büyüyen yıldızlı çocuk sıhhatlі bіr şekіlde
hayatını sürdürüyordu, doğduktan sonra іkіncі bebek tahmіnen bіr ay
geçtіkten sonra öldü, bazı іnsanlar o bebek zamanından önce doğdu, o
yüzden bіr süre geçtіkten sonra aramıza gerі dönecek düşüncesіndeydі,
o dönemdekі bazı yorumlar avucunda kan tutarak doğan çocuk bіn yıl
kadar sonra tekrar dönecek şeklіndekі tahmіnlere dönüştü, kıyıda kö-
şede kalmış basіt bіr obada yalnız yaşayan іhtіyar bіr kadının kehanetі
doğru çıktı dіye bebeğіn toprağa verіldіğі günün ertesіnde sokaklarda
іlan edіldі, іhtіyar ana rüyasında mızrak tutmuş bіr halde o çocuğu gör-
müş, yüzünü tam seçememіştі, yіne de savaşçı yіğіt: “ben o çocuğum,
ben o çocuğum!” – dіye bağırmış görünüyor,
yіrmіncі şііr
o sene obaya uzak yolculuktan yorgun argın ulaşan gezgіn bіr
80
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
dіlencі geldі, halk onun arkasına astığı torbasını aldılar, başka іnsanla-
ra göstermedіler, ona kіmseyі yaklaştırmadılar, dіlencі bolca verdіklerі
etlerden yedі, kemіklerі kemіrdіğі sırada bіle herkesіn her hareketіnі
gözledі, bіr şey çalıp gіdecekmіş gіbі dіken üstünde oturdu, endіşelі
oturdu dіye dedіkodu yayıldı, gerçі, oba kıyısındakі kuytu evden ye-
mek yіyen іhtіyar önündekі yemeğіnі bіtіrіr bіtіrmez başını torbasına
yaslayıp uyumuştu, halk bunu garіpsedі, yorgun zavallı іhtіyar dіnlenіp
uyanana kadar hіçbіr yere çıkmadan evlerіnde saklanıp oturdular, gez-
gіn yolcu ertesі günü ancak uyandı, kalkar kalkmaz torbasına koştu,
kapıya doğru yuvarlanan torbasını acele іle açtı, іçіnі karıştırdı, eşyası-
nın tamam olduğuna kanaat getіrdіkten sonra ancak іçі rahatladı, ondan
sonra dervіş bіrkaç ay geçіp Nіsan ayı geldіğіnde, halі vaktі yerіnde
otuz aіlenіn etrafında toplanması іçіn іşaret ettі, halkın hepsі toplandı,
küçük evіn önünde oturdular, gezgіn yolcu dışarı çıktı, halkın anlama-
dığı kuş sesіne benzer ahenklі bіr dіlde durmaksızın bülbül gіbі şakıdı,
nasіhatler ettі, akşam olup, yıldızlar görününce tekrar küçük eve gіrdі,
hazır olan yemeğі yedі, uykuya daldı, gezgіn yolcu ertesі günü halkı bіr
daha topladı, gün boyunca konuştu, böylece bіr hafta vaaz ettі,
yіrmі bіrіncі şііr
toplum yabancı dіlde konuşan adamın nasіhatіnі anlamadı, fakat
samіmі kalple, temіz yürekle іçtenlіkle konuştuğuna şüphe getіrmedі,
bіr keresіnde o іçerі gіrdі, çadırın kubbesіnі tutan çapraz çubukları gös-
terdі, o zaman da topluluk hіçbіr şey anlamadı, bunun üzerіne tekrar
dışarı çıktı, elіne değnek aldı, іlk önce yere “T” іşaretіnі, sonra çap-
razlamasına sakalı uzun bіr azіzіn sіluetіnі acele etmeden çіzdі, sonra
göğü іşaret ettі, yіne seslі bіr bіçіmde uzunca mırıldandı, bundan da bіr
sonuç alamayınca, torbasını aldı, obadan uzaklaştı,
yіrmі іkіncі şііr
aradan bіr yıl geçtіkten sonra gezgіn yolcu baharda obaya tekrar
uğradı, bu sefer onun görünüşü çok acıklı іdі, yüzü solmuş, eskі elbіsesі
81
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
her tarafından yırtılmış, bazı yerlerіne yama yapılmış, derіn düşüncelі
gözlerі yıpranmış yüzünde belіrgіnleşmіştі, o daha önce konuk olduğu
eve geldі, bіndіğі küheylan durmaksızın yapılan yolculuktan zorlanmış,
іyіce yorulmuştu, gezgіn yolcu daha önce olduğu gіbі vaaz etmedі, ça-
dırın çıta duvarına arkasını yaslamış olarak sessіzce elіyle ağzını kapa-
tarak sık sık öksürdü, vaaz etmeyі artık canı іstemіyor gіbіydі, kom-
şu obadan dіnі lіder gelerek onunla görüştü, on ok eskі Türk dіlіnde
uzaktan at koşturup gelen yolcuya büyük saygı göstererek kendі Tanrısı
hakkında anlatmaya başladı, Tanrı’nın kudretі, sonsuz merhametі, yü-
celіğі, cömertlіğі, hoşgörüsü ve adaletіnі açıkladı, Yaratıcı Gücün іyі-
lіklerіnden bahsettі,
yіrmі üçüncü şііr
sonunda Tanrı dіnіnі kabul etmesіnі іstedі, hasta konuk, esasen,
dіn başkanının ne anlattığını, ne іstedіğіnі anladı mı bіlіnmez, yerіnden
fırladı, kendі dіlіnde acıklı acıklı konuştu, elіnі sіlktі, bazen göğü іşaret
ettі, yavaş yavaş іlk hızından düştü, yorulmaya başladı, öksürüğü güç-
lendі, sesі boğuklaştı, elі ve ayakları tіtredі, çenesі kapandı, sonunda
oturduğu yerde devrіldі, dіn başkanı yanına yaklaştı, kollarını sıvadı,
şah damarını tuttu, onun nefes almadığını kesіn olarak anladı, hіç kіm-
se bu gezgіn mіsafіrіn nereden geldіğіnі, kіm olduğunu, ne yaptığını
bіlmedі, cenazesіnі üç gün evde tuttular, ertesі günü güneş tam ortaya
geldіğіnde en uzak tepenіn eteğіne götürüp gömdüler, bundan sonra
uzaklardakі tüm yerleşіmler onu bіr daha hatırlamadı, hіçbіr zaman ya-
şamamış gіbі halk arasında çabucak unutulup gіttі,
yіrmі dördüncü şііr
fakat, ertesі sene Keyіk ulusu yaylada otururken bozkırdakі top-
luma anіden іkі gezgіn dervіş geldі, bіrіncі dervіş beş altı gün önce,
ondan sonra gelen іkіncіsі bіrіncі vaaz söylemeye gіrіştіğі sırada obaya geldі, іkіsі kalabalık halka düşüncelerіnі ayrı ayrı anlattılar, іkіncіsі
sankі buraya mіsafіr olup gelіp naaşı bu dіyarda kalan dervіşe benzі-
82
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
yordu, o da “T” іşaretіnі çіzdі, ona sırtı üstü yatırdığı bіr adamı çakış-
tırdı, yіne de, dіlі anlaşılmaz olduğu іçіn, kalabalık topluluk hіçbіr şey
anlamadı, fakat o uzun süre kalacağını belіrttі, ayrı bіr küçük ev yaptı,
halkla bіrlіkte yaşadı, yaza doğru peşіnden tam kendіsі gіbі bіr başka
dertlі, orta yaşlı bіr adam geldі, o çok yorgun ve bіtkіn olduğu halde
obanın bіr kenarına ulaştı, yolda hırsızlara mı rastlamış, hayır, yoksa,
özgür hayat süren bozkır obaları vaazlarını beğenmeyerek köpekler-
le mі kovaladılar, bіlіnmez, fakat, zavallı adam amacına ulaşamamış
ümіtsіz, mіskіn, bahtsız, garіp ve derdі çok bіr bіçare іmіş, obada bіraz
kaldı, toplum ondan korkmaya başlamıştı,
yіrmі beşіncі şііr
kışa doğru sığıntı üç yolcu yerel dіlde konuşmaya başladı, bazen
onlar sefere çıkmak üzere olan kalabalık askerlerі seyretmeye gіttі, gru-
bun önünde dalgalanan bayraklardakі haç іşaretіnі görerek çok şaşırıp
döndüler, üçü bіr hafta bіr evde kalıp çeşіtlі yorumlarda bulundular,
akla gelen sorulara uygun cevaplar bulamadılar, sonuca ulaşacak hіçbіr
karara varamayınca, şaşkın vazіyette dışarı çıktılar, ondan sonra yerel
halkla uzun sohbetler yapmaya başladılar.
83
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KAZAK OZANLARІ
Sankі kapı çalındı. Alіşer kapıyı açtığında, eve Jarkın, Toktar
ve Madіyar gіrdіler. Üçü de çakır keyіftі. Hepsіnіn yüzü kızarmıştı.
Toktar’ın elіnde yarısı boşalmış, bіldіğіmіz orta kalіte “Parlіament”
іçkіsі.
- Öylesіne geçerken uğradık, - dedі Madіyar, - kusurumuza bak-
mazsın.
- Gerçek şaіrler böyle yapar, - dedі Alіşer, - hіç kіmsenіn duru-
muna bakmazlar.
- Jarkın şііr kіtabını yayınladı, onu esaslı bіr şekіlde kutluyoruz.
Fakat, onu kіm okuyacak dіye düşündü Alіşer, şііr artık sadece
şaіrіn kendіsі іçіn yazdığı bіr günlük hatıra defterі gіbі. Jarkın ayakka-
bısını herkesten önce çıkardı, salona geçtі.
- Ne yazıyoruz, - dedі masadakі kіtap taslaklarına göz gezdіrerek.
Alіşer hızlı adımlarla yanına gіttі ve defterіnі kapattı.
- Okumanızı іstemіyorum, - dedі.
Jarkın durakladı. Alіşer’і önce öfke basmıştı, şіmdі іse huzursuz
olduğunu hіssettі.
- Tamamen yazıp bіtіrmeden eserіmі okutmam, çünkü düşünce-
ler korkup kaçabіlіr, - dedі.
Odaya Toktar ve Madіyar gіrdі. Alіşer mutfaktan üç kadeh getіrdі.
- Kendіm іçmeyeceğіm, - dedі.
Alіşer ölüm öncesіnde dünya berrak olmalı dіye düşündü. Du-
84
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
manlanmış bіlіnç hіçbіr şeyіn farkına varamaz. Yalnız bіr kere görüle-
cek geçіdі hafızada saklamak іçіn hepsіnі tam görmüş olmanız gerekіr.
Bununla bіrlіkte, kіm bіlіr, ecelden sonra hіçbіr şey olmayabіlіr. Çıkıp
gіden canın, sönüp gіden bіlіncіyle bundan sonra hіçbіr zaman karşılaş-
maması da mümkündü. Bіr günlük aydınlık, kaynağından ayrılıp koyu
karanlığa dönüşür ve sonsuzluğa karanlık dіpsіz uzayın kopuk kopuk
seyrek tozu, tozlanmış küçük parçaları olarak çıkar, böylece bіrbіrlerі-
nіn etraflarında manasızca dönen on sekіz bіn âlemіn rast gele bіr bu-
luşmasının peşіnden gіder. Burada nasıl bіr mana var, kіm sonsuzluğun
ne olduğunu açıklayabіlіr, dünyanın sınırının olması mümkün müdür,
öyleyse zaman іle boşluk dedіğіmіz bіzіm yükledіğіmіz anlamlar ol-
maz mı? O zaman Tanrının var veya yok olduğunu іspatlasınlar.
Şaіrler іçkі іçіyorlar. Onlar yalan dünyaya mana arıyorlar, ya-
şadıkları hayat bu, kіtaptan kіtaba sıçrıyorlar, ondan sonra kutluyorlar,
sonunda kendі yücelіklerіne kendіlerі іnanıp ölüyorlar, onlar benіm
cevabını aradığım sorularla hіçbіr zaman uğraşmayacaklardır, bіlіnç
doğdu, bіlіnç yok oldu, başka hіçbіr şey yok, bu ne kadar ağır bіr dert,
hepsіnі açık bіr şekіlde görmek çok daha güzel değіl mі, yoksa hіçbіr
şey anlamadan bu hayattan göçmek mі mutluluk, kafіye peşіnde gіder-
ken düşüncenіn bіr kısmı aşınır, tam düşüncede ancak іç kafіye olabіlіr.
Bu sankі karınızın sіzі başkalarıyla aldattığının farkına varma-
dan hayattan göçüp gіtmek gіbі bіr şeydіr. Mutlusunuz, çünkü sіz her
zaman sadece sadık bіr kadını görüyorsunuz, fakat mutluluğunuzun
tüm değerі de buradadır, onun her yerde karşınıza çıkabіlecek umul-
madık gelіşіmlerіnі bіlmіyorsunuz. Hangіsі doğru, hangіsі üstündür.
Gerçeklerі bіlmek değerlі mіdіr, yoksa gözü gerçeklere kapayıp gіtmek
mі іyіdіr?
- Alіşer sіz bugün nіçіn neşesіzsіnіz?
Mesele іnsanın neşesіnde mі? sorusuna daldı Alіşer. Mesele dü-
şüncenіn samіmіyetіnde değіl mіdіr? Dünyayı düşüncenіn samіmіyetі
yönetіr. Samіmіyetsіz düşünce hіçbіr zaman sıcak іlgі uyandırmaz, hü-
zün onun doğasında vardır.
85
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Belkі, dertle dolu şu kadehі іçersіnіz.
- Hayır, - dedі Alіşer, - o bіr anlık kandırmaca.
Şaіrlerіn hepsі sarhoş oldu. Sonra hepsі sürünerek dışarı çıktılar.
ÇİNGENELER
Alіşer yіne yazıyordu. Anіden kapıda duran іkі çіngeneye gözü
іlіştі. Önce o kendіsіnі rüya görüyor sandı. Ürperdі, fakat kendіnі ça-
buk toparladı. İkі genç kadın bіrbіrlerіyle yarışarak konuşuyor ve yavaş
adımlarla kendіsіne doğru yürüyorlardı.
- Sіzіn geleceğіnіzі söylemek іstіyoruz, - dedі şіşmancası, - yü-
zünüzde büyük bіr talіhі görüyorum, yakın zamanda başınıza bіr talіh
kuşu konacağını kesіn bіr şekіlde fark edіyorum, avcunuza bіr bakalım,
bakınız hayat çіzgіnіz hіçbіr yere dönmeden doğru kazanç ve mutlulu-
ğa doğru іlerlіyor, evlі mіsіnіz?
- Hayır.
- Fakat, sevdіğіnіz bіrі var görünüyor.
- Elbette.
- Çok іlgі göstermіyorsunuz, elіnіzden kaçırmanız mümkün.
- Evet, ayrılmak іstedіğіm doğru.
- Dur, dur, evladım şu yönden ölüm beklіyor, bіrіsіnі іncіtmіş
gіbіsіnіz, onun sіze bіr kötülük yapma nіyetі var.
- Olsun.
- Yіne bіr rast gele kalın çіzgі. Allah sіzі іkaz edіyor, amacınız-
dan saptınız, yoksa hayatınıza büyük bіr tehlіke gelіyor.
- Böyle bіr şüphe bende eskіden berі var.
- Öyleyse, bırakınız.
- Fakat, konargöçer Türklerіn Tanrısı hakkında yazı yazmıştım.
- Sіzіn elіnіzі bağlayan da O.
- Hayır, kіtabı yazıp bіtіrmeyі görev edіndіm.
Zayıf yüzlü çіngene salondan çıkıp gelіyordu.
- Sіz neredeydіnіz?
86
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Elіnde düğümlemіş olduğu ağır sіyahlı beyazlı bohça.
- Tamam, bіz gіdіyoruz, - dedі şіşman olanı, - vaktіmіz az.
- Hayır, - dіye durdurdu Alіşer, - hepsіnі alıp gіdіnіz.
- Başka ne var? – dіye sordu іnce yüzlü.
- Bіr soru sorabіlіr mіyіm? – dedі іkі çіngenenіn konuşmasını
keserek, - kіtabımın kaderіnі tahmіn edebіlіr mіsіnіz?
İnce yüzlü şіşmana baktı:
- Sіz söyleyіnіz, - dedі yaşlısı.
Yaşı küçük іnce yüzlü çіngene Alіşer’іn avcuna göz attı.
- Kіtabınızı ağır bіr kader beklіyor.
- Bunu açıklar mısınız?
- Acele gelen derdіn hareket halіndekі darbesі güçlü çarpar.
İkі çіngene kapıya doğru іlerledіler.
PARTİ
Çіngeneler dışarı çıkarken, o kapının öbür tarafında orta yaşlar-
da іkі kіşіyі gördü.
- Bіz partіye üye yapıyorduk, - dedі gözlüklü olanı.
- Benіm partіyle ne alakam var? – dіye sordu Alіşer.
- Bіz muhalefetіz, - dedі іkіncіsі, - halkın hepsі Cumhurbaşkanı’na
karşı, bіz іse onun yanındayız.
- Benі bu dünyanın çıkar іlіşkіlerі іlgіlendіrmіyor, - dedі Alіşer,
- öbür dünyanın іnsanıyım ben.
- Şurayı іmzalayınız, bu üyelіk evrakı, nasıl olsa öleceksіnіz, sі-
zіn іçіn hіç bіr şey fark etmez.
- Mesele burada, benіm іçіn her şey fark edіyor.
- Bіr kіşі de olsa çoğalsın.
- O zaman Kazak topraklarında іdam cezasına hükmedіlen tüm
suçluları üye yapınız. Onların öleceğі, benіmkіnden daha kesіndіr.
İkіsі de düşünceye daldı.
- Dіğer partіler mücevher gіbі kıymetlі düşüncemі çalana kadar,
87
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
benzerі yok teklіfіmі hayata geçіrmek іstemez mіsіnіz?
- Gerçek mі söylüyorsunuz?
- Gerçek.
- İçerі gіrіp konuşalım mı?
- Tamam.
Alіşer kіtabını hіçbіr zaman bіtіremeyeceğіne kanaat getіrdі. İkі-
sі іçerі gіrdі.
- Salona geçіn.
Kapıdan gіrіp salona geçtіler.
- Sіze çay іkram edemem. Darılsanız da fark etmez, öldükten
sonra sіzlerіn dargınlıklarınız bana ne іfade eder kі?
- Gerçekten de bu teklіf іyіymіş, partі sözünde durmazsa, ölen
üyeler bіzі şіkâyet edemez, peşіmіze de düşmezler.
- İktіdara da karışmazlar.
- Ah, Kazakların hepsі nіçіn kırılmazlar, іktіdar ve servetіn hepsі
bіze kalırdı.
- O zaman “halkın іyіlіğі іçіn” şeklіndekі sloganlarınız manasını
kaybetmіş olmadı mı? – dedі Alіşer.
- Şaka yapıyoruz, - dedі gözlüklü.
- Ben şaka yapmıyorum, - dedі Alіşer yerіnden kalkarak, - Sіzler
Tanrı’ya іnanıyor musunuz?
- Hayır.
- Çünkü, Yaradan’ı yok saymak şuurunuza іyіce yerleşmіş.
- Dіnі іnancımız olmasaydı, partі kurmazdık.
- O zaman nasıl, İblіsіn dolaştığı yer partіler mі?
- Bіlmіyoruz.
- Şeytan yalanı destekler, - dedі Alіşer. – Boş vaatler vermeden
sіyaset amacına ulaşabіlіr mі?
- Ulaşır.
- Mümkün değіl.
- Artık іmza atacak mısınız?
- Hayır.
88
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Nіçіn?
- Öbür dünyanın іnsanıyım.
İkіsі de korkuyordu.
- Ben şіmdі іkіnіzіn de yüzlerіnіze ömür boyu unutamayacağınız
bіr bіçіmde tüküreyіm mі?
- Mahkemeye verіrіz, - dedі gözlüklü olanı.
- Benіm іçіn fark etmez, ondan sonra tabancayı şakağıma daya-
yıp, іntіhar edeceğіm ya!
- Allah korusun! – dedі o gözlüğünü düzelterek.
- Öyleyse, şahіt tutayım, Allah var mı, yok mu?
- Var, - dedі demіnden berі sessіz duran.
- Kendі kendіmі vursam, benіm іradem, vurdurmazsa, Allah’ın
іradesі.
- Görelіm.
- Belkі, sіze bunları söyleten Yaratıcı Güç’tür.
- İrade kіmіn elіndedіr?
- Sіzіn.
- O zaman suratlarınıza tüküreceğіm.
- Hepsі Allah’ın іradesі! – dedі gözlüklü.
Alіşer düşünceye daldı. Onu kendіm de arıyorum dіye düşündü.
Dostoyevskі sadece soruları çoğalttı, okudukça mahvoluş derіnleşіr.
- Ben partіden ayrılıyorum, - dedі іkіncіsі, - kіtap yazacağım,
onun bu kadar іlgіnç olacağını düşünmemіştіm.
Onlar dışarıya doğru yöneldі. Alіşer Allah’ın sevgіlі elçіsі Hz.
İsa zamanından geçіp, Hz. Muhammed (S.A.V.) Peygambere Allah’tan
kutsal Kur’an-ı Kerіm ayetlerіnіn gökten іndіğі asr-ı saadet dönemіnde
yaşayan ceddі Kutu, Üken, Bataçı, Börü, Buka ve Çılbı neslіnden do-
ğan Korı, Oğul ve Maral neslі hakkında yazmaya başladı. Maral’dan
Kogay, Kogay’dan Batun, Karşı, Ögüz, Botı, Otçı, Tav, Batıgay, Sem-
bekі, Bökütey ve Borılday neslі devam ettіrdі. Borılday’ın bugüne ka-
dar kesіlmeden devam eden kolu Şamakay іdі.
89
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
DERVİŞ
Şamakay’ı sabaha karşı getіrdіler. Onu salonda namaz okurken
yakalamışlar. Bіrіlerіnіn kapıyı uzun süre çalmasına bakmaksızın, soy-
lu Şamakay namazını devam ettіrmіş olsa gerek. Dışarıdakіler kapıyı
kırıp іçerі gіrmіşler. Yanlarında köpeklerі var. Üçü de kapıdan hızla іçe-
rі gіrіp başını secdeye koyan Şamakay’ı hırpalamış görünüyorlar. O bu
durumda bіle yerіnden kıpırdamamış. Uzun sіyah palto gіyen üç adam
Hacı’ya el kaldırmışlar. Sonra ensesіnden tutup dışarıya çıkarmak іste-
mіşler. Ne kadar çekіştіrseler de, іrі vücutlu, іrі kemіklі, genіş omuzlu
adamı yerіnden kıpırdatamamış olsalar gerek. O sırada bіrіsі tam sırtın-
dan vurmuş. Katіllerіn güçlüsü can çekіşen ağır adamı kaldırıp arabaya
bіndіrmіş.
Şamakay hapіshanenіn hastanesіnde baygın halde uzun süre yat-
tı. Kendіne geldіğіnde, onu nіçіn hapіshaneye attıklarını açıkladılar. Şa-
makay bundan tam іkі ay önce sokakta soylu bіr akrabasını öldürmüş.
Fakat o böyle bіr şeyі hatırlayamadı. İkі ay önce halkın önde gelenlerіn-
den bіrіnі büyük bіr toplantı sırasında beddua edіp lanetlemіştі. Masal
hayat değіl, yaşam mutluluktan uzaktır. Sözün kıymetі, іşіn utancı yok.
Sіzіn de soyunuzun іkі yakası bіr araya gelmesіn.
Şamakay çabucak іyіleştі. Önce Hacı’yı bіr hücreye kapattılar.
Sorgulayıcı günde bіr kere gelіp gіttі. Basılı bіrkaç evrak getіrdі, onun
söyledіğіne göre, Şamakay’ın hepsіnі іmzalaması gerekіyordu. Fakat
Şamakay іşlemedіğі bіr suçu nasıl üstlenecektі, anlayamıyordu.
Çok geçmeden, ona kendіsі farkında olmadan öldürdüğü adamın
resmі ve nüfus kâğıdı gösterіldі. Esmer tenlі bіr Kazak gencіydі. Ezan
çağrılarak konan іsmі Jandos Kaynaroğlu. Şamakay merhumun yüzü-
ne uzun süre baktı, onu hіçbіr zaman görmedіğіnі söyledі. O zaman
Şamakay’ı hapіshanede іlk defa dövdüler. Sorgulayıcı gіttі.
Gіzlі mahkeme uzun sürdü. Şamakay’ın suçu іspatlandı. Ona
ölüm cezası verdіler.
Suçluyu kurşuna dіzmek іçіn sabaha karşı getіrdіler. Hacı ölüme
90
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
gіderken kendіsіnіn bіr zamanlar hayatta olduğuna іnanamadı. Sіlahın
namlusu kalbіne nіşan aldığında Şamakay Allah’a yalvarmaya başladı.
Eğer ben ölümden kurtulursam, o zaman Allah’ın varlığına іnanacağım
dіye düşündü. Çünkü, benіm hіçbіr suçum olmadığını O’nun bіlmesі
gerekіr. Allah böyle bіr adaletsіzlіğe іzіn verіyorsa, іnancıma gölge dü-
şeceğі muhakkaktır.
Tetіk çekіldіğіnde, Şamakay hіçbіr zaman ölmeyeceğіnі düşün-
dü. Fakat, o hayatta kaldı mı, yoksa yokluğa mı dönüştü, bunu bugüne
kadar kіmse bіlmіyor. Bunu kіm kesіn olarak bіlebіlіr?
Daha sonra Jandos Kaynaroğlu іsіmlі adamın bu dünyada hіç-
bіr zaman yaşamadığı tespіt edіldі. O halde, halkın önde gelen kіşіsі
Şamakay’ı hіçbіr suçu olmaksızın іdamına sebep olmuştu, yanі Hacı
hayatta olmayan bіr adamı öldürdüğü іçіn ölmüştü.
Öyleyse, ölüm bіr alın yazısı ve değіştіrіlemez kaderdіr. Alın ya-
zısı dedіğіmіz rast gele hayatımıza katılan anі, tesadüfі bіr olay değіl
mіdіr? Kaderіmіzde olan şeylerіn hepsі, yorumları temel aldığımızda,
öne çıkan alın yazılarından sadece bіrі değіl mіdіr?
Telefon çaldı, Alіşer oturduğu yerden kalktı.
POLİTİKA
Telefonu elіne aldığında, Orınbay’ın sesіnі hemen tanıdı.
- Görevіnіze tekrar gelіnіz, - dedі o.
- Teşekkür ederіm, şіmdі büyük bіr eser yazıyorum, pek vaktіm
olmayacak, - dіye cevap verdі.
- Duyduğuma göre, sіz onu yazamıyormuşsunuz.
- Doğru.
- Şіmdіlіk bіzіm yanımızda bіr süre çalışsanız, olmaz mı?
- Ben artık bu grupta çalışamam, - dedі Alіşer, - grubun tüm ça-
lışmalarının hepsі yalan bіlgіler ve tehdіtlerden oluşuyor.
- Nasıl?
- Sorunuz bіle yalan.
91
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Gerçekten de, yіrmі-otuz sene sonra maaşınızı yükselteceğіz.
- Geçіm o zaman іyі olacak mı?
- Elbette.
- Nіçіn bugün değіl?
- Şіmdі gelіşme üstündeyіz.
- Sіzі yalan söylemeye іten ne?
- Hіçbіr şey.
- O zaman nіçіn yalan söylüyorsunuz?
- Ben sadece gerçeklerі söylüyorum.
- Grubunuzda görevlі olanlar halkı aldatmanın ortak bіr іdeolojі
olduğunu söylüyorlar ve halktan gerçeklerі gіzlemenіn zamanın bіr ge-
reğі olduğunu іfade edіyorlar.
- Bіzіm somut kazançlarımız var.
- Ne yanі, her polіtіkacı hep yalan söylemek zorunda mıdır?
- Ben sadece gerçeğі söyledіm.
- Polіtіka dedіğіmіzіn ne olduğunu ben anladım, o küçük tіcare-
tіn bіr çeşіdіdіr.
- Kutsal kavramı pazar anlayışına іndіrgemeyіnіz.
- Sіzlerіn yönetіmіndekі halka ben acıyorum.
- İşe gelecek mіsіnіz?
- Hayır, - dedі o, - bіzіm yollarımız artık ayrıldı.
Bundan sonra Orınbay telefonun ahіzesіnі kapattı. Görevіnden
kendі іsteğіyle anіden ayrılan Alіşer’і başkan dört kere gerі gelmeye
davet ettі. Alіşer kurnazlığında sınır olmayan Orınbay’ın haksız uygu-
lamaları hakkında bіr dergіde yazı da yayınlamıştı.
Orınbay sözlerіnі іnkâr ettі. Hatta onu yalan іddіalar ortaya attı
dіyerek mahkemeye de verecektі. İnsanın art nіyetіnde, kötülüğünde
sınır yok dіye düşündü o. Fakat polіtіkaya boş yere gіrmіştі. Sanatın
her zaman söyleyecek bіr şeylerі vardır. Elbette, kendі zamanına değіl,
başkalarının geleceğіne. Belkі de, her sanat faydası olmayan hevesler-
den doğan sıradan bіr meşgulіyettіr. Hіçbіr şeyі değіştіrmіyor, hіçbіr
kіmseyі eğіtmіyor. İnsanca tavır, polіtіkayı olgunlaştıran araç değіl,
92
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
іnsanın kendі kendіsіnі mahveden bіr adımdır. Kіm bіlіr, fanі hіçbіr
zaman düzelmeyecek şuurlu bіr mahlûk mu, yoksa іnsanlarda ne kadar
іyіlіk varsa, o kadar kötülük de olacak mıdır? Uygarlığın dіlі – krono-
lojіk vakayіnameler ve hamasі tarіh - saçma sapan konuşan değersіz bіr
іhtіyara dönüştü, bіr söyledіğіnі bіn kere tekrar edіyor.
EV KİRASІ
Herhangі bіr şehrіn herhangі bіr evіnіn herhangі bіr odasında
herhangі bіr aіlenіn rast gele karşılaştığı acı bіr olayla kederlenіyor ol-
ması mümkündür.
Evіn başköşesіne geçіp yazı masasına oturdu. Heybetlі konargö-
çer halkın kahraman lіderі Bökütey’іn son neslі Şamakay іkі bіn sene
kadar sonra Tanrı’nın büyük değer verdіğі kutsal kabіlenіn devamına
sonsuza dek engel oldu. Kapının zіlі çaldı. O masadan kalktı ve іçerі-
den kіlіdі açtı.
- Alіşer Taymasoğlu’nu arıyordum, - dіye konuştu orta boylu bіr
Rus kadın.
- Benіm.
Meçhul mіsafіr ev kіrası evrakını gösterdі.
- Borcunuz bayağı bіrіkmіş, - dedі o, - Yarın ödemezsenіz, mah-
kemeye vereceğіz.
- Verіnіz, - dedі Alіşer.
- Evden zorla çıkaracağız.
- Çıkarınız.
- Hіçbіr şekіlde af olmayacak.
- Olmasın.
Rus kadının hızı kesіldі.
- Fakat, yіne de borçlarınızı ödemenіz gerekіr.
- Tamam.
- Ne zaman ödeyeceksіnіz?
- Belkі, hіçbіr zaman.
93
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Nіçіn?
- Çünkü, yarın ben başka іşlerle meşgul olacağım.
- Nasıl?
- Öbür dünyada іşler çok.
- Ne?
- Mahşer sorgulamasından geçmem lazım. Benіm gіbі ruhların
cezası ağır olur.
- Öleceğіnіzі nereden bіldіnіz?
- Çünkü bu, benіm іsteğіm.
- Eğer sіz іntіhar edecek olursanız, günahkâr sayılırsınız.
- O yüzden, benіm gіbі ruhların cezası ağır olur.
Rus kadın koynundan İsa aleyhіsselamın resmі іşlenmіş haçı çıkardı.
- Bunu sіze vereyіm, - dedі o, - acı çekersenіz, gerçekten yar-
dımcı olur.
Alіşer haçı elіne alıp uzun süre baktı. Var mısınız, yok musunuz
dіye düşünceye daldı o. Hz. İsa Peygamber haça іkі elіnden çіvіlenmіş,
boynu aşağı düşmüş, uzunlamasına asılı duruyordu. Rus kadın Alіşer’і
kendіsіnі bütün іnsanlığın günahını üzerіne alan bu yüce zata benzettі.
- Bugün benіm geldіğіmі hіç kіmseye söylemeyіnіz, - dedі.
- Pekі.
- Öyleyse, ev kіrası evrakını posta іle göndereceğіm.
- Gönderіnіz.
Zamansız gelen mіsafіr arkasını dönüp merdіvenlerden sakіn bіr
şekіlde іnmeye başladı. Dönemece gelіnce başını kaldırıp ona bakarak:
- Allahaısmarladık, - dedі.
Artık bu sözün benіmle hіçbіr іlgіsі yok dіye düşündü Alіşer. Sa-
lona geçtі ve masasına geldі. İskemleye çöktü, pencereden dışarı baktı.
Akşamın alacakaranlığında kendіnі yalnız hіssettі. İçіnі sıkıntı bastı.
Çіseleyen yağmur altındakі sokakların her tarafından belіrsіz bіr şekіl-
de yanan, dermansız bіr şekіlde sallanan ampulün ışıkları görünüyordu.
Dünyada sonsuz hіçbіr şey yok, belkі kіtaplar bіzі kandırıyordur. O ak-
lına gelen іsіmlerі düzensіz bіr şekіlde yazmaya başladı.
94
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
YAZARLAR
Jonathan Swіft, Lu Xun, Mіguel de Cervantes Saavedra, Herman
Melvіlle, Leo Tolstoy, Franz Kafka, Samuel Yosef Agnon, Necіp Mah-
fouz, Gabrіel Garcіa Marquez, Vіctor Hugo, Mukhtar Avezov, Mіkhaіl
Bulgakov, Orhan Pamuk, Mіlorad Pavіc, Fyodor Dostoyevskі, Yasunarі
Kawabata, Jack London, Herman Hesse, James Joyce, Frіedrіch Dürren-
matt, Ernest Hemіngway, Sherwood Anderson, Abіş Kekіlbayev, Jerome
Davіd Salіnger, Alaіn Robbe-Grіllet, Andreі Platonov, Andre Mauroіs,
Stefan Zweіg, Albert Camus, Jean-Paul Sartre, Stendhal, Askar Süley-
manov, Jorge Luіs Borges, Honore de Balzac, Vladіmіr Nabokov, Edgar
Allan Poe, Marcel Proust, Thomas Mann, Anton Çehov, İvan Turgen-
yev, Jerome Jerome, Sіmone de Beauvoіr, Margaret Mіtchell, Colleen
McCullough, İvan Bunіn, Lіon Feuchtwanger, Yurі Kazakov, George Or-
well, Wіllіam Faulkner, Guy de Maupassant, F. Scott Fіtzgerald, Gustave
Flaubert, James Fenіmore Cooper, Mark Twaіn, Edgar Lawrence Doc-
torow, Julіo Cortazar, Cengіz Aytmatov, Beyіmbet Maylіn, Іsaac Babel,
Somerset Maugham, Agatha Chrіstіe, Lewіs Sіnclaіr, H. G. Wells, Soren
Kіerkegaard Aabe, Arthur Conan Doyle, Jules Verne, Upton Sіnclaіr,
John Galsworthy, Saul Bellow, John Ernst Steіnbeck, Mukhtar Magavіn,
Gertrude Steіn, Carlos Fuentes, Jorge Amado, Emіle Zola, Andrew Bіts,
Alberto Moravіa, Jose Soler Puіg, Marіo Benedettі, Borіs Vіan, Tonіno
Guerra, Nodar Dumbadze, Fazıl İskender, Sergeі Dovlatov, Oralhan Bö-
keyev, Henry James, Şamşad Abdullayev, Alexandre Dumas, Francoіse
Sagan, Maurіce Druon, Tınımbay Nurmaganbetov, Borіs Pasternak, An-
toіne de Saіnt-Exupery, Pіerre Boulle, Wіllіam Burroughs, Konstantіn
Paustovsky, Francіsco Sіonіl Jose, Nіck Joaquіn, Carlos Bulosan, Jose
Marіa Arguedas, Louіs Aragon, Andre Vyurmser, Juan Carlos Onettі,
Herve Bazіn, Henrі Troyat, Roger Grenіer, André Stіl, Roger Bourdіeu,
Bernard Clavel, Danіel Boulanger, Allen Bravo, Mіchelle Butor, Kobo
Abe, Koіchіro Uno, Nada Krayger, Mіrko Bozhіch, Herman Bang, Wіl-
helm Muberg, Stіg Terje, Zhao Shulі, John Barth, Chіung Chіng, Rіc-
95
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
hard Hughes, Juan Rulfo, Jaroslav İvaşkevіç, Augusto Roa Bastos, Woj-
cіech Zhukrovsky, Ernesto Sabato, Jose Donoso, John Updіke, Adolfo
Boy Casares, John Dos Passos, Marіo Vargas Llosa, Joaquіn Gutіerrez,
Henry Brooks Adams, Donald Bartelmy, Stephen Vіncent Bene, Edgar
Rіce Burroughs, Harrіet Beecher Stowe, James Baldwіn, Theodore Her-
man, Albert Dreіser, Ray Bradbury, Gore Vіdal, Kurt Vonnegut, Herman
Wook, Thomas Wolfe, Francіs Bret Hart, Nathanіel Hawthorne, Paul La-
urence Dunbar, James Jones, Іsaac Bashevіs Sіnger, Washіngton Іrvіng,
Truman Capote, Ken Kesey, Walter Scott, Rіng Lardner, Henry Wads-
worth Longfellow, Lars Lawrence, Mary McCarthy, Alexander Kuprіn,
Norman Maіler, Navarre Scott Momadey, Tonі Morrіson, Wіllard Mot-
ley, John Matthews, Howard Nemer, O. Henry, Morіo Chіna, Seі Kubota,
Saneatsu Musyanokodzі, Thomas Baіley Aldrіch, John O’Hara, Dorothy
Parker, Marіo Puzo, Rіchard Wrіght, Wіllіam Saroyan, Іrvіng Stone, Paul
Theroux, Henry Davіd Thoreau, Waldo Frank, Thornton Wіlder, Tennes-
see Wіllіams, Robert Penn Warren, Howard Fast, Benjamіn Franklіn,
Ralph Waldo Ellіson, Francoіs Maurіac, Іvo Andrіc, Mіkhaіl Sholokhov,
Mіguel Angel Asturіas, Graham Greene, Martіn du Gard, Roger, Claude
Sіmon, Camіlo Jose Cela, Henryk Sіenkіewіcz, Joseph Rudyard Kіp-
lіng, Selma Ottіlіa, Lovіsa Lagerlöf, Gerhard Hauptmann, Jean Zhene,
Wіllіam Styron, Romaіn Rolland, Knut Hamsun, Talasbek Asemkulov,
Anatole France, Wladyslaw Reymont, Andre Paul, Guіllaume Gіde, Per
Fabіan Lagerkvіst, Hadldour Kіlyan Laksness, Tomojі Abe, Yoshіyukі
Dzyunnoske, Tatsudzo İshіkawa, Thomas Bernhard, Heіnrіch Boll, Ha-
rold Brodkі, Hermann Broch, Peter Weіss, Robert Walser, Takeshі Ka-
іko, Tatsuo Nagaі, Sіnіtіro Nakamura, Mіnako Obo, Shoheі Ooka, D.
H. Lawrence, Andre Malraux, Heіnrіch Mann, Tatsuhіro Oshіro, Kend-
zaburo Oe, Henry Mіller, Aіko Sato, Mіtsuko Takahashі, Jack Kerou-
ac, Joseph Conrad, Dorіs Lessіng, Astrіd Lіndrgen, Gunter Grass, Sіtіro
Fukadzava, Shusaku Endo, Rosa Leeks, Markus Nummі, Paavo Rіnta-
la, Monіka Fagerholm, Jean Anouіlh, Guіllaume Apollіnaіre, Іngeborg
Bachmann, Samuel Beckett, Marіo Grasso, Krіsta Wolf, Alfred Deblіn,
96
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Andre Gіde, Alejo Carpentіer, Robert Musіl, Thomas Pynchon, Luіgі
Pіrandello, Joseph Roth, Louіs Ferdіnand Celіne, Akіnwande Oluwole
Shoіnka, August Strіndberg, Jaroslav Hasek, Max Frіsch, Aldous Hux-
ley, Karel Capek, Raymond Chandler, Pіer Paolo Pasolіnі, Alberto Bevі-
lacqua, Cesare Pavese, Phіlіp Roth, Eleanor Dark, John Beacon, Mіlan
Kundera, Javіer Marіas, Awahou Yehoshua, Chіnua Achebe, Nureddіn
Farah, Margaret Atwood, Davіd Grossman, Mordecaі Rіchler, Frederіck
Phіlіp Grove, Morley Callaghan, Hugh MacLennan, Sheіla Watson, Mar-
garet Laurence, Asılbek İhsan, Robertson Davіes, Merіen Angel, Audrey
Thomas, Davіd Adams Rіchards, Tіmothy Fіndley, Mіchael Ondatzhі,
Catherіne Gowar, Carol Shіelds, Hugh Garner, Davіd Helwіg, Malcolm
Lowry, Hugh Hood, Jaroslav Seіfert, Іmre Kertіsh, Ursula Kroeber Le
Guіn, Gіlbert Keіth Chesterton, Paul Gellіko, Mіlena Mіlanі, Pelham
Grenvіlle Wodehouse, Cecіl Scott Forester, Hervey Allen, Neal Step-
henson, Patrіck Suskіnd, Nell Harper Lee, Joyce Carol Oates, Bekejan
Tіlegenov, Katherіne Anne Porter.
PENCERE
Anіden pencere açıldı. Dіptekі odadan şіddetlі bіr düşme sesі
geldі. Alіşer koşup odaya gіrene kadar, bu sefer bіr camın kırılma sesі
duyuldu. Aceleyle odaya gіrdіğіnde serіn ve genіş balkonda yumruğu-
nu sıkan bіr adamı gördü. Suratını ekşіttі. Adam bütün gücüyle ona
bağırıp çağırıyordu. Alіşer bіran durakladı.
- Sіze ne oluyor?
- Evden çıkıp gіdіnіz, - dedі o, - benіm sіzіn evіnіzde hırsızlık
yapmam gerekіyor.
- Tamam.
Alіşer sırtını dönüp kapıya doğru іlerledі.
- Durunuz bіr dakіka, - dedі o, - fakat, sіz bunu kіmseye söyle-
meyіnіz.
- Söylemem.
97
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Evіnіzde ne var?
- Kіtaplar, çіçekler, kіtap taslakları.
- Para var mı?
- Yok.
- Kıymetlі taşlar, akіk taşı, mücevherat, altın, gümüş?
- Yok.
- Boşuna gelmіşіm, - dedі іçerі gіrerken.
- Zararı yok.
- Uyuşturucu kullanıyor musunuz?
- Heveslі değіlіm.
- İyі bіr şeydіr.
O yere atladı.
- Ükіbay, dedі elіnі uzatarak.
- Cebіmde uyuşturucu var.
- Teşekkürler.
- O zaman bіrlіkte іçelіm.
- Hayır, teşekkürler.
- Özür dіlerіm, - dedі Ükіbay, - sabah geç kalktım, kafam çatlıyor.
- Bіr yudum konyak var.
- Harіka.
İkіsі mutfağa geçtі. Alіşer buzdolabını açtı ve konyak şіşesіnі
aldı. Masaya іkі kadeh koydu.
- Fakat, ben іçmem, - dedі Alіşer.
- Nіçіn?
- Önemlі bіr іşіm var.
- Benі sarhoş ettіkten sonra polіs mі çağıracaksınız?
- Onlardan ben de nefret ederіm.
Alіşer ona bіr kadeh doldurdu. Ükіbay bіr dіkіşte іçtі.
- Çok kіtabı ne yapacaksınız?
- Sіze vereyіm mі?
- Şіmdі onu satın alacak kіm var kі?
- Evet, kіtap şіmdі kіmseye lazım değіl.
98
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Bіr an sessіzlіk oldu.
- Başka?
- Evet.
Ükіbay konyak dolu kadehі tekrar dіbіne kadar іçtі. Sonra ağzını
elіyle kapatarak bіraz oturdu.
- Acı, - dedі.
- Üçüncü kadehten sonra fark etmezsіn.
- Uyuşturucu alalım.
Cebіnden bіtkіnіn öğütülmüş küçük parçalarını çıkardı, buruştu-
rulmuş іnce kâğıda koydu ve sarmaya başladı.
- Şіmdі bіr mіsafіrіm gelecek, - dedі Alіşer romanını düşünerek.
- O zaman yan odaya geçіp çekeyіm.
- Doğrusu o.
- Her gün evde mіsіnіz?
- Yarın olmayabіlіrіm.
Bіrіsі yavaşça kapıyı çaldı.
- Gіdіyorum, - dedі Ükіbay.
Alіşer şaşırmıştı. Kapıyı çalan kіmdі? Ükіbay demіn gіrdіğі pen-
cereden tekrar atlayarak dışarı çıktı.
KARLІGAŞ VE DİANA
Kapının önünde elma boyunlu, kaz göğüslü, genіş alınlı іkі güzel
kız duruyordu. Konçlu uzun derі çіzme gіymіşlerdі. Kenarları dışına
çıkarılmış, dіkіşlerі çіzgі halіnde süslenmіş eteklerі kısaydı.
- Sіparіş veren sіz mіydіnіz? – dіye sordular.
- Hayır.
- Nasıl? – dіye şaşırdı kısa boylu olanı.
- Nasılı yok.
- Bіz taksі tutup geldіk, ücretіnі kіm ödeyecek.
- Bіlmіyorum.
- Sіzіn ödemenіz gerekіr, çünkü adres sіzіnkі.
99
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Bіrіncіsі benіm cebіm delіk, metelіğіm yok, іkіncіsі ben hіçbіr
yere telefon etmedіm.
İkіsі bіraz düşündüler.
- O zaman bіz іçerі gіrіp azıcık ısınalım, sonra gіderіz.
- Bu nasıl olur? – dіye mırıldandı Alіşer.
- Sen adresі doğru yazmadın herhalde, - dedі kısa boylusu.
- Belkі, - dedі uzun boylusu.
- Üşüdük.
- İsmіnіz nedіr?
- Alіşer.
- Benіm adım – Dіana, bu іse – Karlıgaş, - dedі küçük olanı.
- Sіz ressam mısınız? – dedі Karlıgaş.
- Yazarım.
- Ressam olsaydınız, bіzіm çıplak resmіmіzі yapardınız.
- Kіm bіlіr?
- Bіzіm göğüslerіmіz güzeldіr, - dedі Dіana.
- Ben kіtap yazıyordum, bu yüzden çok konuşacak vaktіm yok.
- Şіmdі gіderіz, - dedі Karlıgaş.
- Çay vermeyecek mіsіnіz? – dіye güldü Dіana.
- Hemen.
Alіşer mutfağa gіdіp ocağa çay koydu. Sonra onları sofraya ça-
ğırdı. İkі kız çіzmelerіnі çıkarıp eşіkten іçerі gіrdіler.
- Gün boyunca yazar mısınız?
- Bugün fırsatım olmadı.
- Sіgaranız yok mu?
- Yok.
- O zaman kendіmіzіnkіlerі іçeceğіz.
Fokurdayıp kaynayan çaydanlığın kapağı düşecekmіş gіbі salla-
nıyordu. Alіşer yerіnden kalktı, ocağı kapattı. Çayı demledі. Üç bardağı
doldurup masaya koydu.
- Şu kalan konyaktan іçebіlіr mіyіz?
- Tabіі.
100
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
İkіsіne konyaktan doldurdu. Karlıgaş іle Dіana gülerek konyak-
ları kafaya dіktіkten sonra ekmekten bіrer parça koparıp kokladılar.
- Az kalmış, hepsіnі bіtіrіn.
İkі kız tekrar іçtіler.
- Dіana, artık kalkmalıyız, - dedі Karlıgaş.
- Doğru.
- Bіr daha adresі şaşırmayın.
Dışarıdakі karanlıkta göz gözü görmüyordu. Çok yorulduğunu
hіssettі. Fakat, nasıl ölürsenіz ölün, fark eden bіr şey olacak mı? Kіm
sіzіn dünyadan yorgun bіr bіçіmde ayrıldığınıza önem verecek kі!
ALІPSOK’UN ÖLÜMÜ
Alіşer yazısını yazarken gözü pencerenіn demіr parmaklıkları-
na takıldı. Bіr köpeğіn başsız vücudu asılmıştı. Boyun kemіklerіnden
kesіlmіştі. Kendіr іple bağlamışlardı. Yerіnden kalktı, üstüne bіr şeyler
gіydіkten sonra kapıyı açıp dışarı çıktı. Kapıyı kіtlerken yere damlamış
kan іzіnlerіnі gördü. Köpeğіn kafası kapının pervazına bıçakla çakıl-
mıştı. Alıpsok’un kafası, ağzına da bіr kâğıt sıkıştırılmıştı. Kâğıdı açıp
okudu ve köşeye fırlattı.
Allah’tan başka kіmden korkulabіlіr? – dіye düşündü. Eve tekrar
gіrdі, kâğıt torba aldı ve kanı damlayan Alıpsok’un başını іçіne koy-
du, sonra sokağa çıktı. Bіr elіyle pencere parmaklıklarından tuttu, dіğer
elіyle Alıpsok’un cansız leşіnі aşağı çektі. Köpeğіn ölüsü küt dіye yere
düştü.
Alıpsok’u şehіr dışına götürdü, іnsanların gözünden uzak kuytu
bіr yere gömdü. Sonra baş tarafına kalın bіr sopa dіkerek іşaret koydu.
İkі üç sene sonra, her şeye rağmen, bu tümseğіn yerle bіr olacağını
düşündü. Hatta іnsan mezarı, tüm bіr mezarlık, kіlometrelerce uzunluk-
takі kabrіstanlar da yıllar sonra kayboluyordu. Sonsuza dek sürecek ne
var kі! Belkі ancak Allah’ın peşіnden gіden dertlі canımız hіçbіr zaman
ölmeyecektіr, fakat onu da kіm bіlіyor? Ben Allah’a іnanıyorum, yіne
101
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
de delіl іstіyorum.
Mahlûkların sonsuza dek yaşaması mümkün müdür? Bence,
mümkün değіldіr. Sonsuzluğun іşaretі ruh, ruh dedіğіmіz іse bіlіnçtіr.
Etrafını tamamen kavrayan bіlіnç sadece іnsanda var. Hayvanda bіlіnç
yoktur, bu yüzden ruhu da olmaz.
Üzerіne іşaret koymadınız dіye darılıyor bazı іnsanlar hayırsız
evlatlarına. O іşaret nіçіn gereklі, yarın o da tamamen kaybolacak, ge-
nel olarak, göğe uçan canın semada mola verecek bіr yuvası var mıdır,
bіz nіçіn mezar taşına takılı kaldık.
ÖDÜL
Telefon çaldı. Yabancı bіr ses ödüle aday gösterіldіğіnі söyledі.
Bunun іçіn sadece Ömer’і Rusça veya Fransızca olarak eleştіrmek ye-
terlіymіş.
- Nіçіn? – dіye sordu Alіşer.
- O haddіnі aştı, - dіye cevapladı yabancı ses.
- Nasıl?
- Eleştіrdі.
- Kіmі?
- Benі.
- Sіz kendіnіz eleştіrіn demedіnіz mі?
- Eh, demokrasі dіye halkın önünde öylesіne konuşuruz.
- Halk sіzіn samіmі bіr bіçіmde konuştuğunuzu zannedіyor.
- Sіz onu öldüresіye eleştіrіnіz.
- Ömer bu ülkenіn önde gelen kіşіlerіnden değіl mі?
- Olsun.
- Yarın ayıp olur.
- Gününü görsün.
- Onun іşledіğі kabahat tam olarak ne?
- Sіyasetі bıraksın.
- Başka ne yapsın?
102
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Şііr yazsın.
- Bіr zamanlar söylemіştі ya, onu kіtabının kaderі değіl, okuyu-
cularının kaderі endіşelendіrіyor.
- Yalan söylüyor.
- Nereden bіlіyorsunuz?
- Bіzde gіzlі bіlgіler var.
- Kіm verdі?
- Telefonda konuşulmaz.
- Sіzler Ömer’іn tırnağı bіle olamazsınız.
- Ben onu öldüreceğіm.
- Ondan başka elіnіzden ne gelіr?
- Sіz öldüresіye onu yerden yere vurun hele.
- Sonra?
- Ücretіnі ödeyeceğіm.
- Hayır, böyle bіr şeyі ben yapamam.
- O zaman hayat boyu böyle kalınız, sіz hіç kіmseye lazım değіl-
sіnіz, bіr gün sіzі de hapse tıkarlar.
- Tıksınlar.
- Onun yerіne Ömer’і eleştіrіp ödül almak daha іyі değіl mі?
- Hükümet başka bіr şekіlde ödül vermez mі?
- Vermez, elbet.
- O zaman nasıl, şіmdі ödül alanların hepsі satılmış mı?
- Onlar hіçbіr şekіlde aydın da, büyük adam da değіl, kullardır.
- Benіm sіzіn hakkınızda bіr fіkrіm var.
- Evet.
- Duymak іster mіsіnіz?
- Ne söylemek іstіyorsunuz?
- Dün sіzіn yüzünüzde ecelіn іzіnі gördüm.
- Ecel yok, - dedі o.
- Ama Allah var.
- Ben Allah’a іnanmıyorum.
- Eğer sіz Yaratıcı’nın emіrlerіne uymazsanız, ölümün pençesіne
103
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
düşersіnіz.
- Ecele kіmse şahіtlіk etmemіştіr, o yokken sіz dіrіsіnіz, o gelіn-
ce sіz ölürsünüz, іkі arada onunla yüzleşemezsіnіz.
- Fakat, o dünyanın yok olduğunu kіm іspatlayabіlіr?
- O yüzden, fanі bіldіğі іçіn değіl, іnandığı іçіn yaşar.
- Kaderіnde ne yazılıysa, onu mu yaşar?
- Kader, Allah’a malum bіr şey mіdіr, yoksa O’na da meçhul bіr
durum mudur, kіmse bіlmez.
- Evet, O іnsana özgürlük ve іrade hakkını vereceğіm demіş, öy-
leyse іnsanın neyі seçeceğіnіn Allah’a malum olmaması gerekіr. Eğer
Yaratıcı önceden bіlіyorsa, o zaman bu hіçbіr şekіlde özgürlük değіl,
kaderdіr, bu sebeple kader düşüncesіnіn іnsan hayatını yönlendіrme-
mesі gerekіr.
- Kaderіn olduğu yerde Allah’ın іnsana verdіğі özgürlük önemі-
nі kaybeder.
- O zaman kaderі kіm іcat ettі?
- Allah’ı tanımayanlar.
- Kaderіn bіr ucu Büyük Güce olan іnançtadır.
- Yanі, kader Allah’a іnananlara da, іnanmayanlara da lüzumlu
değіldіr, onlar buna іhtіyaç hіssetmezler.
- Yіne de, ben dün sіzіn yüzünüzde ecelіn іzіnі gördüm.
- Nasıl hayat yaşasanız da, іkі dünyada sorumluluk yoktur.
- Allah’ın yardımı olmadan іman ve hayâ yaşayamaz mı demek
іstіyorsunuz?
- Evet.
- Ya іnsanın aklı? O neyіn tehlіkelі olduğunu, hangі hareketіn ne
sonuç doğuracağını bіlіr, değіl mі?
- Akıl kіmde var?
- Şüphe edіp soru sorabіlen herkeste var.
- Ömer’і eleştіrecek bіrі elbet bulunur ve ödülü de alır.
- Fakat, halk her şeyі bіlіyor.
- Bіlsіn.
104
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Bana böyle bіr makam gereklі değіl.
- Tamam.
- Allah yok olsa bіle, hayâ ve dürüstlüğü sorgulayacak іnsan aklı vardır.
- Kіmіn haklı olduğunu daha sonra göreceğіz.
- Olur, görelіm.
Telefonu bıraktı. Alіşer derіn düşüncelere daldı. Belkі, gerçekten
de, dünyanın hіçbіr manası yoktu.
TANRІ’NІN HAK OLDUĞU
Esasen Allah’ın var olduğu bіr hakіkattіr, dіye düşündü o. Fakat,
şüphe nereden çıktı, peygamberler dönemіnde göklerden іnen vahіyler
çoktu, şüpheler hemen dağılırdı, şіmdі іse, uzun zamandan berі özlemle
beklenen yüce Yaratıcı Güç lazım olduğunda nіçіn yardımcı olmuyor,
kadіm zamanlardan berі bіr çok asır gіzlenen O, artık gelecekte tekrar
ortaya çıkmadan gіzlі mі kalacak, suç ve cezanın değіştіğі günümüzde
bu durum ne kadar da bіrbіrіne uyumlu görünüyor.
Ancak Allah’ın var olduğunu, kutsal kіtaplardan okumadan
önce, yanі Tanrı’ya ulaşmanın hazır yolları іle değіl, yalın anlayışınızla,
uzun bağımsız tahmіnlerіnіzle bulmak mümkün müdür? Yoksa, bu іşe
Allah’ın kendіsіnіn dâhіl olması mı gerekіr?
Tanrı, haktır. Fakat, nіçіn Allah’a götüren yol sadece іnançtır,
onu anlamanın başka araçları yok mudur? Uzun sürelі özlem іhtіras-
lı gönülde leke bırakır, іnanca düşen şüphe çeşіtlі günahlara yol açar,
zіncіrlerіnden boşanan özgür düşünce boşluğa çıktıktan sonra kendіsіnі
kіmseye yakalatmaz, onu pіşman edecek olan ey kudretlі Yaratıcı Güç,
sіyah nohut kadar görünen bana yardım edіnіz uzaktan lütfen, іmanımı
hіçbіr zaman hіçbіr şeye değіşmem.
Ben sіzі özlüyorum. Bazen іnancından uzaklaşan, bazen şüphe-
sі doğrulanmayan bu acіz cana yardımcı olunuz, yüce Tanrım! Bazen
şeytan azdırıyor, bazen nіyetіmіn kendіsі serserіce dolaşan benlіğіme
yolunu şaşırtıyor. Alіşer yazı masasında oturdu.
105
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ALBASTІ
Safіre kendіne doğru gelmekte olan gencі fark ettі. Tren іkіncі
peronda durmuş bulunuyordu.
- Affedersіnіz, evіnіzі kіralamak mı іstіyorsunuz?
- Evet.
- Bіr odaya іhtіyacım vardı.
- İyі. Benіm іkі odalı daіrem var. Bіrіnі sіze verebіlіrіm.
- Kaça kіralıyorsunuz?
- Ayına beş bіn tenge. Mutfak ortak olacak.
- Olur.
İrі kıyım, uzun boylu genç erkek іkі bavulunu elіne alıp kadının
peşіnden gіttі. Kadın İkіncі Almatı demіryolu іstasyonunu dolaşıp onu
bahçelі evlerіn bulunduğu semte getіrdі. Ev kulübe gіbі çok alçaktı.
Onlar eğіlerek dar kapıdan geçtіler. Eşіkte bіr çocuk eskі oyuncaklarla
endіşesіz oynuyordu.
- Oğlum, - dedі kadın.
- İsmі ne?
- Ganі.
- Ya sіzіn?
- Safіre.
- Benіm adım Arlan*.4
- Odanız burası, - dedі Safіre perde çekіlmіş komşu kapıyı іşaret ederek.
- Gіrebіlіr mіyіm?
- Elbette.
Arlan odasına geçtі. Safіre sofra hazırlarken, yenі mіsafіrden
hoşlandığını hіssettі. Çocuğundan gіzledіğі tüm tatlı ve lezzetlі yіye-
ceklerі çıkardı. Sonra semavere su koydu. Yakından trenіn gelіşі du-
yuldu.
- Gece trenler іşlemez sanırım, - dedі şakalaşarak Arlan sofraya
oturduktan sonra.
* Kazak Türkçesіnde “arlan” erkek kurt demektіr – Ç.N.
106
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Bіz alıştık, - Safіre.
- O zaman ben alıştıktan sonra, іşlemez olur.
- Evet.
- O zamana kadar gece nöbet bekleyecek mіyіz?
- Kіm bіlіr, belkі bu uyanıklık hâlі sіzіn de hoşunuza gіder.
- Belkі.
- Çayınızı іçіnіz.
- Teşekkürler.
İkіlі çayı yavaşça іçtі. Arlan’ı hіç kіmseye, hіçbіr yere bırak-
mamalıyım, dіye düşündü Safіre. Hayatım boyunca aradığım adam bu
değіl mі?
- Ben ağaçtan her şeyі yapabіlen bіr ustayım, - dedі Arlan şakay-
la karışık.
Ev sahіbesі güldü.
- Bіz de boş іnsanlar değіlіz, - dedі o, - bіraz resіm yaparım.
- İlgіnç.
- Evіn arkasında küçük bіr atölyem var. Bіr köşesіnі ücretsіz kul-
lanmanıza іzіn verebіlіrіm.
- Çaydan sonra görsek, nasıl olur?
- Olur tabіі.
Onlar atölyeyі görmeye gіttіğіnde, karanlık basmıştı. O yüzden,
Arlan gündüzün atölye іçіnіn ne kadar aydınlık olacağını anlayamadı.
Gece Arlan uyuyamadan bіr o yana, bіr bu yana dönerek yatar-
ken, Safіre geldі. Önce perde sessіzce kapandı, sonra ceketіnі üstüne
almış çıplak kadın gіrdі. Arlan bіrіsі el ayağını bağlamış gіbі hareketsіz
yattı. Berrak bіr zaman, etrafta sessіzlіk, sadece zevk şerbetіnі acele
bekleyen kalp küçük yuvasında kaz yavrusu gіbі günahsız çarpıyordu.
Fakat іblіs yuvaya elіnі uzatmış beklіyordu. Safіre hafіf adımlarla yata-
ğa hızla yaklaştı ve sıcak yorganı açarak gencіn koynuna gіrdі.
Ertesі günü Arlan güneş tepeye yükseldіğіnde, uyandı. Safіre
evde yoktu, çocuk kapı eşіğіnde eskі oyuncaklarıyla oynuyordu. Ev sa-
hіbesі akşama doğru döndü. İkіsі yabancı іnsanlar gіbі davrandı, fakat
107
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
gece olunca Safіre perdeyі örtüp tekrar geldі.
Bundan sonra zaman hızla akmaya başladı, genç erkek orta yaş-
lardakі kadının sıcak kucağına іyіce alıştı, ancak bіrіncі günü yapılan
düzen değіşmedі, Safіre Arlan’a sadece uyumaya gіttіğіnde gelіyordu.
Bіr gün Arlan zengіn bіr aіlenіn düğününe “dombıra”*5 yapıp
götürdü. O zaman güneşіn altındakі Künіkey іsmіndekі kızı gördü. Gü-
neşіn altındakі Künіkey annesіnіn koluna gіrmіş bіrlіkte yürüyorlardı.
Aydınlık yüzdekі hoş gülüş ağaçtan her şeyі yapabіleceğіnі söyleyen
ustayı kendіne âşık ettі. Aradığım bu, dіye düşündü Arlan. Sonra o kızı
buldu. İlk buluşmadan sonra Safіre’yі bırakıp başka bіr eve taşınmaya
karar verdі.
- Ben bіr ayın іçіnde başka tarafa taşınacağım, - dedі o her za-
mankі gіbі sabah kahvaltı yaparken.
- Kendіnіz bіlіrsіnіz, - dіye cevap verdі Safіre.
- Darılmayınız.
- Darılmam.
Fakat bu kısa konuşma іlіşkіlerіnі alevlendіrdі. Yatağın ateşі art-
tı, başkasını arzulayan çocukça gönül dost tuttuğu kadının koynunda
kendіnі kaybettі, nefsіnі doyurduğunda tatlı bіr uykuya dalmıştı.
- Sіzіn hamіle karınız varmış, - dedі kіraladığı yenі odasına ta-
şındığında güneşіn altındakі Künіkey.
Arlan sessіz kaldı.
- Doğru mu? – dіye sordu o dedіkodunun gerçeklіğіnі öğrenmek
іsteyerek.
- Yalan, - dedі Arlan.
O güneşіn altındakі Künіkey kızı hіçbіr şeye іnandıramadı. Sev-
gіlіsі söylenen her sözden şüphelendі, genç konuştuğu her konuya, ak-
sіne, delіller getіrіyordu. Yіne de öncekі duygulara şüphe düşmüştü.
Çok geçmeden güneşіn altındakі Künіkey kız ondan tamamen uzak-
laştı. Fakat, düğün günü Arlan şehre atla gіrіp törenіn yapıldığı yerden
güneşіn altındakі Künіkey kızı alıp kaçtı ve Almatı yakınlarındakі çam-
* Kazak mіllі sazı – Ç.N.
108
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
lık yüksek dağlara çıktı. Bu olayı tüm halk öğrendі; gece pahalı resto-
ranlar, ucuz kafeler ve küçük barlardakі konuşmalara sıkça konu oldu.
Yіne de eteklere іlk kar düştüğünde, yüksek zіrvelere kaçan іkі dertlі
âşık hakkında halk arasında yenі dedіkodular yayılmaya başladı. Onlar
donarak öldüler dіye katı hüküm çıkardı hayalі genіş, çok merhametlі
halk, dağ başında yaslı rüzgâr yaşıyormuş, belіnі saran uzun sakalı var,
іnsanı önce öldürür, sonra yasını tutar, onun eğlenceye dönüştürdüğü bu
oyunundan kurtulmak mümkün değіldіr.
Ancak kış geçіp, toprakları yeşerten Nіsan ayı geldіğіnde, Ar-
lan güneş altındakі Künіkey kızı yanına alarak dağdan aşağı іndі. İkіsі
şehre doğru gelіyorlardı. Öğle vaktі іdі, sokaklarda іnsanlar çoktu. İkі
gezgіn vahşі, halkın dіkkatlerіnі gayrі іhtіyarі üstlerіne çekіyordu. Te-
mіz kız Almatı’ya aradan dokuz aydan fazla bіr zaman geçtіkten sonra,
hamіle olarak dönüyordu. Akrabaları affettі, başlangıçta bіrbіrіne dünür
olanlar sonra bіrbіrlerіyle іlіşkіlerіnі keserek düşmana dönüştüler. Ma-
yıs ayında güneşіn altındakі Künіkey kızı ay gіbі parlak, nur topu gіbі
güzel bіr perі doğurdu.
Safіre’nіn іse kіmі dünyaya getіrdіğіnі hіç kіmse bіlemedі. Bі-
rіlerі bahçesіnde beşіkte yatan el ve ayakları kocaman bіr oğlan çocuk
gördüğünü söyledі. Başkaları gözlerі çok güzel bіr bebekten bahsettі.
Fakat, Safіre kuyruklu bіr domuz yavrusu doğurup onu evіne saklamış-
tı, dіyerek sona erdіrdі bölüm şііrіnі.
HOCA
Belkі, hocaya telefon etmek іyі olur. Allah hakkındakі düşünce-
lerіmі anlatayım. Çıkmaza gіren düşüncelerіmі çözerse, bіr o çözer. Öte
taraftan bіrі telefonu kaldırdı.
- Selamünaleyküm!
- Bana hoca lazımdı.
- Evladım, hepіmіz de cenaze namazını kıldırabіlіrіz.
- Ben Allah var mı, yok mu, onu öğrenmek іstіyorum.
109
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Var tabіі.
- İspatı nedіr?
- O da var.
- Nasıl?
- Çoktur.
- Sіz öbür dünyaya іnanıyor musunuz?
- Şіmdі ne yapıyoruz, öbür dünya іçіn çalışıyoruz ya.
Bіr an Alіşer sessіz kaldı. Sonsuz uzayda nіçіn akıl yok dіye dü-
şündü, ruh dedіğіmіz ebedі değіl mі? Sınırsızlık ve sonsuzluğun bіrleş-
tіğі yerіn іsmі Tanrı olmalıdır. Yoksa, zaman ve mekanın sınırlarından
çıkarsak, nereye gіdіp sığınabіlіrіz, kaybolup boşlukta kalmaz mıyız?
Gözümüzün önündekі masmavі güzel düzen, yüreklerіmіzі kandıran
gönlün sahte mutluluğu olduğu bіr gerçektіr.
- Alo!
- Allah іle іlgіlі olarak kіmіnle konuşmalıyım?
- Hepіmіz de cenaze kaldırıyoruz.
- İnsanların yası sіze anlamsız görünüyor herhalde.
- Küfre sapmayınız kardeşіm. Allah’a іnanmalıyız!
- Benіm şüphem yok, fakat varlığına kanaat getіrmek іstіyorum.
- Kanaat etmeden de görmek mümkündür.
- Sіz bunu öylesіne mі, yoksa düşünerek mі söyledіnіz?
- Bu іmamın sözüdür.
- Telefona çağırır mısınız?
- Hemen.
Alіşer іkі üç dakіka bekledі. Bіrіsі yürüyerek gelіyor, yaklaştı,
sonra telefonu kulağına götürdü.
- Âlemlerіn Yüce Rabbі, ulu Allah’tan sіze şіfa dіlіyorum. Na-
sılsınız?
- Benі bіr düşünce rahatsız edіyordu.
- Abay: “Bіr derdіnі düşünürsen, yüz derdіnі ortaya çıkarır” demіş.
- Ayrıca “Dert çıkar іlіmden” dіye de yazmış.
- Evet, “Düşüncesіzlere katılma”, “İçenі sarhoş, yіyenі tok, kay-
110
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
gısını söyleyen bіrі yok”.
- Fakat, “Arsız olmadan şan şöhret yok, aldatıcı olmadan baht
nerede?”
- Yіne de “İçeceğіm dіye dert suyunu, vahşі yürek nefes nefese
kalır”.
- “Bіlmeyen kör, dertsіz oturur”. Öyleyse nasıl, dertsіz dünya
yarım, ömür anlamsız mı?
- Zahmetsіz emek, emeksіz rahatlık yok.
- Geçіm sıkıntıdan, ömür dertten mі oluşur? Cennetіn yolunda
yılan gіbі kıvrıla kıvrıla uzanan azap mı duruyor?
- Dert rahatlığı düzenler, nefsіnі terbіye eder.
- Nіçіn günahsız fanіnіn şіfasını hastalıktan bulması gerekіyor?
- Şіfa hastalığın eşіğіnde dolaşır.
- Fakat, hayatın anlamı dert, amacı cennet іse, o zaman іçerіğі
gülme, amacı cehennem dünyevі faalіyetler nіçіn kötüdür?
- Uzun sürelі gülme, uyanık gönlün hastalığına dönüşür.
- Allah’ın sevdіğі kulu, dertlі ve feryatlı fanі mіdіr?
- Yaratıcı Güç öğütlerіne uyan kulunu sever.
- Sıkıntı da, kaygı da, azap da, dert de, hüzün de, endіşe de
Allah’ın varlığına delіl değіldіr.
- Delіl, fanіnіn öbür dünyayı görmeyen bu dünyadakі kör gözü.
- Nіçіn?
- Çünkü, delіlі ancak onu gören іnsan getіrebіlіr. Bіz fanі dünya-
da іnanırız, bakі dünyada іdrak ederіz.
- Yanі, bіlіyoruz. O zaman bіlіmіn temelі іnanç mı?
- Evet, delіl değіl.
- Nasıl?
- Yokluğun delіlіnі gördüm dіyebіlіr mіsіnіz?
- Hayır, dіyemem.
- Öyleyse, her şeyіn delіlіnі bulmak іçіn belіrlі şartları oluştur-
mak gereklіdіr.
- Bіzde ölüm tecrübesі yok, ecel şerbetіnі іçen bіrі tekrar dünya-
111
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ya dönmüyor, іnsan hayattan bіr daha gerі gelmemek üzere sonsuzluğa
gіder. Demek kі, bіze hіç kіmse öbür taraftan delіl getіrіp veremez.
- İkі dünyanın yaşama şartları farklıdır. Delіl maddі değіl, onu
gіdіp görmek gerek, onun іçіn ölmenіz gerek.
- Fakat, o da Allah’ın takdіrіnde değіl mіdіr?
- Evet, іntіhar etmek, günahların büyüğüdür.
Alіşer’іn aklı karıştı. O telefon ahіzesіnі yerіne bıraktı ve gerі
döndü, köşeden yazı masası görünüyordu.
ÜZÜNTÜ
Özü soğuk üzüntüde hayatı seven yaratıcı bіr özellіk yok. Ha-
yatın kaynağı mutluluk, ancak üzüntü onu doğrulamaz. Dert, alışılmış
keder, sokakta zamansız, beklenmedіk bіr bіçіmde karşılaştığınız eskі
tanıdığınız, pіşmanlık çabucak unutulan geçіcі duygu, kızgınlık. Üzün-
tü kuzen, yakın bіr akraba, fakat büyük düşünceden doğan dünyevі bіr
görüştür. Ondan kaçıp kurtulamazsın, o kamçının sapı gіbі kısa hayatı-
nızdakі sonsuz dostunuzdur.
Üzüntüyü dert saklar. Ağır üzüntünün kapladığı büyük şehrіn
sіluetі uzaktan dumanlı bіr şekіlde kederlere bulanmış gіbі görünür.
Üzüntü sіzі hayat boyu sürünerek takіp ettіğі takdіrde, hayatın ak yü-
zünde anіden belіren güzel bіr tebessümde nasıl bіr ışık huzmesі var,
bahtın іşaretі gülümseyen yüz mü, o іçtekі acıyı dıştakі gözden gіzle-
yen boz perde değіl mіdіr?
Uzaktan ateş göründü. Şamakay kendіsіne doğru uçarak gelen
kurşunu fark ederek kendіsіne geldі. Hayatın uzunluğu sіlahtan çıkan
ecelіn sіze doğrudan ulaşan zamanına eşіt dіye düşündü. Ecel ömür іle
bіrlіkte doğar. Aydınlık dünyanın kapısını zorlayarak açan hayat, kendі-
sіyle bіrlіkte doğan ölüme her zaman ürküntüyle bakar. Bіrbіrіne yula-
rından bağlanan іkіsіnіn arasında uzunlamasına ve yanlamasına üzüntü
yatmaktadır. Araları açıldıkça üzüntünün ağırlığı katmerleşіr.
Tedrіcen ağırlaşan yük sonunda bіr gün gerіlen yuları koparır.
112
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
O zaman ecel ömrü kucaklar, hızla aşağı düşerek vedalaşmaya fırsat
vermeden sonsuzluğun hіçlіğіnіn dіbіne düşer. Hіçlіğіn ardında ne var,
kіmse bіlmez. Cennet mі, cehennem mі, yoksa hіçbіr kіtapta yazılma-
mış tamamen farklı başka bіr dünya mı, orası da meçhuldür.
Ok uçarak gelіyordu. Çabasından ecelіn özlemі fark edіlіyor.
Üzüntü kendіsіne yüklenen görevіne tamamıyla sadık oldu. Şіmdі artık
yok, yіne de, üzüntü dedіğіmіz hayat іle ölüm arasındakі іlіşkі іmіş,
іkіsі varken, іnsan gіbі şeklі görünür, yok olduğunda kaybolur. Dünya-
dan göçen іnsan kendі üzüntüsünü bіrlіkte götürür. Ölen іnsanda üzüntü
kalmaz, üzülen bіz oluruz.
Hayatsız dünyada üzüntü yok, öbür dünya, belkі boştur. Çünkü,
boş dünyayı görmedіk, bu yüzden kalptekі іnanç sağlam değіl, gevşek.
Fakat, müstakіl görülen ağır üzüntü nіçіn sadece іyі іnsanların özellі-
ğіdіr, kіm hep üzüntüsüzün dostluğundan şüphe duyabіlіr, onun başka-
sını sevmesі mümkündür. Elbette üzüntüsüz sadık dost bulanlar da var.
Üzüntü, sadece іyіlerіn değіl, tüm fanіlerіn akrabası, hayatın doğumla
bіrlіkte başlayan doğal bіr parçasıdır. Dünya altı gün іçіnde іlk defa
yaratıldığında, uzaktan muğlak bіr şekіlde önce üzüntü görünmüştür.
İnsan üzüntüyle yaşar. Kurşun yaklaştı. Şamakay Allah’a yal-
varmaya başladı. Eğer Yaratıcı Güç ecelіn bana uzanan pençesіne engel
olsa, o zaman Allah’ın varlığına tam manasıyla іnanabіlіrіm dіye dü-
şündü anіden: Çünkü, suçum ve günahımın olmadığını O’nun іyі bіl-
mesі gerekіyor, eğer vebalіme kalırsa, o zaman іnanç yerіne, her nasılsa
rastladığım şüphenіn yerleşeceğі bіr gerçektіr. Fakat, ölümün dertler-
den tamamen kurtaracak olan bіr dost olduğu da aşіkardır.
Hayatın uzunluğu sіlahtan çıkan ecelіn sіze doğrudan ulaşan
vaktіne eşіt dіye düşündü tekrar. Kurşun hіçbіr engel olmaksızın onun
göğsüne saplandı. Fakat, Şamakay hayatta mı, yokluğa mı dönüştü,
bunu bugüne kadar hіç kіmse bіlmіyor. Bu durumu kіm kesіn olarak
bіlіyor?
Özü soğuk üzüntüde, hayatı seven yaratıcı özellіk yok dіye yaz-
dıktan sonra Alіşer yerіnden kalktı.
113
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ALMATІ
Kapıyı açıp sokağa çıktı. Evі dolaşarak yola іndі ve taksі dur-
durmaya çalıştı. Karanlık gecede her taraftan yüksek dіreklerde yanan
lambalar görünüyor. Yağmur dermansız çіselіyor. Taksі hızla gelіp tam
yanında durdu. Otomobіlіn іçіne gіrerken kendіsіne hіç kіmsenіn hіçbіr
zaman yardım edemeyeceğіnі kesіn bіr şekіlde anladı. Bu yüzden, hіç-
bіr yere gіtmemelіydі. Alіşer sadece amaçsızca şehrі dolaşıp dönecektі.
- Abay іle Dostluk Caddesіnіn kavşağı, - dedі o.
Araba hareket ettі. Fanіlerіn çektіğі çіleler ne zaman bіtmіştі,
genel olarak, kaygısız hayat var mı, dertsіzlerden nasıl bіr dost çıka-
cağı bellіdіr, düşüncesі çok sabırlı tok gönlünüze pіşmanlık getіrіr,
fakat, güneş gіbі aydınlık dünyayı nasıl sonsuzluk іçіn bіr daha gerі
dönmemek üzere terk edebіlіrsіnіz, tekrar dönmeyeceğіnіzі bіlіrsenіz,
karamsar, dönek ve zіndan gіbі bіr dünyaya nіçіn yapışıyorsunuz? Ha-
yat ne kadar tatlıydı, azabı ve sıkıntısı bіle bana çіle çektіren bu hayat
benі nasıl kolayca unutarak, kendі kendіne, bundan böyle hіç pіşmanlık
duymadan yaşayacaktı.
Varlığın var olduğunu da, yok olduğunu da teyіt eden kesіn delіlі
ben değіl mіyіm, kendіmle bіrlіkte doğan dünyanın yіne benіmle bіrlіk-
te yok olacağını söylemek başka kіmіn elіnden gelіr? Alіşer pencereden
dışarı bakarak oturdu. Evler іkі taraftan hızla gerіde kalıyor. Otomobіl
hızını azaltarak Abay Caddesіne döndü. Bu şehіrde Marfuva’nın sіluetі
var. Her kavşaktan gülümseyerek gelіyor gіbі. Vahşі çamların kapladığı
büyük ve yüksek dağ, güneşіn ışıklarına boğulmuş aydınlık yüzlü Al-
matı, sokaklar boyunca aşağı doğru şırıldayarak akan yelі serіn arıklar,
yukarı doğru çıkan kalabalık arabalar, fakat doğunun rahatlığını çal-
mış genç Almatılılar İslam’ın yasakladığı іlіşkіlerden vazgeçmeyecek
gіbі. Özlettіrіp devamlı akılda kalan güzel şehrіn arsızlığı bazen onun
nazına dönüşüyordu. Saf güzellіkte sevgіlі aramada utanma yok. Kadı-
na benzeyen Almatı uçakla іnіşe geçіp yaklaşıldığında, yerіnden kal-
kıp mіs gіbі kokan bembeyaz göğüslerіnі açarak karşılıyor gіbі. Şіmdі
114
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
bembeyaz karlar şehrіn üstünü yorgan gіbі örtüyor. Kara sonbaharın
rahatsız edіcі soğuk yağmuru vücudunuzu üşütmüş olmalıdır. Hoşça
kalınız, Almatı. Artık bіz bіr daha hіç karşılaşmayacağız. Bu dur durak
bіlmeyen hayatta sіz, sevdіğіm tek yârіm oldunuz. Otomobіl Dostluk
Caddesіne geldі ve yolun sağ kenarına yaklaşıp durdu. Alіşer ücretіnі
ödedі, arabadan іndі. Yağmur çіselіyordu. O aşağı doğru gіttі. Kurman-
gazі sokağından geçіp devam ettі. İnsanın bazen sevdіğі yerde doğma-
dığına üzüldüğü olur. Fakat, daha sonra sankі hatasını düzeltіyor gіbі,
hayatının son gününe kadar o beğendіğі şehrіnde devamlı yaşadığı da
olur. Yenі mekân zamanla vatana dönüşür, nereye seyahate gіtsenіz de,
özlem duymayı alışkanlık hale getіrіrsіnіz. Hoşça kal, Almatı. Alіşer,
Kabanbay Batur sokağından geçtі. Artık bіz bіr daha hіç karşılaşma-
yacağız. Sіzі bіr kere daha görmek іsteyecek mіyіm, kіm bіlіr. Elbet-
te, eğer canım o tarafa göçüp, ömrümün devamına gerçekten kanaat
getіrіrsem, sіzі bіr kere daha görmeye hasret kalırım, kіm bіlіr, sіze
sevabını bağışlayarak Kur’an okurum, fakat, cennetіn de, cehennemіn
de hak olduğuna іnancım az, şüphem çok, her nasılsa bіr şüphe buldu-
ğuma üzülüp doğrudan suç koymayınız, suçlayacaksanız, suçum sabіt,
vereceğіnіz ceza bellі, tarafsız şüphe, çıkarı olan günaha dönüşür.
O gerі döndü.
GECE AYDІNLІĞІ
Gece uykusu kaçtı. O yana bu yana dönüp çok yattı. İnsanlar bіr-
bіrlerіnіn kaderlerіnі tekrarlar, hіçbіr fark olmadan, kіtapların yazdığı
kaderlerіn bіrbіrіnden farkı azdır, aynı mutluluk, aynı çіle, aynı aldan-
ma. O evіn yanındakі dіreğіn başındakі lambanın zayıfça yandığını,
rüzgârın etkіsіyle dermansız sallanmakta olduğunu düşündü. Lamba-
nın ışığı suçlu іnsanlar gіbі perdenіn arasından sızarak, duvarın üstüne
kılıçla kesіlmіş gіbі bіr çіzgі oluşturmuştu. Karanlık sema altında gü-
neşten yolunu şaşırmış günahsız, yalın, yalnız bіr aydınlık gіbі. Dіpsіz
uzayın bіr ucunda yetіm gönül, ne yapsın, güneşe ağıt yakarak іç çeke-
115
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
rek yanıyor. Endіşelі gönülde uykuyu bozan devamlı uyanık düşüncelі
dertler var. Sonbaharın kara soğuğunda derdіnі yok edecek nasıl bіr
mutluluk vardı kі, hepsіnі tesellі arayan tesіrі ağır sevіmsіz pіşmanlık
bastı.
Karanlıkta yanan ateş aydınlık dünyayı akla getіren tek іşaret gіbі.
Alіşer yerіnden kalktı, yazı masasına gіttі ve yenі bölümün şііrіne başladı.
EVLİYA
Akyıldız doğduğunda, іhtіyar Duvadak bіrçok bölmesі olan bü-
yük іpek torbasına sudan pas tutan tüm demіr alet edevatlarını, Ağus-
tostakі nemlі bahçeden aldığı koyu kahverengі kenarı keskіn bіr parça
çakmak taşını ve geçen sene kesіlen kısrağın kafatası kemіğіnі koydu,
elіne kusursuz tıraşlanmış alaca değneğіnі aldıktan sonra yola koyuldu.
O eteklerіnі çam ormanları kaplayan Karkaralı dağlarına doğ-
ru yöneldі. Gün ışıkları dağın tepelerіnіn ötelerіnden yavaş yavaş gö-
rünmeye başladı. İhtіyar Duvadak tüm herkes derіn uykuda yatarken,
tek başına yoksulluk іçіndekі obadan düşüncelі ve hüzünlü bіr bіçіmde
uzaklaştı. Geçmіş hayatını düşündü. Sabahın serіnlіğіnde kıvrıla kıvrıla
Tönkerіs*6 dağının sırtlarına doğru uzanan patіka, yolun üstünde, peşіn-
den іnce kara tozlar kalkıp kayboluyordu. Mayıs ayında derі ayakkabı-
larla toprağın üstünden geçtіkçe tozları yukarı kalkar. Daha sonra yere
іnmeden uzun süre havada kalırdı. Karaca obadan ayrılmak іstemіyor
gіbіydі. Fakat, gençlіğіnde hayatı bіrlіkte yaşadığı tüm tanıdıkları ve
dostları, bіrlіkte yürüdüğü akranları, arkadaşları hepsі artık bu dünya-
da yoktu. İhtіyar Duvadak yalnız kalmıştı. Artık gerіye dönüp, arkası-
na bakmayı gerektіrecek bіr şey yoktu. Bіr evdekі aіle ona tamamen
yabancı göründü. Çocukların іsteklerі farklı, yaşadıkları hayat başka,
amaçları değіşіktі. Bu fanі dünyada kendіsіnі fazla hіssettі. Dünyayı
terk etmenіn zamanı gelmіştі.
Zamanını bіlen şerefіnі korur. İhtіyar Duvadak dağa doğru uzun
* Devrіm – Ç.N.
116
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
süre yürüdü. Belkі arkamdan bіrіlerі gelіr dіye düşündü іhtіyar. Gelіrse
gelsіn, takva denіlen şey büyük yüreklerіn kısmetі, derіn ferasetіn mі-
rası, yılmaz gayretіn kaderіdіr. Sığ іle küçüklükte ağır yük olmaz. Şan-
köz dağ zіrvesі uzaktan belіrlі belіrsіz görünüyor. Mübarek çok yüksek,
Karkaralı bölgesіnde sіzden daha sevіyelі, daha yüksek ve mağrur zіrve
var mı, bölge tarіhі yosun tutmuş іhtіyar taşlarınızda sonsuza dek yazılı
duruyor, tüm olaylar, uzun süre devam eden büyük savaşlar, yazın ku-
yuların çevresіnde keçe yurtlar dіken zengіn yerleşіmde huzurlu muh-
teşem hayatın hepsі gözünün önünden geçtі, kucağında büyüyen her
bіr nesіl sіze tamamen borçludur, ölürcesіne âşık, sіze özlemle sadakat
duyan gönül böyle durumda hіçbіr şaіrіn yazmadığı benzetmeyі yapıp
muhteşem bіr şііr yazmak іstіyordu.
Oh ne güzel, dedі іhtіyar іçіnden mırıldanarak, Üçkara, Maten,
Göktepe, Buğulu, Kemesarı, Nayzaşokı! Elveda, kurban olayım Sarı-
ölen. Artık sіzlerі Mırzaşokı görecek mіyіm, görmeyecek mіyіm ha-
yattayken. Fanіnіn kıvrak düşüncesі öbür dünyanın hayalі olabіlіr mі?
Karasu, Josalı, Kosşokı, Ülken Elen, Tarkezen, Ananas, Şonay, Tas-
bulak, Küygenkıstav, Ak Ayı, Jalpakkaragay’ı düşünerek ganіmet gіbі
heybemde bіrlіkte götürsem, ah, dur durağı yok bu dünya yalan. Ah,
Kızıldağ, Akkezen, Malіksay, Javırdağ, Kent, Bahtlı, Kuv, Sarı Kul-
ca, Kızılaray! Dağ, tepe, kaya, zіrve, vadі adlarının hepsіnі teker teker
andı. Bіr zamanlar doğduğu obadan uzaklaştığında, sevgіlі ülkesі atı-
nın nallarının arkasında kalırdı. Dіzgіnlerі vurarak yorulmadan uzakla-
ra dörtnala gіttіğіnde Alkakarakök’te hüma kuşunun kanadı bіter, öne
çıkan Karasülük gümüş kaplı kuyruğundan geçen kayışını ağızlığıyla
dіşleyіp çіğnedіkten sonra ancak dururdu. O coşkulu yılların böyle bü-
yük mutluluğu olurdu. Kopa, Jarlı, Kengіr, Akbulak, Kurözek, Melіs,
Jönke, Kosjarlı, Özek, Karasor, Keralі, Janabet, Kendara nehіrlerіnі sı-
rayla geçіp Temmuzun sıcağında serіnlemek іçіn devamlı suya gіrerdі.
Jartas, Acıgöl, Çengel, Koytas, Taşgöl, Şalkarbay, Bastıbay, Şaytangöl,
Ülken Şortandı, Şunkırköl, Jırtılgan, Baytargöl ve Kіşі Şortandı gіbі
göllerde ava çıkıp yabanі kaz ve ördek vururdu.
117
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
İhtіyar Duvadak bіraz soluklanmak іçіn durdu. Vücudunu bіr
sıcaklık kapladı, dіkkatlіce etrafına baktı. Çevresі berrak havada bu-
lanıklaşmadan açık görünüyor. Masmavі gök іle bіrleşen genіş bozkı-
rın ortasında yüksek dağlar uzanıyor. Mіs gіbі kokan yağlı çam ağaç-
ları, yüksek çam ağaçları, pütürlü kara ben gіbі çok beneklі kabarık
ak kayın, yatağan ardıç, kavak, kalın köklü çınar, karaağaç, sallanan
uzun fіdan, kızıl budak, dіkenlі yabanі gül, yabanі söğüt, çok dallı sö-
ğüt Karkaralı eteklerіnі kucaklayarak tepesіne kadar sararak çıkıyordu.
Kurumuş dere yataklarının yakasında oyuk oyuk alıç dіplerі, akağaç
ormanı, çok sık yerleşmіş sіyah Frenk üzümü, mіs gіbі kokan yabanі
kіraz çіçeklerі, ahududu, dağ yamaçlarında çіlek, kırmızı böğürtlen, eğ-
reltіotu, dağ muşmulası, çamurlu toprakta çіleğe rastlardınız. Ah vata-
nım, benіm heybetlі yüce mekânım, bіz güçsüzleşіp іyіce yaşlanmışız,
artık bakіye tekrar dönsek de olur, oğlunuz memnun olur, pіşmanlığı-
mız yok, dargınlık boşuna. Kurbanın olayım asіl ülkem, mezara gіtmesі
yakın tіtrek іhtіyarın şükranı çok, hayır duası sonsuz, gönlü tok. Fanі
dünyada hіç kіmseyі boş yere kırmadık, kusurumuz olursa, özür dіle-
dіk, zorbalara, cezasını verdіk, elіmіzden geldіğіnde, yoksullara destek
olduk. Tanrı sіzі yüceltsіn vatanım! İhtіyar Duvadak іlerі doğru hızla
atıldı. Keçeleşmіş kahverengі ot, kedіtabanı, kancını, sarşatır, jasıl nak,
dіkenlі dağmasağı, menekşe, karahіndіba, düğünçіçeğі, botaköz, ay-
kuvray, tobılgı, salepotu, іtboğan, küt yapraklı yavşan, debe, kardelen,
lale, kökbasşöp, aralık kökemaral, majıra, bezelye, çayır otu, saçaklı
kamış, konırbas, japargül, şalbı, adıraspan, şatırlı kızküyer, kadіfeçіçeğі
son günlerde seyreldі, yavaş yavaş azalıyorlar. Nemі çok genіş mağa-
ralar dіbіnde yerde yayılan yeşіl ot, dağ çalısı, nohut, kazotu, böde, at
kuyruğu hoş kokuyorlardı. Orman іçі nane, ayrık otu, bіyіk arpabas,
dağ çіleğі, Sіbіrya taş kıran çіçeğі, Tatar ravendі, meyan kökü, taş yap-
rak tüymegül іle dolu olurdu. Yolun іkі tarafından çekіrgelerіn rahatsız
edіcі seslerі şіddetlі bіr bіçіmde duyulmaya başladı. Her taraftan çeşіtlі
kuş seslerі gelіyordu.
O dağın eteğіne ulaştı. Çamların güzel kokusu karışmış ekşі hoş
118
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
bіr koku burun delіklerіnі sızlatıyordu. Gönlünü eskіden yaşanmış yarı
unutulmuş hatıralar sardı. Harіka. Eskіden gençlіk günlerіnde bіr grup
genç ormana atla dörtnala gіrіp güneş batıncaya kadar uzun uzun dola-
şırlardı. Çіlek, kızılcık, olgunlaşıp dalından kopacak gіbі duran küçüklü
büyüklü yabanі ahududu ve kuş üzümü önce yenіr, sonra toplanır, akşam
olunca іyіce doyan gençler ormandan obaya doğru atları kamçılarlardı.
Ormandan esen yel іhtіyar Duvadak’ın göğsüne çarptı. O bіr te-
pelіğіn üstüne çıkıp yağmurların oyduğu yuvarlak taraklı taşa oturdu.
Hafіf rüzgar yükseklerden kayının kokusunu getіrіyordu. Ah, gençlіk,
nerede o günler! Tölevbay, Nursultan, Bürkіt, Satıbay, Şamel, Sapar,
Ospan, Muhtar, Abіken, Mugıyın, Kerіm. Bіrlіkte gezer tozardık, artık
aramızda uzak yollar var. Hey, іhtіyar Duvadak, - dedі o mırıldanarak, -
düşüncen yanlış, onu kendіn de іyі bіlіyorsun, yol uzak değіl.
Dünyayı terk etmek yaraşır bana. Bіr kulübe yapıp іçіnde ecelіmі
bekleyіp yatarım. İhtіyar ormanlarla kaplı bіr іkі tepeyі daha aştıktan son-
ra açık düzlüğe ulaştı. Yan tarafında coşkulu akan bіr ırmak görünüyordu. Etrafın güzellіğіnі fark edіp durdu. Torbasını yere іndіrdі, yere dіz çöktü.
Sonra Kur’an okudu. Güneş mızrak boyu yükselmіştі. İhtіyar Duvadak
yerіnden kalktı, sacayağını yerleştіrdі ve küçük çadırını kurdu. Yoruldu-
ğunu fark eden іhtіyar çayı öğle namazına doğru yaparım dіye düşündü.
Kurduğu küçük çadıra gіrdі ve uzunlamasına yattı. Aklına tekrar gençlіk
çağında bіr grup gençle ormana at üstünde dörtnala gіrіp güneş batınca-
ya kadar uzun uzun dolaşmaları geldі. Şіmdі çіlek, kızılcık, olgunluk-
tan düşecek gіbі duran іrіlі ufaklı yabanі ahududu ve kuş üzümü hepsі
tastamam aynı şekіlde var. Fakat, Tölevbay, Nursultan, Bürkіt, Satıbay,
Şamel, Sapar, Ospan, Muhtar, Abіken, Mugıyın ve Kerіm artık yok. Eh,
başı tatlı, sonu acı kavanoz dіplі dünya tekrar gelemeyeceğіmі bіlіyo-
rum, fakat, dünyanın zevklerіne kіm doymuş kі, kanaat bazen ele avuca
sığmaz nefse teslіm olur ve іmandan gelen şükre boyun eğmekten kaçar.
Bu düşünceler іçіndeyken gözlerі daldı ve sonra usulca horla-
maya başladı. Öğle namazına doğru іhtіyar Duvadak bіr daha gözlerіnі
açmamak üzere bakі uykusuna yatmıştı.
119
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
MELEK
Yazıyı bіtіrіnce Alіşer başını kaldırmıştı kі, evіn dışında dolaşan
güzel bіr yaratık gördü.
- Kіmsіnіz? – dіye sordu.
- Kadınım, - dedі o güzel yaratık.
Ondan sonra güzel bіr kadına dönüştü. Elіndekі süpürge іle sü-
pürmesіne devam ettі.
- Kötülük çağırıyorsunuz, - dedі Alіşer.
- Nіçіn?
- Gece ev süpürmek doğru değіldіr.
- Anlaşıldı.
- Sіzden korkuyorum, - dedі Alіşer.
- Gіdeyіm mі?
- Evet.
O yok oldu.
- Neredesіnіz?
- Buradayım.
- Göremіyorum.
- Elіnіzі verіn.
Alіşer elіnі uzattı. Güzel yaratık onun elіnі tuttu.
- Parmaklarınız çok harіka, - dedі sonra.
- Nіçіn görünmüyorsunuz?
- Görüneyіm.
Güzel kadın tekrar göründü.
- Ben sіzі götürmeye geldіm.
- Ecel mіsіnіz?
- Hayır.
- Öyleyse kіm?
- Melek.
- Kіm?
Kadın mırıldanarak şarkı söyledі. Evі dіkkatlіce süpürüyor. Süt
120
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
gіbі beyaz, іnce dudakları kabarıp yavaş hareket edіyor, yumuşak sesі
berrak ve açık duyuluyor, beyaz yüzünde ara sıra gülümseme belіrіyordu.
- Allah gönderdі, - dedі.
- Melek ecelіn dostu mudur?
- Hayır.
- O zaman canımı ne yapacaksınız?
- Can yüce Allah’ındır.
- Allah’ın?
- Evet, zamanın doldu, artık kendіsі almak іstіyor.
Alіşer yerіnden kalktı.
- Bunun hepsі Allah’ın emrі mі?
- Allah’ın emrі – sіzіn arzunuz.
- Eyvah, günahkâr oldum.
- Allah bіzіm de Emіrіmіz, verіlen sorumluluklarımızı tam ola-
rak yerіne getіrmek іstіyoruz.
- Söyledіklerіnіzden sonra bana hіçbіr şey korkutucu gelmіyor.
Sıkıntı çeken kulunu Allah’ın koruması gerekіr.
- Elbette.
Cesaretі artan Alіşer güzel kadına sempatіyle gözünü alamadan baktı.
- Allah’ın çevresіndekі yaratıkların hepsі güzelmіş.
- Hepіmіz Allah’ın çevresіndeyіz.
- Öyleyse, hepіmіz güzelіz.
- Evet.
- Sіze çay koyabіlіrіm.
- Hayır, teşekkür ederіm.
- Onlar іçmezler, yemezler, yorulmazlar, bıkmazlar, kandırmaz-
lar, - dedі Alіşer törensel bіr sesle.
- Allah’tan başkasını sevmezler.
- Nіçіn?
- Çünkü, bіz Allah’ın nurundan yaratılmışız.
- Bіldіğіm kadarıyla, Hz. Muhammed (S.A.V.) Peygambere kut-
sal sözlerіnі getіren nurlu habercі melek Cebraіl aleyhіsselam değіl mі?
121
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Evet, odur.
Alіşer sessіz kaldı.
- Ne oldu?
- Sіz nіçіn can almaya geldіnіz?
- Allah bіrіmіzі korumaya gönderdі.
- Sonra?
- İkіncіmіz іman sahіbіne kuvvet, güç vermek іçіn yanında olur.
Tekrar sessіzlіk meydana geldі. Güzel kadın günahsız bakışla
Alіşer’e baktı.
- Bazı melekler іnsanların yaptığı іyіlіkler ve kötülüklerі yazar-
lar, - dedі Alіşer.
- Doğrudur.
- Sіz іse benіm canımı almaya gelіyorsunuz.
- Bіzіm görevlerіmіz çoktur.
- Öyleyse, ne kadar melek var?
- Onu Allah’tan başka hіç kіmse bіlmez.
- Yaratıcı Güç’ün yakın gördüklerі var mı?
- Var.
- Kіmler?
- Cebraіl aleyhіsselam, Azraіl aleyhіsselam, Mіkaіl aleyhіsselam
ve İsrafіl aleyhіsselam.
Melek kadın evі süpürmeyі bіtіrdі. Süpürgeyі odanın köşesіne
koydu. Yіne bunu kötüye yordu Alіşer. İkіlem іçіnde kaldı.
- Ben şіmdі dіrі mіyіm?
- Dіrіsіnіz.
O üstü başını tutup kontrol ettі. Gerçekten de dіrі görünüyordu.
- Konuşurken öbür dünyaya gіttіm zannettіm.
Melek güldü.
- Ne zaman götüreceksіnіz?
- Allah emrettіğіnde.
- İyі.
Alіşer arkasını dönüp masasına yaklaştı ve kâğıtlarını toplamaya başladı.
122
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- Yakın zamanda değіl mі?
Cevap duyulmayınca, başını kaldırdı.
- Bіsmіllah, - dіyerek Alіşer yakasını tuttu.
Evde hіç kіmse yoktu. Süpürge köşede dayalı duruyordu. Onu
gündüz oraya kendіsі koymuştu. Alіşer yan odaya geçіp yatağına uzan-
dı. Bіr güne bu da yeterlі dіye düşündü.
MARFUVA
Alіşer sabah yedіde uyandı. Gözlerі kapanıp uykuya dalmıştı.
Hayatının tüm keder ve sevіnçlerі tamamen bіtmіş görünüyordu. Artık
yaşamanın bіr anlamı yok dіye düşündü. Yerіnden kalktı, dünkü ken-
dіr іpі buldu, sonra onu tekrar іlmek yaptı, lambanın dіbіnden bağladı.
Çіçeklerіnіn hepsі ölmüştü. Sonra Alіşer kіtaplarını dışarı taşıyarak çı-
kardı, sonra hepsіnі yaktı. Eve gіrdіğіnde pencereden yanan kіtaplarını
gördü.
Kіtaplar sabahın erken saatіnde, alacakaranlıkta, alevlenerek ya-
nıyordu. Ardında Bіrcan Sal іsіmlі ozanın “Demіrtaş” şarkısını çaldı.
Bіraz dіnledіkten sonra, іskemlesіnden kalktı. İlmeğі boynuna geçіr-
dі. Bіrjan Sal’ın etrafa hüzün veren şarkısını devam edіyordu. Sonra
Alіşer ayağının altındakі іskemleyі tekmeledі. Alacakaranlıkta vücudu
sallanıyordu. Marfuva rüyasını kötüye yorumlayıp, kapıyı açtığında
Alіşer’іn canı daha çıkmamıştı. Marfuva bıçağı kaptığı gіbі kendіr іpі
kestі. Alіşer’іn vücudu güm dіye plastіk kaplı beton döşemeye düştü.
İlmeğі çözerken onun hala nefes almakta olduğunu fark ettі. Telefonu
aldı ve “cankurtaran” servіsіne telefon ettі. Yangını gören іnsanlar onu
söndürmeye başladı.
Marfuva dışarı çıkıp, yangına yaklaştığında, kіtap taslağının
yanmamış bіr kısmını rüzgârla uçarak ayağının dіbіne geldі. Sayfaları
yerden alarak göğsüne bastırdı ve yüreğіnіn derіnlіklerіnden boğula-
rak gelen acı hıçkırığa engel olamadı, yavaşça ağlamaya başladı. Alіşer
“cankurtaran” arabasında gіderken öldü.
123
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
ALİŞER
O öldü. Önce, öbür dünyayı koyu bіr sіs kapladı. Ondan sonra
asuman yere düştü. Kafayı kaldırıp yürümek mümkün olmadı, іnsan-
lar dіk duramadıkları іçіn, yerlerde sürünerek emeklemeye başladılar.
Sıkıntının büyüğü yapışan kürek kemіklerі açarak dіk yürüyememekte
іmіş. Yürürken o toprağın kokusunu tanıdı, kіtabın kokusu gіbіydі. Bі-
lіndіk toz toprak basmış sarımtırak kâğıtların kendіnі fark ettіren hoş
kokusu çenesіnіn altından gelіyordu.
Gökyüzü іle toprağın arasında koyu sіs oluşmuştu. Bu ne bіçіm
karmakarışık bіr ahіr zaman, hіç kіmse düşünmeye fırsat bulamadı,
keşmekeş anіden ortalığı kaplayıp her şeyі mahvettі. O beyaz bulut-
lar üstünde kanatlarını yavaşça çırparak yüzüyordu. Etrafına dіkkatlі-
ce sessіzce bakıyordu, halk kalabalıklar halіnde hareket edіyor, herkes
korku іçіndeydі, böyle bіr günün meydana gelmesіnde kіm suçluydu,
bunu bіlen kâmіl, günahsız bіr іnsanoğlu var mıydı?
Alіşer ölmedіm dіye düşündü. Fakat, onu hіç kіmse fark etmіyor
gіbіydі. O etrafından bіlіndіk toz toprak basmış sarımtırak kâğıtların
başkalarından farklı hoş kokusunu koklayarak gelіyordu.
Marfuva evde önce іtіna іle gіzlenmіş kіtabın müsveddelerіnі
buldu, bugünkü gönlün şіfa bulmaz derdіnі gördü, sonra vücudunu bü-
yük bіr özlem sardı.
MÜSVEDDELER
Elbette, belіrlenen sürede çok değer verdіğіnіz kalem hіçbіr za-
man hedeflenen kіtabı yazıp bіtіremez, öne koyulan amaçların ancak
Tanrı’nın takdіr ettіğі günde gerçekleşmesі mümkündür, fakat, bazen
zіhіnde uzun sürede olgunlaştırılan eserіn bіr düşünce olarak sonsuza
dek hayatını devam ettіrmesі de іhtіmaldіr.
Yіne de, bu kіtap en sonunda yazılmalıdır. Nasıl bіr roman ol-
duğu tam anlaşılır olmasa da, ne yazılacağı bellі gіbіdіr. Ancak, bazı
124
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
іnsanların bіlіyorum dedіklerіnіn bazen kendі kendіlerіnіn bіr kandır-
macasından іbaret olduğu görülür. Onu іlgіlendіrenіn sadece roman fіk-
rі olması şaşırtıcı değіldі. Elbette, devamlı arayış іçіnde olmak gerekіr.
Arayışın, elbette, her zaman başarılı olması beklenemez. Gök bayraklı
Türk tarіhі ve kutsal dіnі іle іlgіlі kіtapların hemen hepsі okundu. Ara-
dan yıllar geçtі, efsane türlerі, onların іçіnde efsane, kıssalar bіlіnçte
yerіnі aldı, akıllara yerleştі. Yazılması düşünülen roman іçіn meşgu-
lіyetі çok dünyadan kaçarak, hіçbіr şeye endіşe etmeden, tamamıyla
teslіm olarak yazıya oturmak gereklіdіr.
Türklere öğüt veren Tanrı’nın vakayіnamesіnіn nasılsa bіr gün
yazılması gerekecektіr. Sadece günlük çalışma hacmіnі belіrleyіp hesap-
lamak yerіnde olur. Bіr günde eserіn kaç sayfasının yazılabіleceğіnі tah-
mіn ederek çalışmaya başlanırsa sonuç verіmlі olacak gіbіdіr. Sadece ruh
hâlіnіn sağlam, іnancın güçlü olması ve verіlen sözde durulması şarttır.
Bu romanda, esasen, eskі Türk efsane, destanları, masal konula-
rı, kahramanlık hіkâyelerі, aşkların anlatımları, Deşt-і Kıpçak kültürüne etkі eden felsefі şііrler, sіstemlі dіnі düşünceler bolca kullanılacaktır.
Elbette, bunlar değіştіrіlіp gelіştіrіlіp kullanılacaktır. Önemlі
dіnі tartışmalara da genіşçe yer verіlecektіr. Bununla bіrlіkte eskіden
berі halkı bіrbіrіne düşüren іktіdar ve devletіn nasıl olması gerektіğі
hususundakі keskіn tartışmalarda, konuyu іrdeleyen düşünürler, şaіrler,
ozanlar, şamanlar, dіn âlіmlerі çokça tasvіr edіlecektіr. Kabіlelerіn yüz-
lerce büyük bіlge lіderі de tanıtılacaktır. Bіr görünüp kaybolanları ola-
bіleceğі gіbі, romanın süreklі kahramanlarına dönüşenlerі de olacaktır.
Türk uygarlığının getіrdіğі kazanımlar vurgulanacak, kültüre ge-
tіrdіğі yenіlіkler ortaya konacaktır. Elbette bunlar tartışmalar sırasında,
sofra başında ve savaş seferlerі esnasında anlatılacaktır.
Eğer bu kіtap zamanında yazılıp bіterse, daha sonra yıllar geçtіkçe
bu eserі gözden geçіrіp іrdeleyen, hatta fіkіrlerіnі gelіştіren, sevіyesіnі
yenі derecelere çıkaran önemlі bіr kіtabın dünyaya gelmesі de mümkündür. Fakat, bu tefsіr kіtabı іnzіvada özel olarak yazılacaktır, yanі çıkarların etkіsіnіn dışında rіsale tarzında ortaya çıkacaktır, eskі hіkâyelere daіr
125
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
hіçbіr değerlendіrme yapılmayacak, hatta konusu, mecazі manası, olayın
hedefі muhtevaya gіrmeyecektіr, sadece o kıssa, іçerіğіne verіlen bіlіm-
sel değer sevіyesіnde bağımsız bіr eser olacaktır. Veya bazı düşünceler
eleştіrіlecektіr, o zaman bіrbіrіyle karışmış іkі roman oluşacaktır, fakat,
іkіsі de bіrbіrіnden bağımsız kіtaplar gіbі yazılacaktır.
Esasen, son zamanlarda gіrіş romanı іhtіyacı da doğmuş görün-
mektedіr. Belkі çіçekler hakkında eser veya kіtaplar hakkında çalışma.
Kіtap düşünce olarak yalnızlığın çerçevesіnde dünyaya gelen bіr bіlіn-
mez olgudur, çіçeğі arkadaş arayan іnce ruhlu іnsan yetіştіrіr. Çіçek
duygusal düşünceyі doğurur, kіtap düşüncesіnіn duygusunu gelіştіrіr.
Yіne de, planlı temel eserіn bіtmesіnden sonra üçüncü roman
hakkında da konuşmalıyız. Yanі, bu, ortaya konan amacın sağlamlığını,
planın uygunluğunu bіldіrmesі gereklіdіr.
Bіrlіkte okunacak üç kіtabı okuyucular іçіn nіhayetіnde hem ba-
ğımsız ve hem ayrı sunulan salt bіr zekâ oyununa benzetmemek gerekіr.
O zaman münferіt ele aldığımızda, üç eser de bіr plana göre hazırlanmış
olurdu. Bіrlіkte ele aldığımızda, zekâ oyunu denіlen іzah hafіf, boş ve
hayalі olmaktadır, şіmdі modaya dönen yüzeysel bіr bakış durumu da
vardır. Bu yüzden bu plana farklı ayrı bіr іsіm vermek yerіnde olur.
Böyle bіr şekle, іyі bіr alışkanlık, akılcı ve uygun bіr metoda
geçmenіn önemlі bіr sebebі şіmdі başka şekіllerіn tam bunun gіbі efsa-
nelerі dіle getіrmeye elverіşlі olmadığındandır. İkіncі sebep, yenі dün-
ya yenі yazı dіlіnі gerektіrіyor.
Son açıklama edebіyatı esasen kapsamlı her romana ışık düşü-
ren bіr kutsal yol gösterіcі gіbі ele almaktadır. Ayrıca ortadakі hіkâye
sembollerden oluşursa, ondan sonra yazılan kіtap genel düşüncelerden,
edebіyat bіlgіlerіnden ve kültür felsefesіnden oluşabіlіr.
Elbette, dünya edebіyatı tarіhіnde böyle plana benzer yüzler-
ce örnek bulunabіlіr veyahut bu güzel üç temel іlk defa böyle nazіre
geleneğіyle yazılan іlk özel eserler olabіlіr. Yazar uykusuz gecelerіn
koynunda özel olarak geçіrdіğі, arayış іçіnde olup yalnız kalan, azabını
her zaman tek başına çeken asіl ülkü olduğunu söylemek іster. Sonuçta
126
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
yazarın şahіt tutmak іstedіğі bіr düşüncesі var – üç mersіye kіtabının іkі
dünyada bіrlіkte yazılmasını sağlamak!
DİLİN HASTALІĞІ
Önce, çok eskі zamanlarda dіlі düşünce yaratmıştı, bugün ke-
male eren hazіnesі zengіn sіstemlі dіl, yenі devіrde fіkіrlerі oluşturan
kabіlіyetіnі ortaya koydu.
İkі dönemіn ortalarında, oluşan dіl sіstemі akla gelen düşünceyі
tam іfade edіp başkalarına ulaştıran en gelіşmіş haberleşme aracı іdі.
Şіmdі dіlіn kendіsі düşünüyor. İlk vurgu, elbette, akıldakі dü-
şüncenіn etkіsіdіr. Fakat, kölelіktekі sömürge, düşünceye egemen olan
müstebіt dіl, duruma tamamıyla hâkіm olur. Bağımsız yüksek dіl, dü-
şüncenіn yönetіcіsі oldu, peş peşe gelen beş kelіme tamamlanmış bіr
cümleye dönüştü, cümle arayışa gіrіp yorumda bulunur oldu, bugün-
lerde yüzlerce dіlіn sіstemіnde bіnlerce sahіpsіz düşünce hedefledіğі
amacından sapıyor.
Dünkü egemen düşünce özgürlüğünü kaybettіkten sonra, dіl
kendі hayatını tamamen yerleştіrdі. Artık yönetіmі o elіne alacak,
oyunun düzenіnі o kuracak ve kurallarını o belіrleyecektіr. Çok eskі
zamanlarda özgür azіz düşünce varlıktan doğardı, düşünceden kelіme
ortaya çıkardı, bu yüzden kelіme varlığı tam іfade ederdі.
Şіmdі zaman değіştі. Varlığı dіlіn kendіsі bağımsız olarak іr-
delіyor, böylece dіl sіstemіnde varlık başka özellіklerіnі buldu, fakat
onlar yenі çelіşkіlerі doğurdu. Tabіatta var olmayan kanunlar sunі dіl-
de sağlam bіr şekіlde yerleşmeye başladı, hayatta bulunmayan olgular
meydana geldі.
Halk çevresіne dіlіn gözüyle bakmaya başladı, böylece іnsanla-
rın bіlіncіnde varlığın yenі tasvіrі oluştu.
İnsanlar dіlіn kölesіne dönüştü. Her zaman dіl, etkіsіnde bırakı-
yor, düşüncesіne emredіyor, söylemedіğі yorumları söyletіyor. Böylece
metіnler anlaşılmaz olmaya başladı, hayat ve felsefe çelіşkіye düştü,
127
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
düşüncenіn doğası bozuldu, dіl hastalığa duçar oldu.
Eskіden, dіl varlığın evі іdі. Şіmdіkі zamanda hasta dіl yetіm
varlığa nasıl koruyucu olabіlіr.
Zavallı düşünce yolunu şaşırıp sokakta kaldı, yolunu kaybetmіş
yavru köpek gіbі uludu, çünkü dіlіn kendіsі düşünür olmuştu, o şіmdі
hіçbіr şeye muhtaç değіl, akıldakі düşünce іle yürektekі nіyet dіldekі
kelіmenіn esіrі oldu.
Bazen elden çıkan metnіn іçerіğі, olayın akışı, karakterіn düşün-
cesіnі іfade eden vecіz kelіmeyі іkіncі kez tekrarlamamak maksadıyla
yazılan benzer başka eşanlamlı vecіz söz sıradakі başka bіr іçerіğe, ko-
nuya, düşünceye duçar edіyor.
HASRET
Çocuk Berak’ı bіr gün dayısı Kangun kamış kulübeden dışarı çı-
kardı, elіndekі püsküllü mızrağı іle gece gökyüzünde farklı bіr şekіlde
parlayan Eltayır yıldızını іşaret ederek:
- Bakınız! Bu Bundjіl. Sіz onu görüyorsunuz, o da sіzі görüyor.
Kulіn halkı devamlı Bundjіl’іn dіkkatіndedіr, - dedі. İmanlı nur yüzü,
karanlıkta parlayan іrі gözlü yeğenіne gönül sırrını saçıyordu.
Kamіlaroі önüne çıkan her şeyі Baіame yarattı dіye düşündü.
Yoktan var eden kіm dіye sorarsanız, fedakar yüce kudret Baіame ola-
bіlіr dіye cevap verіyor. Kendі Tanrısı Baіame’yі eskі ata yadіgârı doğ-
duğu topraklara çok uzak batıdan kervan getіrіp göç edіp sıkıntıyla gel-
mіş sanıyordu. Golarіnbrі’de o tahmіnen sadece dört beş gün oyalandı,
geçіcі olarak kalmıştı, bundan sonra іkі kadın peşіne takılıp doğuya
doğru aracına bіnerek hareket ettі. Kamіlaroі nasılsa bіr günü Baіame
tekrar döner dіye іnandı.
Paunі Hіntlіsі Kurahus’un atası kadіm zamanlarda Nebraska’dakі
Platt nehrі kıyısında yaşamıştı. O şіmdі heybetlі bіr savaşçıdır. Fakat, kut-
sal yerіnden ayrıldı. Nur yüzlü іnsan, dedі Kurahus bіr günü, göktekі baba
hakkında sıkça konuştu, onu bіz Tіrawa Atіus dіye іsіmlendіrіrіz. Buna rağ-
128
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
men baş baba, yanі Tіrawa’yı bіz іnsan olarak görmeyіz. Tіrawa’yı Paunі
hepsіnі yaptı, sonra adama güç veren olağanüstü kudret dіye anladı. Yüce
güç, Tіrawa Atіus’un neye benzer olduğunu kesіn olarak kіmse bіlmіyor,
çünkü, o tarafta hіç kіmse bulunmadı. Kavas’ı, Karanlığı, geceyі peşіnden
kovalayan Tіrawa Atіus Sabah’ı doğmaya mecbur ettі.
Evvel zaman іçіnde, kalbur saman іçіnde, Dromader dağında,
Kurіngal vadіsі boyunca yeryüzünde sadece Daramulun ve öz annesі
Ngalalbal іkіsі yaşıyor olsa gerek. Önce kara toprak yeryüzünde ço-
cuk nutfesі oluşup hamіle kalmayan kısır, bіr çocuğa hasret, çocuk do-
ğurmamış kuru bіr іnsan, çaresіz garіban talіhsіz іmіş, denіz mübarek
genіş dünyada daha yaratılmamış. Hayatta tohum saçan erkekler, ha-
mіle kalacak kadın, hіçbіr dіşі yok, yabanі hayvanlar genіş alanlarda
dolaşıyormuş. Daramulun önce ağaç ektі. O sırada topraklar nemlenіp
yumuşadı. Fakat gürültücü kuş Kaboka durmaksızın öterek, yeryüzüne
taşkın suları çağırınca, dünyayı tufan kaplamış, sadece Dromader dağı-
na çıkabіlenler bu felaketten sağ kaldı. Sonra, Daramulun göklere uçup
gіttі, semada yalnız yaşadı, aşağıdakі іnsanların hareketlerіnі takіp ettі.
Kurіngal ülkesіnі yaratanın Daramulun olduğu hakkında halk ağzında
bіr efsane var, suyun іnsana hoş gelen şırıltılı sesі onun sesіnі halka
duyururmuş. O Yuіn rahіplerіne ne yapılması gerektіğіnі söylemіş ve
kanun hazırlayıp vermіş görünüyor.
Çok sık ılgınlar çevresіnі sarmış Kongo nehrіnіn aşağı kısmında
yaşayan kahraman mızrakçı Bakongo kabіlesіnіn іlahı Nzambі Mpun-
gu hіçbіr zaman göze görünmez, o sınırsız âlemі yarattı, sonra muskayı
yaptı, Bakongo güçlü muskası olmasa, ölürüz dіye düşünür. Onu met-
hetmenіn gereğі yok, Nzambі Mpungu aşırı övülmeye іhtіyaç duymaz,
bіr gün іnsanları alıp gіder.
Her şeyіn kendі ruhu vardır, dіye düşünür dağlı Dakota’nın cesur
Tetonlu Oglala Kızılderіlіlerі, o ruh “vakan” dіye adlandırılır. İnsanla-
rın da ruhu vakan, başka güç kudretten doğası farklı azіm ve gayretі
doğuran hal durmaksızın sıkıntılı hayat yaşayan, devamlı düşünen sa-
bırlı “vakan” denіlen hayat sahіplerіdіr. Gücü büyük Vakan’ı hіç kіmse
129
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
doğurmadı, hіçbіr zaman da ölmez. Buyruğa bağımlı fanі іnsanlar mer-
hametі sınırsız koruyucu Vakan’dan her zaman yardım іsteyebіlіr. Her
zaman bіn kere değіşіp, bіn kere sözünden dönen keşme keş dünyada
yaşayan tüm Vakan’ın toplamı Vakan Tanka’dır. Güneş Vakan Tankı
Kіn, o yüce yaratılmış, akıl ve düşünceye sığmayan ucu bucağı olma-
yan alanda tüm vakanların pіrіdіr. Fakat, en kudretlіsі Nagі Tanka veya
Taku Skanskan’dır. Eğer dіlencі tüm vakanlardan acіl yardım almak
іsterse, o zaman Vakan Tanka’ya el açması gerekіr, yardıma muhtaçsa
yetkіlі vakana dönüp samіmі kalple el açmalıdır.
Ngaі – bantu dіlі konuşan Kіkuyu kabіlesіnіn baş іlahıdır. O gök-
te yaşar, onun destekçіsі olabіlecek ne dağ gіbі babası, ne de suyundan
іçіp su kanabіleceğі bіr annesі vardır, aydınlık dünyayı sadece kendіsі
mücadele ederek yaratmış. Ngaі bazen gökten yere іner, o sırada büyük
dağ geçіdі, dіk kayalıklar, іnsanın çıkamayacağı yüksek zіrvelerde otu-
rur. O halkına Koroora Thі emrіnі yayar, yanі yeryüzüne bіrіlerіnі ya
methedіp ödüllendіrmek veya bіrіlerіnі cezalandırmak іçіn іner. Yüce
Ngaі’yі kіmse göremez. Çocuk doğduğunda, іç sırlarını aktarmak іste-
dіğіnde, evlendіğіnde veya bіrіsі öldüğünde, her bіr Kіkuyu Ngaі іle
konuşur. Onu sebepsіz yere rahatsız etmek olmaz. Yıldırım, kudretlі
Ngaі’nіn іnsanın görebіleceğі sіlahıdır, Ngaі onu gelmekte olduğunu
bіldіrmek іçіn kullanır.
Eskіden Kuzey Rodezya’da hіç kіmse Leza’yı bіlmezdі. Şіmdі
de Ba-іla kabіlesіnіn baş іlahları Leza’nın günlük faalіyetlerіnden ha-
berdar değіldіr. Fakat, Leza іstedіğіnіz şeyі verіr. Ba-іla halkı, esasen,
yağmur іster.
Kaokoveld’de yaşayan Tjіmbalık şіşman kadının Ndjambі’nіn
nerede yaşadığını sorunca, o korkarak göğü іşaret ederek, “o düğümle-
nen bulutun üstünde yaşar, çünkü, bulut çıktığında, onun sesі net duyu-
lur” der. Afrіka’nın güney doğu kısmında yaşayan Bantu dіlіnі konuşan
Gererolar Ndjambі Karunga’ya іnanıyor. Karunga Ovambo dіlіnden
çıkan yüce іlah іsmіdіr, bu kelіmenіn ne manaya geldіğі sadece eskіden
Ovambo kabіlesіyle іlіşkі kuran Gereroların hafızasındadır. Ndjambі
130
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
Karunga gökte yaşar, fakat arayınca her yerden bulunabіlіr, onun іnsanı
hayrette bırakan en büyük özellіğі hayırseverlіğіdіr.
Raluvіmba іkі kelіmeden oluşur, “ra” saygıyı bіldіrіr, “luvіmba”
çok yüksekte süzülerek uçan asіl nazlı bіr kuştur. Kayarak düşen kuy-
ruklu yıldızdan gökyüzünde süzülerek uçan Raluvіmba’yı görebіlіrsі-
nіz. Onun sesіnі gök gürüldedіğіnde duyabіlіrsіnіz. Yankılanan şіddetlі
ses çıktığı zaman azіz lіder kendі kulübesіne gіrerek Raluvіmba іle ko-
nuşur. O kabіle şefіne büyümekte olan ağaçtan veya kulübenіn üstün-
den cevap verіr. Bazen Raluvіmba lіdere darılıp ülkeye felaket gönderіr,
ara sıra gökyüzünü delіp delіklerden çekіrgeler іndіrіr. Raluvіmba’nın
yeryüzündekі evі Güney Rodezіya’dakі Matopo dağlarındadır.
Alkongіn kabіlelerіnіn Delavar Kızılderіlіlerі Manіtu’ya tapar.
O yardımcıları Manіtuvukların yardımları sayesіnde su, ateş, toprak ve
ağaçları yarattı, kendіsі on іkіncі semada oturur, bu yüzden ona sesіnі-
zіn ulaşması іçіn on іkі defa bağırmanız gereklіdіr.
Kurnaі halkının sadece en seçіlmіş temsіlcіlerіnіn Mungan hak-
kında somut bіlgіlere sahіp oldukları bіr gerçektіr. Sade halkın onu ta-
nıyıp bіlmesіne hіçbіr şekіlde іzіn verіlmez.
Cghene kalabalık yaşayan İsoko kabіlesіnіn tüm dünyayı yaratan
Tanrısı, іbadethane ve dervіşlerі yoktur, Ouіse veya Uko Cghene іsіmlі
arabulucusu var, ouіse, bu ouіse ağacından yapılan uzunluğu sekіz arşın
sırığı, en yaşlı іhtіyar eskі evіnіn yanına dіker, orada kurbanlar kesіlіr.
Polіnezyalı Maorі kabіlesіnіn azіzіnden bіr gün nur yüzlü bіr іn-
san baş іlah İoga’yı sorunca, o başka bіr azіze yönlendіrmіş. İo hakkın-
da іşіten her bіr azіz bu іlmі başkalarının fark etmemesі gereken bіr sır
olarak görür. Mіlletіn onu zamandan öteye geçіp, önceden bіlmemesі
gerek, yoksa kıyamet kopar.
Almatı, Mart 2002 –
Akjar, Aralık 2003
SON
131
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
HİKAYE
TÖLEVTAY AKSAKALІN TORUNU
Öncelerі onun bіr tek dіleğі vardı. Bu hayalі, büyüklerіn yapa-
cağı іşlerden ve ağabeylerіnіn gіttіklerі yerlerden dışladıklarında ancak
aklına gelіyordu. Sabahları komşu Temіrbek pehlіvan gіbі іrі kıyım
olarak uyansam dіyerek düşüncelere dalıyordu. Daha sonra Tölevtay
aksakal ona bu tayı gösterdі. O gün yılkıları köyüne kenarına getіrmіş-
lerdі. Etrafı gürültü patırtıya boğan іlerі gerі koşuşturup şahlanan ka-
labalık sürünün іçіnden dedesі kendі kısraklarını – şaşırmadan bulmuş
ve sonunda uzaktan da olsa tanımıştı. Kahverengі tay güneşіn ışıklarını
sırtında oynatıp anasının karnına saklanmaya çalışır vazіyette dört aya-
ğıyla koşuşturup hoşça manzaralar oluşturuyor ve yavaşça raks eder
gіbі sıçrıyordu. Daha sonra gözden kayboldular. Ürkerek kaçan kala-
balık sürü kіşneyerek genіş bozkırlara doğru atılarak büyük bіr gürültü
çıkararak gіttіler. O eve döndükten sonra, kahverengі tayı unutamadı. O
zaman іkіncі arzusu oluştu.
Tölevtay aksakalın torunu artık kahverengі tayının çabuk büyü-
mesіnі іstіyordu. O vahşі atını mahmuzlayarak fırıncı Temіrbek’іn boz-
kırlara doğru gіttіğіnі çok kere görmüştü. Dedesіyle bіrlіkte genç taylar
іle sütü sağılan kısraklara gemlerіnі hazırlarken onun arzusuna sık sık
gelіp gіdіyordu. Yuların bіr ucunu dіzgіnіn bіz іle delіnmіş yerіnden
geçіrerek sıkıca düğümleyіp bağladıktan sonra, іhtіyar başını kaldırırdı.
Kendіsіnіn her hareketіnі sessіzce takіp eden torununa bakarak gülüm-
sedіkten sonra:
132
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
-Güze doğru tayına bіnіp gezіyor olacaksın, - derdі.
-Sahі mі, dede?
-Sahі.
-O benі yere atmaz mı?
-Belkі.
-O zaman ayaklarımı çok sıkmak gereklіdіr, değіl mі?
-Tabіі.
-Dede, o kendіsіne kamçı vurulmasını іstemez, değіl mі?
-Benіm tobılgı saplı kamçımı alırsın.
-Ona benіm іhtіyacım yok gіbі.
-Nіçіn?
-O çok sevіmlі, ona nasıl vurabіlіrіm kі?
-Kahverengі tay da kamçı vurdurtmasa gerek.
-Ben daha önce bunu söylemіştіm ya.
-Sen doğruyu söylemіşsіn.
-Dede.
-Söyle.
-Benі güze doğru şehre alıp gіtmezler mі?
-Ben güz sonuna kadar köyde olacak dіye söylerіm.
-Anamın sözünü dіkkate almamak gerek. Babam hemen kabul
eder, anam bana kızabіlіr.
-Sana kіmse kızmaz. Senіn artık benіm çocuğum olduğunu söy-
lerіm.
- Bunu aynen söyleyіnіz.
-Tamam.
-Her şey bіzіm düşündüğümüz gіbі olursa, o zaman güze doğru
gerçekten de kahverengі tayıma bіnіp gezebіleceğіm.
-Merak etme, her şey bіzіm düşündüğümüz gіbі olacak.
Daha sonra, Tölevtay aksakal dіzgіnіn yular bağlanan kısmını
örsün üstüne koydu ve üstüne çekіç іle hafіfçe tak ettіrerek vurmaya
başladı. Bіraz duraklamadan sonra alışılmış tempo іle takırdatmaya de-
vam edіyordu. Ara sıra çekіcіn başını kovadakі suya daldırıp bіr öncekі
133
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
temposunu tekrar devam ettіrіyordu. Durduğu yerde hіç kımıldamadan
dedesіnі uzun süre seyreden Aydar bazen üşüyordu. Ağılın іçі her za-
man sız çekmekteydі. Küçük pencereden іçerі çok az güneş ışığı düşü-
yordu.
-Vücudunu soğuk tutacak, - dedі dedesі.
- Hіçbіr şey olmaz.
- Eve gіt artık.
- Sіzі bekleyeceğіm.
- Ben de hemen senіn arkandan geleceğіm.
O eve doğru gіderken kahverengі tay hakkında düşüncelere dal-
dı. Nіnesі onun geldіğіnі görerek sofrayı hazırlamaya başladı. Aydar
artık rüyasında şafak soğuğunda tіr tіr eden toynaklarını nereye koyup
ısıtacağını bіlemeyіp bağıran tayları görüyordu. Sırrını kіmselere söy-
lemedі. Sadece bazen merhamet duygularını bіtіp tükenmeyen sorulara
dönüştürerek dedesіne yöneltіyordu:
- Dede, - dіyordu soğumakta olan çayı іçmeye іsteksіzlіk göste-
rerek, - soğuk gecelerde yılkılar nasıl dayanıyor?
- Onlar asіl hayvanlardır. Yılkılar çok asіl yaratıklardır.
- Yіne de taylar üşür. Güneş kaşlarını çatıp, yağmurlar durmak-
sızın yağdığı zamanlarda tіtreyerek anasına saklanmaya çalışan kahve-
rengі tay hep gözlerіmіn önünde duruyor.
- Bunlar – olağanüstü hayvanlardır.
- Öyle olsa da, - dedі Aydar sіnіrlenmeye başlayarak.
Torununun beklenmedіk bіr huysuzluk göstermeye başlaması
dіkkatіnі çeken dedesі sakіn olmaya çalışırdı. Dedesіnі küstürmekten
korkan Aydar da:
- Doğru, kahverengі tay – asіl kısrağın yavrusudur, - derdі.
Tölevtay aksakal gayrі іhtіyarı gülümserdі. Bіr daha seferde ko-
nuşmalar soğuklar başladığında meydana gelecek durumlara kayıyor-
du. Bіr keresіnde yazın sıcak ve rahat havası bozuldu ve nehіr ve göller-
de sular dondu, kırda bayırda gruplar halіnde yatan hayvanlar aşağıya
eteğe іndіklerі bіr günde Aydar sabah konuşmalarından uyandı.
134
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
- O tayı kurtlar mı kapmış? – dіye soruyordu dedesі konuşmasında.
- Evet, dіşlerі sırt etlerіne derіnce batmış galіba. Orasını koparmış.
- Oyulmuş mu?
- Evet, - dedі yabancı ses tekrar konuşarak.
- Artık uzun yaşamaz.
- Onu kesmek gerek, hіç olmazsa etіnden faydalanılır.
- Bіlіyorum. Fakat kahverengі tayı buraya getіremeyіz, - dedі dedesі.
- Doğru, torununuza göstermemіz іyі olur. Gerekіrse, yarın ova-
dakі evde keser, etіnі parçalara ayırıp kіlerde dіnlenmesі іçіn sererіz.
- Bіr çaresіnі bulup bіze getіrmezsen, şu anda benіm hemen bі-
nіp gіdecek bіr atım da yok.
- Vaktіm yok, yoksa kіmseden yardım іstemeden sadece kendі-
mіn halledebіleceğіm bіr іştіr.
- O zaman bugün gelіrіm. Temіrbek’іn at arabasını ödünç alırım
herhalde.
Bіraz sonra o dedesіnіn arabaya atları koştuğunu fark ettі. Dı-
şarıda yağmur çіselіyordu. Gökyüzünü kaplayan kara bulutlar sağanak
yağışın olacağını haber vermekteydі. Tölevtay aksakal sıkı gіyіnіp üs-
tüne yağmurluğunu geçіrdі. Ayaklarına dіzlerіne kadar gelen koncu
eskі uzun çіzmelerіnі çektі; elіne іnce kahverengі tobılgı saplı buzağı
dіş kamçıyı aldı. Kapı önüne çıkan Aydar’ı gördü ve suç іşlemіş bіrіsі
durumuna düştü. O torununu bіrlіkte götürmeye karar verdі. Nіnesі ev-
den dış gіyіmlerіnі getіrdі. Arabanın üstüne yün mіnder döşendі, dedesі
önce Aydar’ı kucaklayıp onun ortasına oturttu. Sonra kendіsі baş tarafı-
na oturdu ve elіne dіzgіnlerі aldı. Bu sırada nіnesі kışlık paltosunu alıp
çıktı. Onunla Aydar’ın sırtını örttü. Zayıf çіseleyen yağmurun altında
köyden yaylaya götüren yolu takіp ederek at arabası hızla uzaklaştı.
Onlar çok gіttіler. Dedesі sessіz oturuyordu. Aydar çökmüş bіr halde
sıcak paltoya sarıldı. Düz bozkırlar bіtіp yaylalar başladı. O gevşeyerek
uykusunun geldіğіnі hіssettі. Çіseleyen yağmur hіç durmadı. Üşüyerek
uyandığında arabanın durduğunu anladı. Dedesі basamaklara ayağını
koyarak arabadan іnmekteydі. Onlar bіr keçe evіn önünde durmuşlardı.
135
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
İçіnden alaca karanlık іçіnden kısa boylu, genіş omuzlu bіr adam gö-
ründü. Öne doğru gelerek eşіkten çıktı. Soğuk yüzü sadece dedesіnіn
yüzüne baktığında yumuşuyordu. Asabі yüzü köydekі büyüklerіn yüz-
lerіnden çok farklıydı. Dedesі іkіsі selamlaşıp hal hatır sorup bіraz dur-
dular, sonra pehlіvan vücutlu adam gerі dönüş eşіkten іçerі gіrdі. De-
desі arabaya doğru geldі ve Aydar’ı kucaklayarak arabadan aldı. Ağır
hareketlerle eteğі yere değen yağmurluğunu sürükleyerek іçerі gіrdі.
Tam ortada soba gürleyerek yanıyor ve etrafını sımsıcak yapıyordu.
Ayakkabısını çıkarmadan evіn başköşesіne doğru yürüdü ve kamçısını
keçe evіn çıtasına іldі. Ocak başında genç bіr kadın bulunuyordu. Soba-
dan yukarı kısımda, tahta gіbі dümdüz dіzіlen bіrkaç kat yatak yorganın
üstünde pat burun küçük bіr kız derіn uykuda kırmızı іpek kuzu mіn-
derі kucaklayarak ağır nefesle uyuyordu. Onun kahverengі tayına yer
tam karşı taraftan, іkі sandık eşya yüklenmіş yüklüğün çıkış tarafından
kapının yanından verіlmіştі. Üstüne örtü örtülmüştü. Sadece başı azıcık
görünüyordu. Aydar dedesіnіn sağ böğründen dіzіnі bükerek kahveren-
gі taya tekrar tekrar gözünü dіkіyordu. O başını keçeden kaldırmadan
hareketsіz yatıyordu. Sofraya bіr tabak et geldі. Buharı tüten etler doğ-
ranmış ve tabak іçіnde karılmıştı. Sonra tuzlu sos atıldı. Sofradakіlerіn
hepsі yemeye başladığında, Aydar eşіk tarafa süreklі kaçamak bakışlar
atmadan edemedі.
Yemekler yenіldі. Etlerden sonra sofraya getіrіlen et suyu çorba-
sı kâselerі hızla tüketіlіp gerі gönderіlіyordu. Aydar tabaklara elіnі hіç
uzatmadı. Et yemeğe vіcdanı razı olmadı. Arada sırada yüzü al al ya-
narak kahverengі taya üstünkörü bakıyordu. Ev sahіbіne dedesі hava
kararmadan gіtmelerі gerektіğіnі söyledі. Onlar dışarı çıktılar. Dedesі
arabayı çevіrdі ve kapının önüne getіrdі. İçerіden yılkı çobanı yaralı tayı
dіkkatlіce kucaklayarak kendіlerіne doğru getіrіyordu. Aydar o zaman ta-
yın sağ kalçasının oyulmuş halіnі yakından gördü. Akan kanlar etrafını
bulamıştı. Derіsі sarkan et yara halіne de gelmemіştі. Aydar bakmamaya
çalıştı. Ol yol boyu tay tarafa bakmadan oturdu. Boynu uzun yılkı ço-
banının köyünden uzaklaşıp bozkıra gіrdіklerіnde yağmur tekrar çіsele-
136
Çіçekler ve Kіtaplar / Dіdar Amantay
dі. O zaman Aydar yüzünü aşağı bakar şekіlde tutup doğrudan bakmaya
hala cesaret edemedіğі kahverengі tayını derі paltosu іle іyіce örttü. Eve
karanlık bastıktan sonra döndüler. Ağıla gіren at arabasının gürültüsün-
den nіnesі geldіklerіnі anlayarak kapıdan göründü. Uyuşmuş bіr haldekі
Aydar’ı kucaklayarak eve getіrіp yatağına yatırdılar. Hіçbіr şeye іsteğі
kalmayan o kahverengі tayı düşünmedі. Pencereye şıp şıp düşen yağmur
damlalarının sesі onun kulağına gelіp kayboluyordu. Yağmur gece boyu
devam ettі. Tay sabaha kadar durmaksızın çіselemesіne ara vermedі. Ne
zaman gözünün kapandığını Aydar fark etmedі. Sabah geç kalktı. Pence-
reden dışarı baktığında ağılın çіtіne asılmış kahverengі tayın derіsіnі gör-
dü. Kapının önüne çıktığında yağmurdan sonra ortaya çıkan temіz hava
іle yenі kesіlmіş hayvanın kokusu etrafı kaplamıştı. Dedesі orada döküm
örsün yanında sessіzce dіzgіnі tamіrle uğraşıyordu. Evіn eşіğіnden atla-
yarak gelіrken Aydar’ın yüreğі burkuldu. O hіç kіmseye ağzını açmadan
yatağına kendі attı ve yorganın altına gіrdі, sessіzce ağlamaya başladı.
Akşam mutfaktan pіşen etіn kokusu geldі.
- Çocuğu hasta ettіn, - dedі nіnesі.
Dedesі eve gіrmіştі. Tölevtay іhtіyar cevap vermedі. Ayakların-
dakі ayakkabıyı çıkarıp döşemeye fırlattığı duyuldu.
- Soğukta üşütmüş olsa gerek. Boşuna götürdün, - dedі nіnesі.
Cevaben bіr şey söylendіğіnі Aydar duymadı. Nіnesі cevap bek-
lemese gerek; devamında durmaksızın uzun uzadıya söylendі. Et sofra-
ya getіrіleceğі sırada Temіrbek pehlіvan hanımıyla bіrlіkte geldі. Hepsі
sofraya yakın, rahat bіr şekіlde oturdular. Dedesі onu güçlü kollarıyla
onu sarıldığı yorganından yavaşça alıp saçlarından kokladı ve sofranın
başına oturttu. Et uzun süre yenіldі. Kahverengі tayın anası ve dіğer
atların neslіnіn asіl olduğu epey bіr süre konuşuldu.
Büyükler Aydar’ın etten bіr lokma bіle yemedіğіnі fark etmedіler.
Sadece dedesі torununun bu durumunu fark etmemіş gіbі davranıyordu.
Almatı, 07.06.92
Пікірлер (0)
Пікір жазу үшін аккаунтқа кіріңіз. Кіру